“Ama onlar da bize yapıyordu”

Halil Berktay - 27.09.2008
 
Share/Save/Bookmark Arkadaşına gönder Yazdır Yazı boyutunu küçült Yazı boyutunu büyült 


Tamam, tarih daima kazalar, rastlantısallıklar, koşulluluklar üzerine kurulu da... Hiçbir şeyin boşlukta kendi başına gelişmediği, belki en çarpıcı biçimde milliyetçilik(ler) için geçerli. Milliyetçilik insanın vatanını sevmesinden farklı bir şey. Kimliğin pozitif değil negatif ögelerle, düşmanlar üzerinden tanımlanması. Her milliyetçiliğin bir “belirleyici dışsal”ı var (constitutive outside). Bu çerçevede, “öteki”lerle hem çatışıyor, hem “onlar”dan bir anlamda öğreniyor, “ders” çıkarıyor, “tecrübe” kazanıyor. Bir milliyetçiliğin etrafındaki başka milliyetçilikleri zehirleme kapasitesi, ya da tersten söyleyecek olursak, bir milliyetçiliğin etrafındaki başka milliyetçiliklerden zehirlenme kapasitesi, adetâ sonsuz. Gene W.H. Auden’ın mısraları geliyor aklıma (bu köşenin okuyucuları –varsa- Auden’ı çok sevdiğimi anlamış olmalı):


I and the public know


What all schoolchildren learn,


Those to whom evil is done


Do evil in return.


Bu sefer, şiir formunu koruyarak çevirmeyi beceremeyeceğim: Ben de, bütün kamuoyu da çok iyi biliriz, zaten bütün okul çocuklarına öğretileni. Kime kötülük yapılırsa, o da kötülük yapar karşılığında.


Ve işte tanıklar, kanıtlar. Nazizm, İsrail, Filistin. Birinci döngü: İndo-Aryan ırkçılığının Yahudilere yaptıkları. Hıristiyan dünyasında Ortaçağdan beri süren Yahudi düşmanlığının, 19. yüzyıl sonları ve 20. yüzyıl başlarında, sistemli bir anti-semitizm ideolojisine dönüşmesi. Bunun Hitler’in Mein Kampf’ını beslemesi. Orta ve Doğu Avrupa Yahudiliğinin neredeyse tamamen ortadan kaldırılması. İkinci döngü: İsrail’in Filistinlilere yaptıkları. Nazizmin vahşetine maruz kalan Yahudilere bir vatan yaratmak uğruna, Filistinlilerin topraklarının alınıp İsrail’e verilmesi. Bu yeni devletin Siyonizm üzerine, yani ırkî değilse de dinî dışlayıcılık üzerine kurulması. Batı Şeria’da, Gazze Şeridi’nde inanılmaz zulüm. Sabra ve Şatila katliamları. Üçüncü döngü: Bazı Filistin örgütlerinin İsraillilere yapmaya başladığı. Arap dünyasında başını alıp giden reaktif Yahudi düşmanlığı. Hamas ve Hizbullah gibi örgütlerin ortaya çıkıp, kuvvet toplaması. Katıksız terör. İntihar komandoları.


Emperyalizm ve Araplar. Birinci döngü: 1915’te İtalyan uçaklarının Libya’da, 1920’de İngiliz Kraliyet Hava Kuvvetleri’nin Mezopotamya’da, aşiretlere ölüm yağdırması. Yerde ve savunmasız olmanın çaresizliği. Seksen doksan yıldır süren bir teknolojik tedhiş. Körfez Savaşı’nda gene aynı senaryo. Son Irak Savaşı’nda gene aynı senaryo. İkinci döngü: El Kaide. 9/11 cinayetleri (kimse bana, aslında ABD’nin, CIA’nin yaptığı masallarını anlatmasın). Irak’ta kolay kapanmayacak bir kara delik. Büyüyen bir cihad cephesi. Ve gene katıksız terör. Rehin alma, kelle kesme. İntihar komandoları.


