Öteki Palyaço

Mehmet Güreli - 30.08.2008
 
Share/Save/Bookmark Arkadaşına gönder Yazdır Yazı boyutunu küçült Yazı boyutunu büyült 


Vapurda yıllar önce okuduğum bir hikâye geldi aklıma...


...


Müthiş bir palyaço o...


Onu izlemek için insanlar saatlerce kuyruklarda bekliyor.


Her gece onun için doluyor sirk.


Çocukların çığlıklar attığı muhteşem saatler...


Gösteri sonunda herkesin yüzünün güldüğü, evlerine mutlu döndüğü günler...


Böylece yıllar geçiyor.


Bir gece salondaki boşluklar dikkati çekecek kadar belirginleşmeden bir şeyler sezmeye başlıyor.


Kahkahaların eskisi kadar güçlü olmadığını, çınlamadığını, kimseyi pek güldüremediğini hissediyor palyaçomuz. Zamanında herkesin mutluluk kaynağı, esprilerine karşılık bulamıyor artık. Döneminin sona erdiğini kabullenmekten başka çaresi kalmadığını hissediyor. Bunu sineye çekmeye hazır değil ama başka bir yol da görünmüyor.


Çok sevdiği sirkten kopmakta olduğunu hissediyor.


Ve patronun onu görmek istediği an her şey bitiyor.


Yollara düşüyor, bir serseri gibi yıllarca sokaklarda dolaşıyor, küçük işlerle yaşamını sürdürüyor.


...


Zamanla, yeteneğini kaybetmiş olmanın acısını bile unutuyor. Bir gün dolaşırken ayakları onu geçmiş yıllara sürüklüyor, eski çalıştığı sirkte buluyor kendini. Belki eski mutlu saatlerinin kokusu çekiyor onu, belki de anlatamayacağı bir duygu.


Şehrin her yanında, yerini alan palyaçonun başarısı konuşuluyor. Ama sirke vardığında garip bir havayla karşılaşıyor. Palyaçonun hastalandığı ve gösteriye çıkamayacak kadar da ağır olduğu söyleniyor. Bu sırada karşısında eski patronunun çaresiz ve tedirgin yüzünü görüyor. Patronu onu hemen tanıyor, kendisine doğru yürürken, aklından hiçbir şey geçmemesine rağmen, sıkıldığını hissediyor. Patronu hemen konuya giriyor: “Bu gece onun yerine geçer misin? Tabii onun makyajıyla...”


Hiç düşünmeden,”evet”, diyor ve hazırlanmak için gözden kayboluyor.


Yıllar sonra başka biri gibi yeniden sahneye çıkma düşüncesi kafasını karıştırıyor, ama gösteri saati yaklaştıkça heyecanı, buruk bir sevince dönüşüyor. “Her şeye bedel bir duygu, insanları bir kez daha güldürmeyi denemek”, diye düşünüyor. Aslında neler yapabileceğini de pek kestiremiyor. Hasta palyaçoyu yıllar önce sadece bir kez izleyebildiğinden, neler yaptığını hatırlamıyor bile. Ama sahneye çıktığı eski günlerdeki gibi, içinde büyük bir güvenle ilk kahkahanın ateşlemesine duyduğu inancın sesini duyuyor. Beyninden vücuduna yayılan da ilk hareketinin seyircileri büyülemesi için beklediği bir kıvılcım.


Gösteri saati gelip çattığında her şey dağılır ve toparlanır palyaçonun beyninde. Tüm zamanlarının en yüksek noktasına ulaşır. Her hareketi çarpar seyirciyi, kahkahalar zincirleme kaplar her yanı. Alkışlar, çığlıklarla ayrılır pistten...


Gece uyuyamaz heyecandan.


Ertesi gün herkes palyaçonun kendini aştığından, muhteşem bir performans gösterdiğinden söz etmektedir. Ve teklif çabuk gelir, çünkü hasta palyaço ölmüştür. Kendisinden öbür palyaço olarak devam etmesi istenir. Oysa yaptıkları tamamen kendisine ait, kendi yarattıkları, kendi buluşlarıdır. Patrona döner ve, “başkası olarak kendim olamam”, der ve yine yollara koyulur.






 

TRAPEZ

 

Mehmet Güreli

 
E-Mail Gönder
 
 



Diğer haberler
- BUGÜNKÜ YAZARLAR
-
Murat Belge TÜRKİYE'NİN HALLERİ
Murat Belge
Ahmet Altan KUM SAATİ
Ahmet Altan
Yasemin Çongar YA DA
Yasemin Çongar
Neşe Düzel PAZARTESİ KONUŞMALARI
Neşe Düzel
Süleyman Yaşar BU GÜN
Süleyman Yaşar
Etyen Mahçupyan MÜLAYİM
Etyen Mahçupyan
Alper Görmüş MEDYAİRONİK
Alper Görmüş
Ayşe Hür TARİH DEFTERİ
Ayşe Hür
Gökhan Özgün MÜREKKEP
Gökhan Özgün
Halil Berktay OKUMA NOTLARI
Halil Berktay
Markar Esayan ARADA
Markar Esayan
Nabi Yağcı NEDEN OLMASIN
Nabi Yağcı
Lale Kemal BAKIŞ ACISI
Lale Kemal
Amberin Zaman ARAF'TAN
Amberin Zaman
Cemil Ertem EKONOMİ POLİTİK
Cemil Ertem
Temel İskit YAZI
Temel İskit
Yıldıray Oğur MANİFESTOM
Yıldıray Oğur


 
 

Telif Hakkı © 2008 Taraf Gazetesi - Tüm hakları saklıdır.

#