MÖ 1. yüzyılın ilk yarısında Doğu Akdeniz sularını Kilikya’lı korsanlar sarmış. Alanya ile Silifke arasındaki dağlık memlekette otururlar, Mısır-Suriye ile İtalya arasındaki deniz ticaretini vururlarmış. Roma’da kamuoyu yıllar yılı bu mevzuyla çalkalanmış. Bazı Romalı politikacıların buğday fiyatını yükseltmek için el altından Kilikya korsanlarına destek verdiği bile ileri sürülmüş (Cicero’nun nutuklarında var). Nihayet Senato, Pompeius’u korsan sorununu çözmekle görevlendirmiş. Pompeius MÖ 67’de Alanya açıklarındaki deniz savaşında korsanları darmadağın etmiş. Kalanları dağdan indirip, bugünkü Mersin’in az batısında Pompeiopolis adıyla kurduğu kente iskân etmiş; şimdiki Viranşehir. Gelmişken bunla yetinmeyip Suriye’yi, peşinden Armenia’yı fethetmiş.
Roma’nın Yakın Şark’ta ciddi bir imparatorluk kurmaya girişmesi bu olayla başlar. Bakalım Somali’de neler olacak.
İtalyanca corso esasen “koşu” demek. İkincil anlamları A. koşuyolu, geniş ve düz yol, cadde, B. akın, hücum, saldırı. Corsaro bunun türevi, öteden beri “akıncı” anlamında kullanılmış. (İngilizce cursor da haddizatında “koşturucu” oluyor, aynı sözcüğün Fransızca biçiminden.)
Türkçede en erken Seydi Ali Reis’in 1532 tarihli Mirat-ül Memalik adlı eserinde korsar geçiyor. İlginçtir ki Seydi Ali Reis de Hindistan seferi sırasında Somali açıklarında korsan saldırısına uğramış. 16. yüzyıl sonlarında korsan biçimi yerleşmiş görünüyor. Neden /r/ yerine /n/ olmuş bilmiyorum.
Diğer Sevan Nişanyan Makaleleri: