Reklam | Künye | İletişim 20 Mart 2010 Cumartesi 14:49
Haber Ara :
taraf
WEB SİTEMİZ YENİLENİYOR!
Taraf.com.tr ile ilgili görüş ve düşüncelerinizi
bize iletmek için tıklayın.
ÜYE GİRİŞİ

Üye OL | Şifre Hatırlat
Anasayfa Ekonomi Politika Güncel Dünya Spor     Yaşam Bilim ve Teknoloji Kültür ve Sanat Eğitim i Yazı Dizis Her Taraf Yazarlar
ahmet_altan KUM SAATİ 19.09.2008
Ahmet Altan
Genç subaylar
Yazdır
Yazıyı Paylaş:

Ben askerdeyken çok sevdiğim, babayiğit, hoşsohbet bir yüzbaşım vardı.

“Bütün teğmenler Harp Okulu’ndan birer Napolyon olarak çıkar” derdi.

Gerçekten de genç bir subayın okuldan mezun olup, omuzlarına ilk yıldızını, beline altın yaldızlı meçini taktığı günü düşünsenize.

İçi hayallerle doludur.

Başı diktir, göğsü şişkin, artık bambaşka bir âlemin kahramanıdır o, gideceği ilk kıtadaki erlerinin “komutanıdır”, savaşlara katılacaktır, ülkesini kurtaracaktır, ailesine, ülkesine, sevdiklerine layık olacak, onları koruyacaktır.

Güven ve gururla yürür yollarda.

Annesi o ilk günün şerefine ona en sevdiği yemekleri yapmıştır, babası açıkça bir şey söylemese de oğlunun subaylığıyla “iftihar” ettiği her halinden bellidir, çocukluğu boyunca beklediği o gizli saygıyı belki de ilk kez o gün görür babasından, akrabalar, komşular kutlamaya gelir, mahallenin genç kızları o geçerken gözlerini süzerler.

O gün, başarıyı ve mutluluğu ruhunun her katresinde hisseder.

Bu, güzel bir duygudur.

Sadece bizim ülkemizde değil, dünyanın bütün ülkelerinde genç subaylar sanırım böyle hissederler.

Ülkesi için hayatını feda etmeye razı olmanın getirdiği sorumluluğu sevinçle sırtlanırlar.

Ve, her zaman, her yerde saygı görürler.

Bu saygıyı da hak ederler.

Çünkü “hayatlarını ortaya koyacakları” bir meslek seçmişlerdir.

Askerliğin bu yanı etkileyicidir gerçekten.

Bu yiğit ve fedakâr yanı.

Ama ne yazık ki bizim ülkemizde bu genç subayların, kökünü askerlik mesleğinden alan bu haklı sevinci ve gururu taşımasına çok fazla izin verilmez.

Çünkü onlara sadece “vatanları için sınırlarda dövüşmeleri” değil, bir de “aslında vatanın asıl sahiplerinin onlar olduğu” öğretilir.

Belki bu, genç subayların gururlarını biraz daha fazla okşar ama mesleklerindeki ilk çatlak da bu yanlış eğitimden kaynaklanır.

Çünkü vatanın asıl sahibi onlar olduğu için sadece askerliği değil, bir yandan da politikayı izlemeye başlarlar.

Politika konusunda ezberlenmiş fikirler edinmek, askerlik mesleğinin inceliklerine yeni unsurlar eklemeye uğraşmaktan daha kolay ve genç bir insan için çok daha çekicidir.

“Sivillerin” her an vatanı satabilecekleri, asla çok dürüst ve akıllı olmadıkları, cahil oldukları da söylenir onlara.

Kuşkuyla bakmaya başlarlar ülkenin sivil yöneticilerine.

Hayalleri sanırım bu noktada değişmeye başlar.

Sınırlarda hayatını oraya koyma, yiğitleşme, cesaret gösterme, askerlerini ve vatanını kurtarma hayallerine, devlete biçim verme, devleti yönetme hayalleri de karışır.

Sonra da adım adım kendi gerçek mesleklerinden uzaklaşıp politikanın tatsız sularında gezinmeye başlarlar.

Askerlikten çok politika konuşurlar.

O gururla dolu ilk günlerindeki askerlik hayalleri, günlük eğitimlerin biteviyeliğine sıkışıp solmaya koyulur, eğitim saatlerinden sonra konu artık politikadır.

Politik konulara abandıkça askerliğin o kutsal cesaretinden ve fedakârlığından uzaklaşıp sıradan meselelere dalarlar.

Üstelik akıllarında “düşmana” karşı dövüşme yerine, “bu akılsız sivillerin beceriksizliğine son verme” düşünceleri dolaşır.

Bir kısmı bunun için “gizli” örgütlere de girerler.

O gizli örgütler zaten bu ülkede çok eski bir geleneğin uzantısıdır.

12 Mart döneminde Selimiye’de gördüğüm bir sahneyi hatırlarım hep.

Mehmet’le birlikte o koca kışlanın önünde, bir sabaha karşı siyah bir arabayla götürülen babamın izini ararken başımızı kaldırıp, demir parmaklıklı pencereleri olan o büyük duvarlara bakmıştık.

