Reklam | Künye | İletişim 12 Mart 2010 Cuma 07:39
Haber Ara :
taraf
ÜYE GİRİŞİ

Üye OL | Şifre Hatırlat
Anasayfa Ekonomi Politika Güncel Dünya Spor Sağlık Yaşam Bilim ve Teknoloji Kültür ve Sanat Eğitim i Yazı Dizis Her Taraf Yazarlar
ahmet_altan KUM SAATİ 19.09.2008
Ahmet Altan
Genç subaylar

Ben askerdeyken çok sevdiğim, babayiğit, hoşsohbet bir yüzbaşım vardı.

“Bütün teğmenler Harp Okulu’ndan birer Napolyon olarak çıkar” derdi.

Gerçekten de genç bir subayın okuldan mezun olup, omuzlarına ilk yıldızını, beline altın yaldızlı meçini taktığı günü düşünsenize.

İçi hayallerle doludur.

Başı diktir, göğsü şişkin, artık bambaşka bir âlemin kahramanıdır o, gideceği ilk kıtadaki erlerinin “komutanıdır”, savaşlara katılacaktır, ülkesini kurtaracaktır, ailesine, ülkesine, sevdiklerine layık olacak, onları koruyacaktır.

Güven ve gururla yürür yollarda.

Annesi o ilk günün şerefine ona en sevdiği yemekleri yapmıştır, babası açıkça bir şey söylemese de oğlunun subaylığıyla “iftihar” ettiği her halinden bellidir, çocukluğu boyunca beklediği o gizli saygıyı belki de ilk kez o gün görür babasından, akrabalar, komşular kutlamaya gelir, mahallenin genç kızları o geçerken gözlerini süzerler.

O gün, başarıyı ve mutluluğu ruhunun her katresinde hisseder.

Bu, güzel bir duygudur.

Sadece bizim ülkemizde değil, dünyanın bütün ülkelerinde genç subaylar sanırım böyle hissederler.

Ülkesi için hayatını feda etmeye razı olmanın getirdiği sorumluluğu sevinçle sırtlanırlar.

Ve, her zaman, her yerde saygı görürler.

Bu saygıyı da hak ederler.

Çünkü “hayatlarını ortaya koyacakları” bir meslek seçmişlerdir.

Askerliğin bu yanı etkileyicidir gerçekten.

Bu yiğit ve fedakâr yanı.

Ama ne yazık ki bizim ülkemizde bu genç subayların, kökünü askerlik mesleğinden alan bu haklı sevinci ve gururu taşımasına çok fazla izin verilmez.

Çünkü onlara sadece “vatanları için sınırlarda dövüşmeleri” değil, bir de “aslında vatanın asıl sahiplerinin onlar olduğu” öğretilir.

Belki bu, genç subayların gururlarını biraz daha fazla okşar ama mesleklerindeki ilk çatlak da bu yanlış eğitimden kaynaklanır.

Çünkü vatanın asıl sahibi onlar olduğu için sadece askerliği değil, bir yandan da politikayı izlemeye başlarlar.

Politika konusunda ezberlenmiş fikirler edinmek, askerlik mesleğinin inceliklerine yeni unsurlar eklemeye uğraşmaktan daha kolay ve genç bir insan için çok daha çekicidir.

“Sivillerin” her an vatanı satabilecekleri, asla çok dürüst ve akıllı olmadıkları, cahil oldukları da söylenir onlara.

Kuşkuyla bakmaya başlarlar ülkenin sivil yöneticilerine.

Hayalleri sanırım bu noktada değişmeye başlar.

Sınırlarda hayatını oraya koyma, yiğitleşme, cesaret gösterme, askerlerini ve vatanını kurtarma hayallerine, devlete biçim verme, devleti yönetme hayalleri de karışır.

Sonra da adım adım kendi gerçek mesleklerinden uzaklaşıp politikanın tatsız sularında gezinmeye başlarlar.

Askerlikten çok politika konuşurlar.

O gururla dolu ilk günlerindeki askerlik hayalleri, günlük eğitimlerin biteviyeliğine sıkışıp solmaya koyulur, eğitim saatlerinden sonra konu artık politikadır.

Politik konulara abandıkça askerliğin o kutsal cesaretinden ve fedakârlığından uzaklaşıp sıradan meselelere dalarlar.

Üstelik akıllarında “düşmana” karşı dövüşme yerine, “bu akılsız sivillerin beceriksizliğine son verme” düşünceleri dolaşır.

Bir kısmı bunun için “gizli” örgütlere de girerler.

O gizli örgütler zaten bu ülkede çok eski bir geleneğin uzantısıdır.

12 Mart döneminde Selimiye’de gördüğüm bir sahneyi hatırlarım hep.

Mehmet’le birlikte o koca kışlanın önünde, bir sabaha karşı siyah bir arabayla götürülen babamın izini ararken başımızı kaldırıp, demir parmaklıklı pencereleri olan o büyük duvarlara bakmıştık.

