Reklam | Künye | İletişim 20 Mart 2010 Cumartesi 14:45
Haber Ara :
taraf
WEB SİTEMİZ YENİLENİYOR!
Taraf.com.tr ile ilgili görüş ve düşüncelerinizi
bize iletmek için tıklayın.
ÜYE GİRİŞİ

Üye OL | Şifre Hatırlat
Anasayfa Ekonomi Politika Güncel Dünya Spor     Yaşam Bilim ve Teknoloji Kültür ve Sanat Eğitim i Yazı Dizis Her Taraf Yazarlar
ahmet_altan YA DA 26.11.2008
Yasemin Çongar
Ergenekon’da ‘askerî derinlik’ ve yurtdışı bağlantılar
Yazdır
Yazıyı Paylaş:
İki şart.

Biri derinlere, diğeri uzaklara işaret eden...

İkisi de muhtemel duvarları tarif eden...

Ergenekon soruşturmasının nerelere uzanabildiği takdirde gerçekten ilerleyebileceğini anlatan...

Soruşturma konusunda bilgili bir kaynak, dava henüz açılmadan önce, Ergenekon çetesinin bütün “numara”larının deşifre edilmesinin, bütün karanlık eylemlerinin gün yüzüne çıkmasının ve bu kirli, kanlı yapının devletin içinden sökülüp atılmasının olmazsa olmaz iki şartından söz etmişti bana.

Ergenekon’un çökertilebilmesi için, birincisi, örgütün askeriye içindeki uzantılarının, ikincisi de yurtdışı bağlantılarının üzerine tam olarak gidilmesi gerekiyordu; bu yapılamazsa, operasyon er geç duvara toslayabilirdi.

Emekli ve muvazzaf ordu mensupları arasında Ergenekon bağlantılı birçok ismin bulunması ve “bir numara”nın “üst rütbeli” olması mümkündü.

Ayrıca, Türkiye’de bu çete tarafından işlenmiş olması muhtemel bir dizi suçun aydınlatılabilmesi için, Ergenekoncuların dış ülkelerdeki faaliyetlerinin de soruşturulması gerekecekti.

Peki, bu yapılabilecek miydi?

Ergenekon’un –Yeni Şafak yazarı Ali Bayramoğlu’nun deyimiyle- “askerî derinliği”ne inilebilecek miydi?

Çetenin dış bağlantıları, Türkiye ile bazı ülkeler arasında diplomatik krize yol açmak pahasına kurcalanabilecek miydi?

* * *

Albay Rıdvan Özden 1995’te, Mardin’de İl Jandarma Alay Komutanı iken iki korumasıyla birlikte öldürüldü.

Çatışmada şehit düştüğü de söylendi; yolda giderken vurulduğu da.

Geçen on üç yıl, cinayetin üzerindeki sis perdesini kaldırmadı.

Albay Özden’in eşi Tomris Özden, askerî açıklamalardaki tutarsızlıklara işaret edip suç duyurusunda bulunmasına, otopsi talep etmesine rağmen mesafe kaydedemedi; davalar takipsizlikle sonuçlandı.

Ama şimdi öğreniyoruz ki, Özden cinayeti “faili meçhul” kalmayabilir.

Ergenekon savcılarının Tomris Özden’i dinlemesi bu umudu doğuruyor.

Tomris Özden’in ifadesi, kocasının ölümünde Ergenekon parmağı olabileceğini düşündürüyor.

2000 yılı öncesinde işlenmiş muhtemel bir suçun gölgesinin Ergenekoncuların üzerine düştüğünü ilk kez, bu ifadede görüyoruz.

Dahası, bu ifade Ergenekon-JİTEM bağlantısına ilişkin şüpheyi besliyor.

Ali Bayramoğlu’nun vurguladığı gibi, “Ergenekon’un ucu Susurluk’a her gün biraz daha fazla uzanıyor.”

