Reklam | Künye | İletişim 12 Mart 2010 Cuma 19:01
Haber Ara :
taraf
ÜYE GİRİŞİ

Üye OL | Şifre Hatırlat
Anasayfa Ekonomi Politika Güncel Dünya Spor Sağlık Yaşam Bilim ve Teknoloji Kültür ve Sanat Eğitim i Yazı Dizis Her Taraf Yazarlar
ahmet_altan KUM SAATİ 16.10.2008
Ahmet Altan
Genelkurmay başkanına...

Siz, böyle saygısız, nezaketsiz, tehditkâr bir konuşma üslubunu benimseme cüretini nereden buluyorsunuz?

Ağzınızdan çıkanı kulağınız duyuyor mu sizin?

Siz kimi korkutmaya çalışıyorsunuz?

Korkutabileceğinize inanıyor musunuz gerçekten?

Bakın ben size dostça bir şey söyleyeyim general, vazgeçin bu kaba tehditlerden, öfkeli jestlerden, asabi mimiklerden.

Bunlar bizi korkutmaya yetmez.

Ha, sanmayın ki bu ülkede “derin devlet” dendiğinde kimin kastedildiğini bilmiyoruz, sanmayın ki patlayan arabalardan, ensesinden vurulan adamlardan haberimiz yok.

Sadece umurumuzda değil.

Bunu anlayabiliyor musunuz?

Bazı insanların, ülkeleri özgür ve mutlu olsun diye her şeyi göze alabileceğini kavrayabiliyor musunuz?

Bunu kavramaya çalışın.

Bırakın bu korkutma çabalarını.

Bunlar yakışıksız işler.

Üstelik gerçeği ortaya çıkarma çabasından bizi vazgeçirmeye de yetmez.

Siz bir şeyler söylediniz dün.

“Herkesi dikkatli olmaya ve doğru yerde bulunmaya” davet ettiniz galiba.

Siz, “doğru yerin” neresi olduğunu biliyor musunuz?

“Doğru yer” neresidir biliyor musunuz?

Doğru yer, insanın mesleğini dürüstçe ve gereklerini yerine getirerek yaptığı yerdir.

Biz, “doğru yerde” duruyoruz.

Mesleğimizin gereğini dürüstçe yerine getiriyor ve gerçekleri, yıllardır yalanlarla kandırılan bu halka açıklıyoruz.

Siz doğru yerde durmuyorsunuz.

Kendi mesleğinizin gereklerini yerine getirmiyorsunuz.

Sizin mesleğinizin gereği, size emanet edilen o genç askerleri korumaktır.

Karakol baskınını an be an gösteren kamera kayıtlarına rağmen gerekli tedbirleri almamak, istihbarat raporlarına aldırmamak, çatışma başladıktan sonra yeterince yardım göndermemek ve o çocukları ölüme terk etmek sizin suçunuzdur.

Görevinizi yerine getirmediniz.

Neden?

Niye o çocukları korumadınız?

Bunun için yargılanmanız gerektiğini biliyorsunuz değil mi?

Tabii savcıların sizi mahkemeye çağıramayacağına, sizi yargılayacak bir merci olmadığına güveniyorsunuz.

Ama bu, yargılanmanız gerektiği gerçeğini değiştirmiyor.

Tabii, bir de istifa müessesesi denilen bir şey var.

Sanırım sizin o müesseseden pek haberiniz bulunmuyor.

Başbakanın, hükümetin, parlamentonun sizden hesap sormaması da sizi cesaretlendiriyor.

Ama bir de halk var bu ülkede.

Gerçekleri duymak isteyen bir halk.

Ve, o sizin peşinizi bırakmaz.

Biz de bırakmayız.

Arkanıza kuvvet komutanlarını alıp kameraların önüne geçerek asabi bir şekilde medyaya verdiğiniz “muhtıra” bu gerçeği değiştirmez.

Siz bize Aktütün’ü anlatın.

O çocuklar niye öldü?

Niye baskını önlemediniz?

Bir de pek anlayamadığımız bir sözünüz var.

“Bu tip saldırılar karşısında her ordunun vereceği cevap ve tepki bellidir.”

Ne demek bu?

Birincisi bir saldırı yok, saldırmıyoruz, gerçekleri açıklıyoruz.

İkincisi, “her ordu” böyle eleştiriler karşısında nasıl tepki veriyor?

Siz nasıl tepki verdiklerini bilmiyorsunuz.

Gelişmiş ülkelerde böyle bir facianın sorumlusu olanlar derhal görevlerinden alınıp yargılanırlar.

Ama sizin aklınızdaki bu değil, açıkça anlaşılıyor.

O zaman, nedir o “ordunun vereceği tepki”?

Ordular, kendilerine saldıran “düşmanı” yok etmek için eğitilirler.

Bizim gerçekleri açıklamamızı bir “saldırı” olarak nitelediğinize göre bizi de “düşman” olarak görüyorsunuz.

Eee, ne yapacaksınız?