Bütün parmaklıklarda beyaz eldivenler vardı.

Gözaltına alınan denizci genç subaylar, o parmaklıklara tutunup dışarıyı seyretmeye çalışıyorlardı.

Biz onları değil, sadece parmaklıklara asılı kalmış gibi görünen beyaz eldivenlerini görüyorduk.

O sahneyi hiç unutmadım.

Pencereler boyunca beyaz eldivenler.

Dün altı genç subay gözaltına alındı.

İçim bir cız etti.

Onların ilk günkü hayallerini, ailelerinin sevinçlerini, gururlarını düşündüm.

Onlar şimdi gizli bir örgütün üyesi olmaktan sorguya çekiliyorlar.

Suçlu bulunurlarsa bütün gelecekleri yanacak.

O kadar gençler ki içlerinde bir kötü niyet olma ihtimali yok.

Onlara “siz vatanın asıl sahibisiniz” denmişti, onlar da vatanın sahibi gibi hareket etmenin, gizli örgütlere katılıp vatanı “akılsız sivillerden” kurtarmak olduğunu sanmışlardı.

Yanlış bir eğitim, yanlış bir sonuç vermişti.

Daha önceleri de “darbe” girişimleri hazırlayanlar, gazetelere “genç subaylar rahatsız” diye manşetler attırıp, bir zemin yaratmaya uğraşmışlardı.

Şimdi anlaşılan o “genç subayları” bizzat işin içine sokmuşlardı.

Ne insafsızlar.

O çocukların hayatlarını söndürecekler.

Bu genç çocuklara rahat vermelerini istiyorum.

Onlar o okullara asker olmak için gittiler, bunun için okudular, bunun için çalıştılar, bırakın da asker olsunlar.

Onlara askerliği öğretin, politikacılığı değil.

Artık beyaz eldivenler asılmasın o demir parmaklıklara.

 

Diğer Ahmet Altan Makaleleri:
  1. Taş ve ayna - 11.03.2010
  2. Yalanlar - 10.03.2010
  3. İmparatorluk ve insan - 09.03.2010
  4. Nefret, Futbol ve Yargı... - 07.03.2010
  5. Soykırım - 06.03.2010
  6. Kriz - 05.03.2010
  7. Sivil Darbe - 04.03.2010
  8. Kürtler ve demokrasi - 28.02.2010
  9. Öyleyse ne - 27.02.2010
  10. Röntgen... - 26.02.2010
  11. Bir susun - 25.02.2010
  12. Amaç bu... - 24.02.2010
  13. Kırılma - 23.02.2010
  14. Giremezlerdi - 21.02.2010
  15. Böyle değişir - 20.02.2010

 
 
Ahmet Altan KUM SAATİ
Ahmet Altan - 11.03.2010
Taş ve ayna
Süleyman Yaşar BU GÜN
Süleyman Yaşar - 11.03.2010
IMF niye Türkiye’yi istemiyor
Halil Berktay OKUMA NOTLARI
Halil Berktay - 11.03.2010
Ütopya ve eleştiri
Markar Esayan ARADA
Markar Esayan - 11.03.2010
Ölüleri, usulüne uygun gömmeden
Nabi Yağcı NEDEN OLMASIN
Nabi Yağcı - 11.03.2010
Korku, insanı unutturur
Yıldıray Oğur MANİFESTOM
Yıldıray Oğur - 11.03.2010
Hazine’den gelen paraları nasıl yiyip içtik
Dr. Sivilay Genç SİVİLAY ABLA
Dr. Sivilay Genç - 11.03.2010
Çarşaf provokasyonu
Sezin Öney YENİ AVRUPA
Sezin Öney - 11.03.2010
Yalanlar imparatorluğu
Mithat Sancar MEO VOTO
Mithat Sancar - 11.03.2010
Yollar ve sonlar
Erol Katırcıoğlu ARAYIŞ
Erol Katırcıoğlu - 11.03.2010
Demokrasiye geçerken
Janet Barış FRAGMAN
Janet Barış - 11.03.2010
Oscar’lar yine gitti
Telesiyej TELESİYEJ
Telesiyej - 11.03.2010
Televizyon dizilerimizde neden yok listesi çoktur
Aydan Çelik ŞEYTAN ARABASI
Aydan Çelik - 11.03.2010
Cansız Atlar Zamanı

Tüm Yazarlar >>  

Anasayfa | Ekonomi | Politika | Güncel | Dünya | Spor | Sağlık | Yaşam | Bilim ve Teknoloji | Kültür ve Sanat | Eğitim | Yazı Dizisi | Her Taraf | Yazarlar
Reklam | Yazarlar | Künye | RSS