Tabii, hep böyle bir tedirgin halimiz var.
Öylesine kuralsız bir yerde yaşıyoruz ki biraz sonra ne olacağını kimse kestiremiyor.
Şemdinli’yi hatırlasanıza.
Birileri bomba atarken suçüstü yakalandı.
Tek başlarına hareket edebilecek insanlar değillerdi.
Savcı, “bu işin sonu Ankara’ya uzanıyor” dedi.
Ne oldu?
Sanıklar serbest kaldı.
Savcı mahkûm olup işinden atıldı.
Burada, böyle bir tecrübeden sonra hukuki konularda güvenli olmak mümkün mü?
Mümkün değil elbette.
Ergenekon savcısı Öz hakkında “soruşturma açılacağını” duyunca da birçok insan “gene mi” diye sordu kendine.
Sormakta haklıydılar.
Çünkü daha geçenlerde Genelkurmay, Ergenekon sanıklarına “resmî” bir ziyaretçi göndermişti.
Bu ziyaretin bir mesaj olduğu açıktı.
Aynen, daha önce de bir generalin Şemdinli sanıkları için, “tanırım, iyi çocuklardır” demesi gibi...
Ama bu sefer, Şemdinli’nin tekrarını yaşamadık.
Siyasi iktidar, savcıya sahip çıktı.
Ergenekon çekişmesinin öyle kolayından bitmeyeceği bu son “general ziyaretiyle” ortaya çıktı.
Bu çeteyi hukukun elinden kurtarmak isteyen birileri olduğu çok açık.
Bunların amaçlarını gerçekleştirmelerine izin verecek bir siyasi iktidarın varlığını sürdüremeyeceği de aynı derecede net.
Çünkü çetenin görünen hedefi zaten bir darbe tezgâhlayıp, halkın oyuyla iktidara gelenleri oradan devirmek.
Şemdinli de büyük bir ihtimalle buna benzer bir hesabın ürünüydü.
İktidar, o olayda gerekli tavrı gösterememişti.
Zaten ondan sonra da başı dertten pek kurtulmadı.
Ondan ders alınmış olmalı ki Ergenekon’da daha sağlam duruluyor.
Ama burada sağlam durabilmek için bazı şartları yerine getirmek gerekiyor.
Bir kere yolsuzluk iddialarını ciddiye almak zorunda iktidar.
Bu iddiaların her biri onun gücünü eksiltiyor çünkü.
Sadece bir iktidarın, bir siyasi partinin değil “halkın iradesinin” de yaralandığı bir durum bu.
Ve, Ergenekon gibi bir güce karşı yaralı bir halde karşı çıkmak çok kolay değil.
Bu yarayı hemen sağaltmaları gerekiyor bence.
Deniz Feneri yolsuzluğunun Türkiye ayağı çok süratle soruşturulmalı.
Bağlantılar ortaya çıkarılmalı.
Yargı yolu açılmalı.
Siz, ciddi bir yolsuzluk iddiasının üstüne gitmeden, Ergenekon’un üstüne gidemezsiniz.
Birincisi, halk nezdinde güvenilir olmaktan çıkarsınız...
Ki Ergenekon gibi bir örgütle dövüşürken halkın tam desteğine sahip olmak çok önemli.
İkincisi, kavganın en ciddi hamlelerinde karşınıza “yolsuzluk” iddiaları çıkar.
Eliniz ayağınız bağlanır.
Deniz Feneri davası, sadece bir medya grubunun “niyetiyle” açıklanabilecek bir durum değil.
İddialar çok vahim.
Üstelik ortada itiraflar var.
Belgeler var.
Eğer siyasi iktidarın bu konuyla ilgili gocunacak bir yanı yoksa hukukun gereğini yerine getirmeli.
Yok, henüz ortaya çıkmamış bir bağları varsa, o zaman da nasıl olsa o bağ su üstüne çıkar yakında, bağı olan kimse kurtulamaz.
Eğer böyle bir “bağ” yoksa, bir bağ varmış duygusu yaratacak biçimde davranmanın kime yararı olacak?
Herhalde hükümete değil.
Bu iktidar, Ergenekon meselesinde sağlam duruyor.
Yeni genelkurmay başkanının “açık” mesajına rağmen gerilemediler.
Halkın iradesiyle iktidara gelenlerin, bu iradeyi yönetime yansıtmakta kararlı olduğunu gösteren bir davranış bu.
Burada gerçekten kuvvetli olmak zorundalar.
Bu da temizlikle, hukuka her konuda riayetle mümkün.
Ergenekon’daki sağlamlığı Deniz Feneri’nde de göstermenin tam zamanı.
Hukuk yarı yarıya olmaz.
Bir bütündür.
Biliyorum, bu ülkenin yöneticileri bunu bir türlü kavramıyor.
Ama bunu kavramamak hem iktidara, hem de ülkeye pahalıya patlar bu sefer.
Ergenekon’un ardında büyük güçler var.
Onlar ancak dürüstlükle, kararlılıkla, sağlamlıkla geriletilebilir.
Burada zaafa yer yok.
Bu gerçeği kavramamak ise en büyük zaaf olur.