Reklam | Künye | İletişim 12 Mart 2010 Cuma 07:39
Haber Ara :
taraf
ÜYE GİRİŞİ

Üye OL | Şifre Hatırlat
Anasayfa Ekonomi Politika Güncel Dünya Spor Sağlık Yaşam Bilim ve Teknoloji Kültür ve Sanat Eğitim i Yazı Dizis Her Taraf Yazarlar
ahmet_altan YÜZLEŞME 01.10.2008
Orhan Miroğlu
Aşk, özgürlük ve yenilgiye dair

Milan Kundera’nın, “ölmekte olan roman sanatını tamamen yenileyen ve roman tarihini değiştiren üç büyük yapıttan biri” olarak tanımladığı Carlos Fuentes’in romanı Terra Nostra (Bizim Toprak) Türkçe yayınlanalı üç yıl oldu.

İki cilt ve 1108 sayfadan oluşan romanında, Carlos Fuentes, çağlar ve yüzyıllar boyunca reenkarnasyon geçiren kişilerinin, tarihsel süreklilik içindeki rollerini, tutkularını, aşklarını, ve yeni dünyalar keşfetmeye ve yeni bir insanlık tarihi kurmaya dair o bitmez tükenmez meraklarını anlatıyor.

Kimi zaman Mezopotamyalı bir dengbêji dinler gibi oluyorsunuz; keyif verici, abartılı ve şaşırtıcı bir destansı anlatımla baş başa kalıyorsunuz; kimi zaman, kıyametin ve tarihin başlangıç dönemlerine uzanıyor, fantastik ve gerçekdışı olana, yani düşsele başvuran yazarın sizi soluksuz bırakan doludizgin metinlerine yetişmeye çalışıyorsunuz.

Romanda, değişik zamanların ve tarihsel dönemlerin birarada bulunması (coexistence), çok zor bir iş.

Kundera’nın dediği gibi, “Romanın bütünlüğü bozulmayacak ve tarihsel sürekliliğe uyan roman kişilerinin, reenkarnasyonu belirli bir bütünlük içinde anlatılacak ve her şey, sonuçta romanı var eden bütünün bir parçası haline gelecektir.”

Edebiyat dünyasında bunu başaran yazarların sayısı çok değil.

Milan Kundera, Ölümsüzlük’te bunu yaptı; Salman Rushdie, onu ölüme mahkûm eden bir fetvayı hâlâ boynunda taşıyor olma pahasına, Şeytan Ayetleri’nde bunu denedi.

Terra Nostra ise tam bir başyapıt.

Fuentes’in kişileri, inanç sahibidirler, bir şeylere inanır ve bu inanç uğruna ömürlerini bitirir, hayatlarını bu inanç uğruna feda ederler.

En büyük doğal afetler, fırtınalar, zulümler; totaliter sistemlerin o abartılı ve korkutucu iktidar gücü, Fuentes’in her defasında yeniden dirilen ve yüzyılların ötesinden gelip tarih sahnesine yeniden çıkan kahramanlarına hiç kâr etmez.

Pedro, daha yirmi yaşında “zengin ya da yoksulun olmadığı, hayvanların ve insanların keyfi olarak yönetilmediği bir dünya” hayali kurar ve hayalini kurduğu bu dünyanın keşfine çıkar.

Ölüm ve yaşam arasında gidip gelinen uzun bir zamandan ve içinde bulunduğu gemiyi paramparça eden büyük bir fırtınadan sonra yeni dünyanın incilerle dolu sahiline nihayet yetmiş yaşında ayak bastığında şöyle diyecektir:

“Artık emeklerimin meyvesini benden alabilecek, evimi yakabilecek, kadınlarıma tecavüz edebilecek ve oğullarımı öldürebilecek bir senyör yok. Artık özgürüm. Nihayet kazandım.”

Tıpkı Pedro ve diğerleri gibi, ütopyasız yaşayan kişileri pek yoktur Fuentes’in.

Ruhu, yüzyılların içinden geçip ölümsüzleşen ve aşktan başka bir şeye inanmayan Celestina için ütopya ve gelecek, “hiçbir şeyin yasak olmadığı bir dünyadır, her erkek ve her kadın en çok beğendiği kişiyi sevebilecektir, çünkü aşkın kendisi doğal ve kutsal sayılacaktır”.

Romanın diğer kahramanlarıyla beraber yeni dünyaların keşfine katılan Ludovico’ya göre, böyle bir kutsallık, “Tanrı’nın olmadığı bir dünya gerektirir. Hayalini kurduğumuz dünyada iktidar, ya da para, yasaklar, acı ya da ölüm olmadığından, her insan bir tanrı olacaktır. Tanrı bir yalana dönüşecektir. Çünkü onun özellikleri her erkekte, her kadında, her çocukta olacaktır: İnayet, ölümsüzlük, yüce iyilik gayesi”.

Terra Nostra’da anlatılan ve çoktan tamamlanmış olan tarihin odağında, Meksika halkının çektiği acılar, direnişler, ihanetler ve beyaz yalanlar vardır.

Meksika’nın yaralı gövdesine ihanetin ve tiranların dayattığı adaletsizlikler yüzünden, kahramanlar ve direnenler çoktan ölmüş ve yenilgiye uğramışlardır.

Peki, bu beyaz yalanlara rağmen direnmek ve hem Meksika tarihini hem insanlık tarihini zulmedilenlerden yana döndürmek gibi bir ihtimal, bu hiç akla gelmeyecek midir?

