Sevgili siyasetçilerimiz birbirlerini yiyedursun, Kürt sorununun çözümü yeniden askerlere havale edildi gibi. Sınırötesi operasyon tezkeresi bir yıllığına tekrar uzatıldı. Ve işte ardından gelen haberler.
Kürt Türk çatışması kışkırtılıyor
30 eylül salı günü, Balıkesir’in Ayvalık ilçesinde Kürt kökenli vatandaşlarla bir diğer grup arasında çıkan tartışmada Oğuz Dörtkardeş (18) ve Ezel Kırca (32) yaşamlarını yitirdi. İddiaya göre, kavga ağırlıklı olarak Kürtlerin yaşadığı apartmanın önünde yüksek sesle çalınan İstiklal Marşı’na itiraz eden Kürt kökenli Murat Aksu’nun (18) üzerlerine kamyonet sürmesiyle meydana geldi. Kırca’nın cenazesi için toplanan iki bin kişilik kalabalık, Kürtlere ait ev ve işyerlerine saldırdı. 39 kişi gözaltına alındı, tüm tedbirlere rağmen on işyeri tahrip edildi.
“DTP’yi öldürün” çağrısı suç değil!
Bolu Express
gazetesindeki köşesinde “Her şehit için DTP’li öldürmeli” diyen E.K’nin görüşleri Bolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından “fikir özgürlüğü” olarak sayıldıktan sonra, bu kez Düzce Ağırceza Mahkemesi savcılığın kararını isabetli bulup DTP Diyarbakır Milletvekili Selahattin Demirtaş’ın gazete aleyhindeki suç duyurusunu reddetti. İşte E.K’nin kaleminden bazı inciler: “‘Bir bizden beş sizden tamam mı, devam mı?’ demek gerekir... Toplumun arzusu, yoğun olarak bu yöndedir. Bundan böyle şehit edilen her güvenlik görevlisine karşın, bunlardan birinin aynı kaderi paylaşması toplumun çoğunluğunun isteği haline gelmiştir. Artık kangren olmuş uzuv veya uzuvların kesilip atılma zamanı gelip geçmiştir.” E.K. ayrıca DTP milletvekillerinin, yöneticilerinin ve belediye başkanlarının tek tek isimlerini sıralıyor.
DTP’yi kapatma davası, AKP’den tık yok!
Anayasa Mahkemesi, DTP’nin sözlü savunmasını dinledikten sonra partinin “bölücülük odağı” olmaktan dolayı kapatılıp kapatılmayacağına dair karar aşamasına geldi. Aynı badireleri atlatan, daha düne kadar Venedik kriterlerini dillerinden düşürmeyen AKP’lilerden DTP’yi yüksek sesle savunan tek bir kişiye rastlamak mümkün değil. Oysa iddianameye bakıldığında hedef alınan DTP’lilerin herhangi bir şiddet olayına bulaştığı görülmüyor. Tıpkı AKP’liler gibi sarf ettikleri sözlerden dolayı yargılanıyorlar.
Bu arada Avrupalıların da pek sesi duyulmuyor. Hadi çuvaldızı kendimize batıralım. “AKP kapatılmasın” diye çarşaf çarşaf başyazı yayımlayan Batı medyası neden susuyor peki?
“Eh PKK’da durup dururken yeniden terör eylemlerine başvurdu, sivilleri öldürüyor, DTP de onları isim vererek kınamamakta inat ediyor, örgütle arasına mesafe koymuyor,” kolaycılığına sığındığı için mi?
Ve, Alternatif gazetesi yöneticilerinden Yüksel Genç’ten bir mektup
“Son on günde üç gazetemiz daha kapatıldı. Alternatif, Gelecek ve Özgür Ülke isimleri. Son olarak bugün (1 ekim) bir ay süre ile kapatılan Özgür Ülke gazetesinin kapatılma gerekçesi, Anayasa Mahkemesi’nin “köyler boşaltılamaz” yönlü kararını yaptığımız haber. Anayasa Mahkemesi’nin aldığı karar nasıl oluyor da kapatma gerekçesi haline getiriliyor anlaşılamaz. Tabii buna benzer birkaç haber daha işaret edilmiş. Bütün bu kapatmalar da yine TMY’nin [Terörle Mücadele Kanunu] 6. maddesine dayandırıldı. Yani örgüt propagandası. İşin ilginç yanı iki yıl önce çıkan TMY’nin 5., 6. ve 7. maddeleri anayasaya aykırı olduğu için iki yıl önce dönemin Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer tarafından iptali için anayasaya başvurulmuş maddeler içeriyor. Bu ülkede kendi anayasasına aykırılığı cumhurbaşkanı tarafından teyit edilmiş ve mahkeme sürecindeki bir yasa yüzünden gazetelerimiz tam 36 defa kapatıldı. Bu korkunç bir şey. Peki, farklı olmanın güvencesi artık yasalarda değilse nerede?”
Gerçekten, nerede?