Saldıracak mısınız, gazeteyi mi bombalayacaksınız, F-16’ları mı göndereceksiniz?

Siz ne dediğinizin farkında mısınız?

Baskını daha önceden bildiğiniz halde o çocukları korumayacaksınız, bunu açıklayan gazeteleri de, “ordu tepkisiyle” korkutmaya çalışacaksınız.

General, “doğru yerde” durun.

Haddinizi aşmayın.

Bizim ülkemizde, yetmiş milyon insanın boğazından kesip verdiği paralarla ayakta duran bizim ordumuzla, bizi tehdit edemezsiniz.

Ordu, sizin hatalarınızı kapatmak için kullanacağınız bir tehdit aracı değildir.

Haa, bir de “bölücü terör örgütünün eylemlerini başarılı gibi gösterenler, akan ve akacak olan her damla kanın sorumlusu olurlar” sözünüz var.

Bakın bunu doğru söylüyorsunuz.

Ama “başarılı gösteren” kim?

Baskının önlenmediğini açılayan gazeteler mi yoksa baskını bile bile önlemeyenler mi?

O kandan kimin sorumlu olduğunu şimdi anladınız mı?

Sorumluluğu hissediyor musunuz?

Hissetmelisiniz.

Ve tehditleri bırakıp gerçekleri açıklamalısınız.

Tehditlerinizden ve üslubunuzdan hoşlanmadık.

Gerçekleri söyleyin bize.

Gerçekleri.

Biraz cesaret yeter buna.

Cesaretiniz de öfkeniz kadar büyük olduğunda bize gerçekleri söyleyeceğinize eminiz.

O günü bekliyoruz.

 

Diğer Ahmet Altan Makaleleri:
  1. Biz de onları öldürelim Turhan Bey - 12.03.2010
  2. Taş ve ayna - 11.03.2010
  3. Yalanlar - 10.03.2010
  4. İmparatorluk ve insan - 09.03.2010
  5. Nefret, Futbol ve Yargı... - 07.03.2010
  6. Soykırım - 06.03.2010
  7. Kriz - 05.03.2010
  8. Sivil Darbe - 04.03.2010
  9. Kürtler ve demokrasi - 28.02.2010
  10. Öyleyse ne - 27.02.2010
  11. Röntgen... - 26.02.2010
  12. Bir susun - 25.02.2010
  13. Amaç bu... - 24.02.2010
  14. Kırılma - 23.02.2010
  15. Giremezlerdi - 21.02.2010

 
 
Murat Belge TÜRKİYE'NİN HALLERİ
Murat Belge - 12.03.2010
Bir tuhaf şiddet
Ahmet Altan KUM SAATİ
Ahmet Altan - 12.03.2010
Biz de onları öldürelim Turhan Bey
Süleyman Yaşar BU GÜN
Süleyman Yaşar - 12.03.2010
Krizde hiç işçi çıkartmayan şirket hangisi
Alper Görmüş MEDYAİRONİK
Alper Görmüş - 12.03.2010
Patrona 'atın bunu’ diyen gazeteciler de gördük!
Amberin Zaman ARAF'TAN
Amberin Zaman - 12.03.2010
Abdullah Gül inadına barış diyor
Cemil Ertem EKONOMİ POLİTİK
Cemil Ertem - 12.03.2010
IMF kovulurken, Berman, Baykal ve diğerleri...
Leyla İpekçi SAATLER
Leyla İpekçi - 12.03.2010
‘Muhteşem karmaşalarımız'ın ruhu
Suzan Samancı JİYAN
Suzan Samancı - 12.03.2010
Roj Tv neden Türkiye’den yayın yapmasın
Kurtuluş Tayiz DAR KAPI
Kurtuluş Tayiz - 12.03.2010
Kürtlere çok ayıp ettik
Ali Abaday --
Ali Abaday - 12.03.2010
Yaşlı ama çılgın bir kalp
Melih Altınok SOLAÇIK
Melih Altınok - 12.03.2010
İhtarname
Janet Barış FRAGMAN
Janet Barış - 12.03.2010
Tuzağın kendisi şiddet
Telesiyej TELESİYEJ
Telesiyej - 12.03.2010
Bu Kalp Seni Unutur mu? için imzalar çoğalıyor!
Nilüfer Kuyaş PANDORA'NIN KUTUSU
Nilüfer Kuyaş - 12.03.2010
İstanbul’un devrimi: ‘Marmaray test alanı’
Bülent Şirin GÜNDEM DIŞI
Bülent Şirin - 12.03.2010
Bursaspor açılımı (mı)
Ahmet Vehbi Şafak SAHA ŞARTLARI
Ahmet Vehbi Şafak - 12.03.2010
Misillemeler haftası

Tüm Yazarlar >>  

Anasayfa | Ekonomi | Politika | Güncel | Dünya | Spor | Sağlık | Yaşam | Bilim ve Teknoloji | Kültür ve Sanat | Eğitim | Yazı Dizisi | Her Taraf | Yazarlar
Reklam | Yazarlar | Künye | RSS