Bütün parmaklıklarda beyaz eldivenler vardı.

Gözaltına alınan denizci genç subaylar, o parmaklıklara tutunup dışarıyı seyretmeye çalışıyorlardı.

Biz onları değil, sadece parmaklıklara asılı kalmış gibi görünen beyaz eldivenlerini görüyorduk.

O sahneyi hiç unutmadım.

Pencereler boyunca beyaz eldivenler.

Dün altı genç subay gözaltına alındı.

İçim bir cız etti.

Onların ilk günkü hayallerini, ailelerinin sevinçlerini, gururlarını düşündüm.

Onlar şimdi gizli bir örgütün üyesi olmaktan sorguya çekiliyorlar.

Suçlu bulunurlarsa bütün gelecekleri yanacak.

O kadar gençler ki içlerinde bir kötü niyet olma ihtimali yok.

Onlara “siz vatanın asıl sahibisiniz” denmişti, onlar da vatanın sahibi gibi hareket etmenin, gizli örgütlere katılıp vatanı “akılsız sivillerden” kurtarmak olduğunu sanmışlardı.

Yanlış bir eğitim, yanlış bir sonuç vermişti.

Daha önceleri de “darbe” girişimleri hazırlayanlar, gazetelere “genç subaylar rahatsız” diye manşetler attırıp, bir zemin yaratmaya uğraşmışlardı.

Şimdi anlaşılan o “genç subayları” bizzat işin içine sokmuşlardı.

Ne insafsızlar.

O çocukların hayatlarını söndürecekler.

Bu genç çocuklara rahat vermelerini istiyorum.

Onlar o okullara asker olmak için gittiler, bunun için okudular, bunun için çalıştılar, bırakın da asker olsunlar.

Onlara askerliği öğretin, politikacılığı değil.

Artık beyaz eldivenler asılmasın o demir parmaklıklara.

 

Diğer Ahmet Altan Makaleleri:
  1. Başbakan - 20.03.2010
  2. Müslümanlık ve milliyetçilik - 19.03.2010
  3. Benim memleketim... - 18.03.2010
  4. Yalancılık - 17.03.2010
  5. İyi çocuklar bitmiyor - 16.03.2010
  6. Bir deli aranıyor - 14.03.2010
  7. Acemi AKP - 13.03.2010
  8. Biz de onları öldürelim Turhan Bey - 12.03.2010
  9. Taş ve ayna - 11.03.2010
  10. Yalanlar - 10.03.2010
  11. İmparatorluk ve insan - 09.03.2010
  12. Nefret, Futbol ve Yargı... - 07.03.2010
  13. Soykırım - 06.03.2010
  14. Kriz - 05.03.2010
  15. Sivil Darbe - 04.03.2010
 Tüm makaleleri >>

 
 
Ahmet Altan KUM SAATİ
Ahmet Altan - 20.03.2010
Başbakan
Murat Belge TÜRKİYE'NİN HALLERİ
Murat Belge - 20.03.2010
Şecaat arzında arızalar
Yasemin Çongar YA DA
Yasemin Çongar - 20.03.2010
Bu romanda güneş birtürlü tutulmuyor
Halil Berktay OKUMA NOTLARI
Halil Berktay - 20.03.2010
EDP üzerine
Nabi Yağcı NEDEN OLMASIN
Nabi Yağcı - 20.03.2010
Ermeni meselesinin bamteli
Amberin Zaman ARAF'TAN
Amberin Zaman - 20.03.2010
‘Monşer’ reformu hazır
Demiray Oral VAZİYET
Demiray Oral - 20.03.2010
Özel olduğu kadar da küstah haberler
Rengin Soysal BU YAKA
Rengin Soysal - 20.03.2010
Mutsuzluğun adları
Ümit Kıvanç AÇIN TÜRKİYE'NİN ÖNÜNÜ
Ümit Kıvanç - 20.03.2010
Hayatımın Gafısın
Rasim Ozan Kütahyalı ÖZGÜRLÜĞÜN ÇARPINTISI
Rasim Ozan Kütahyalı - 20.03.2010
Liberal cephe ve vicdan
Erol Katırcıoğlu ARAYIŞ
Erol Katırcıoğlu - 20.03.2010
Önümüzdeki bahis
Roni Margulies SOLDUYU
Roni Margulies - 20.03.2010
Cinsel öteki, dinsel öteki
Ferhat Kentel YERİN YEDİ KAT ALTI
Ferhat Kentel - 20.03.2010
Sisler içinde bir ova...
Erdem Özgür SARDUNYA
Erdem Özgür - 20.03.2010
Anayasa paketinden çalışanlara çıkanlar

Tüm Yazarlar >>  

Anasayfa | Ekonomi | Politika | Güncel | Dünya | Spor | Sağlık | Yaşam | Bilim ve Teknoloji | Kültür ve Sanat | Eğitim | Yazı Dizisi | Her Taraf | Yazarlar
Reklam | Yazarlar | Künye | Haberler RSS | Yazarlar RSS