Hayır, o artık boşunadır; kahramanca ama faydasızdır, birkaç baldırı çıplak gerilla, hiçbir zaman yenemeyecektir, dünya üzerindeki en güçlü orduları; ve ne Meksika’da ne de yeryüzünün başka ülkelerinde hiçbir şey değişmeyecektir.

Ama yine de, Terra Nostra’da Pedro’nun özgürlük adına önerdiği bir şey vardır, bu da insanoğlunun tatması gereken yenilgi, yani tarihin sürekliliğini sağlayacak olan ‘yenilginin yenilmezliği’dir.

Herkese iyi bayramlar.

***

(Sevgili okurlar, yirmi gazeteci ve yazar, maalesef bu bayramı çeşitli cezaevlerinde geçiriyor. Onların özgürlüklerine kavuşmalarını diliyorum. TGDP -Tutuklu Gazetecilerle Dayanışma Platformu-hapishanelerdeki gazeteci ve yazarlara “bir bayram kartı gönder” kampanyası başlattı. Kampanyaya katılmak isteyen okurlar için, cezaevlerindeki yazar ve gazetecilerin listesini veriyorum:

Ali Buluş- Mersin E Tipi Cezaevi, Barış Açıkel- Kandıra 1 Nolu F Tipi Cezaevi, Kocaeli Bayram Namaz- Edirne 1 Nolu F Tipi Cezaevi, Behdin Tunç- Diyarbakır D Tipi Cezaevi, Erdal Güler- Amasya E Tipi Cezaevi, İstanbul, Erol Zavar- Sincan F Tipi Cezaevi, Ankara, Faysal Tunç- Diyarbakır D Tipi Cezaevi, Füsun Erdoğan- Gebze Özel Tip Cezaevi, Gebze/Kocaeli, Hasan Coşar- Sincan F Tipi Cezaevi, Ankara, Hatice Duman- Gebze Özel Tip Cezaevi, Gebze/Kocaeli, Haydar Haykır- Batman M Tipi Cezaevi, Hüseyin Habip Taksin- Manisa Cezaevi, İbrahim Çiçek- Tekirdağ 2 Nolu F Tipi Cezaevi, Mahmut Tutal- Urfa E Tipi Cezaevi, Mehmet Bakır- Bolu F Tipi Cezaevi, Mehmet Karaaslan- Mersin E Tipi Cezaevi, Murat Coşkun- Adana Kürkçüler F Tipi Cezaevi, Mustafa Gök- Sincan F Tipi Cezaevi, Ankara, Sedat Şenoğlu- Edirne 1 Nolu F Tipi Cezaevi, Ziya Ulusoy- Tekirdağ 1 Nolu F Tipi Cezaevi.)

 

Diğer Orhan Miroğlu Makaleleri:
  1. Güldünya, Şahe ve Medine - 10.03.2010
  2. Devlet iki bin yıllık manastırın yolunu sattı - 24.02.2010
  3. Başkalarının acısına bakmak - 17.02.2010
  4. Bingöl, 33 asker ve bir anıt - 10.02.2010
  5. Türkçe bilen, bilmeyene öğretsin! - 03.02.2010
  6. Ölü zamanların generalleri - 27.01.2010
  7. Hrant için adalet için - 20.01.2010
  8. Ne oldu bize - 13.01.2010
  9. Bu da sivil toplumun ‘yol haritası’ - 06.01.2010
  10. ‘Taş atan çocuklar’ - 30.12.2009
  11. ‘Sevda ne yana düşmez usta’ - 23.12.2009
  12. Gundiler ve Bajariler - 16.12.2009
  13. ‘Esas oğlanı’ öldürm - 14.12.2009
  14. Tarih tekerrür etmez - 09.12.2009
  15. ‘Ay Büyürken Uyuyamam’ - 02.12.2009

 
 
Ahmet Altan KUM SAATİ
Ahmet Altan - 11.03.2010
Taş ve ayna
Süleyman Yaşar BU GÜN
Süleyman Yaşar - 11.03.2010
IMF niye Türkiye’yi istemiyor
Halil Berktay OKUMA NOTLARI
Halil Berktay - 11.03.2010
Ütopya ve eleştiri
Markar Esayan ARADA
Markar Esayan - 11.03.2010
Ölüleri, usulüne uygun gömmeden
Nabi Yağcı NEDEN OLMASIN
Nabi Yağcı - 11.03.2010
Korku, insanı unutturur
Yıldıray Oğur MANİFESTOM
Yıldıray Oğur - 11.03.2010
Hazine’den gelen paraları nasıl yiyip içtik
Dr. Sivilay Genç SİVİLAY ABLA
Dr. Sivilay Genç - 11.03.2010
Çarşaf provokasyonu
Sezin Öney YENİ AVRUPA
Sezin Öney - 11.03.2010
Yalanlar imparatorluğu
Mithat Sancar MEO VOTO
Mithat Sancar - 11.03.2010
Yollar ve sonlar
Erol Katırcıoğlu ARAYIŞ
Erol Katırcıoğlu - 11.03.2010
Demokrasiye geçerken
Janet Barış FRAGMAN
Janet Barış - 11.03.2010
Oscar’lar yine gitti
Telesiyej TELESİYEJ
Telesiyej - 11.03.2010
Televizyon dizilerimizde neden yok listesi çoktur
Aydan Çelik ŞEYTAN ARABASI
Aydan Çelik - 11.03.2010
Cansız Atlar Zamanı

Tüm Yazarlar >>  

Anasayfa | Ekonomi | Politika | Güncel | Dünya | Spor | Sağlık | Yaşam | Bilim ve Teknoloji | Kültür ve Sanat | Eğitim | Yazı Dizisi | Her Taraf | Yazarlar
Reklam | Yazarlar | Künye | RSS