Balkan, Kafkas, Ortadoğu ve Türk milliyetçilikleri (sevgili Stefan Yerasimos, toprağın bol olsun). Birinci döngü: Büyük Devletlerin ve Balkan milliyetçiliklerinin karşısında, Osmanlıların habire yenilerek geri çekilmesi. Bu arada Türk milliyetçiliğinin doğup gelişmesi. İktidarı ele geçirmesi. İmparatorluğu savunacağım derken, Trablus ve Balkan, sonra Seferberlik felâketlerine maruz kalması. İkinci döngü: bu yolla “eğitilen” Türk milliyetçiliğinin, mağduriyetinin acısını, o diğer millet ve milliyetçiliklerden “içeride “kim kalmışsa onlardan çıkarması. Mazlumun zalime dönüşmesi. Birikmiş öfkenin, 1915’te Ermenilere, sonra Kürt ve Araplara patlaması. Ama tabii her aşamada, kendi mağduriyetine dayanarak haklılığını ispatlamaktan geri durmaması. (2005 Sonbaharının “Osmanlı Ermenileri” konferansının kapanış panelinde, Temel İskit’in, “ben bir Türk diplomatı olarak kırk yıldır her zaman ‘haklı’ olmaktan bıktım” deyişi geliyor aklıma.) Üçüncü döngü: Türk milliyetçiliğinin Kürt milliyetçiliğine hayat vermesi. Diyarbakır Cezaevi’nin PKK’yı doğurması. 1990’ların ortalarında bir Helsinki Yurttaşlar Derneği toplantısı. Şerafettin Elçi konuşuyor: “Kürtler tarihte hep varolmuş büyük bir ulustur. Hep devletler kurmuşlardır....” Buyrun bakalım: 1930’ların Türk Tarih Tezi’nin söylemiyle konuşan bir Kürt Tarih Tezi. (Eleştirdiğim için nasıl kötü kişi olmuştum !) Dördüncü döngü: Ermeni milliyetçiliğinin bir kolunun ASALA terörü. Beşinci döngü: Ermeni milliyetçiliğinin Dağlık Karabağ’da Azerilere yaptığı.


Ve hep mağduriyet, hep mağduriyet. Paylaşılamayan mağduriyet (contested victimhood): paylaşılamayan mirasların (contested patrimonies) en yücesi, en paha biçilmezi. Rasim Ozan Kütahyalı’nın sözünü ettiği “banal” milliyetçiliğin en yaygın fragmanı: “Ama onlar da bize yapıyordu.”


İlk kim başlattı? Tabii onlar. Fâsit daireler. Kan dâvâları.





Diğer Halil Berktay Makaleleri:


 

OKUMA NOTLARI

 

Halil Berktay

 
 



Diğer haberler
- BUGÜNKÜ YAZARLAR
-
Murat Belge TÜRKİYE'NİN HALLERİ
Murat Belge
Ahmet Altan KUM SAATİ
Ahmet Altan
Yasemin Çongar YA DA
Yasemin Çongar
Neşe Düzel PAZARTESİ KONUŞMALARI
Neşe Düzel
Süleyman Yaşar BU GÜN
Süleyman Yaşar
Etyen Mahçupyan MÜLAYİM
Etyen Mahçupyan
Alper Görmüş MEDYAİRONİK
Alper Görmüş
Ayşe Hür TARİH DEFTERİ
Ayşe Hür
Gökhan Özgün MÜREKKEP
Gökhan Özgün
Markar Esayan ARADA
Markar Esayan
Nabi Yağcı NEDEN OLMASIN
Nabi Yağcı
Lale Kemal BAKIŞ ACISI
Lale Kemal
Amberin Zaman ARAF'TAN
Amberin Zaman
Cemil Ertem EKONOMİ POLİTİK
Cemil Ertem
Temel İskit YAZI
Temel İskit
Yıldıray Oğur MANİFESTOM
Yıldıray Oğur
Ümit İzmen ÖTE TARAFTAN
Ümit İzmen


 
 

Telif Hakkı © 2008 Taraf Gazetesi - Tüm hakları saklıdır.

#