Tomris Özden’in anlattıkları, Ergenekon şüphelisi Tuncay Güney’i, Ergenekon sanığı Ümit Oğuztan’ı, ayrıca Ergenekon sanıkları –ve eski JİTEM komutanları- Veli Küçük’le Arif Doğan’ı da ilgilendiriyor.

Diyor ki Özden:

“Bir PKK itirafçısı eşimin JİTEM tarafından öldürüldüğünü açıkladı. Yanında askerlik yapan erlerden biri de çatışmada ölmediğini söyledi.”

Ve Ümit Oğuztan’la Tuncay Güney’in eşinin ölümüyle ilgili belgeleri 1996’da kendisinden “haber yapacağız” diye alıp haber yapmadıklarını; Tuncay Güney’in kendisinin yanında bu cinayetle ilgili olarak Veli Küçük’ü aradığını; Albay Arif Doğan’ın, 1989’da eşine “JİTEM’e katılması için ısrar ettiğini” de yine Özden’den öğreniyoruz.

Kim bilir belki de, eşinin ifadesine başvurarak Albay Rıdvan Özden’in nasıl öldüğünü ortaya çıkarmaya yönelen Ergenekon savcıları, Orgeneral Eşref Bitlis, Binbaşı Cem Ersever ve Tuğgeneral Bahtiyar Aydın’ın ölümleri üzerindeki esrar perdesini ilmek ilmek söküp atmalarını sağlayacak bir ipucunu ellerinde tutuyorlar.

Ve belki de, ikinci Ergenekon iddianamesi, çetenin ordudaki uzantılarının üzerine ilk iddianameden daha fazla gidebilecek.

Belki de, bugüne kadar Ergenekon’un daha ziyade “Lobi” çalışması kapsamındaki “sivil” unsurları üzerinde yoğunlaşan dosya genişledikçe, çetenin “askerî derinliği” de anlaşılacak.

* * *

Ergenekon sanıklarından İsmail Yıldız, davanın pazartesi günkü duruşmasında Savcı Nihat Taşkın’ın “İki devlet arasında savaş nedeni olacak belgeler sizin ofisinizde ne arıyor” sorusuyla karşılaştı ve bu belgelerin kendisinden çıktığını reddetti.

Söz konusu belgelerin ne olduğunu bilmiyorum.

Ancak Yıldız’la Savcı Taşkın arasındaki diyalog bana, “Ergenekon’un çökertilmesi için yurtdışı bağlantılarının da üzerine gitmek şart” sözünü hatırlattı.

O sözün sahibi “diplomatik kriz” riskinden dem vurup bu şartın gerçekleşmesinin zorluğunu vurgulamıştı.

İlginçtir, Ergenekon soruşturması henüz Türkiye gündemine oturmamış ve Veli Küçük henüz gözaltına alınmamışken, Bakü’yü iyi bilen bir işadamından, Hrant Dink cinayeti konusunda benzer bir iddia dinlemiştim.

Bugün Ergenekon sanığı olan ama Dink cinayetiyle açıkça bağlantılandırılmamış bazı isimlerin Bakü’deki faaliyetini anlatan işadamı, “Ben Dink cinayetinin bu faaliyetin bir parçası olduğundan kuşkulanıyorum” diyebilmişti.

Şimdi Veli Küçük, Emin Gürses, Sami Hoştan gibi sanıkların örgütün yurtdışı faaliyetlerindeki rolü, Ergenekon davasının konusu.

Ama şunu da biliyorum.

Bakü’de, Moskova’da, Almanya’da birçok şehirde, Washington’da ve belki diğer yerlerdeki muhtemel Ergenekon varlığının üzerine henüz gidilemedi.

Yabancı ülkelerde yerleşik Ergenekoncular henüz sorgulanamadı.

Ergenekon belgelerinde yer alan “yurtdışındaki askerî ataşelerin örgüt tarafından kullanılması” kararının hayata geçirilip geçirilmediğinin cevabı verilmedi.

* * *

Ergenekon davasının anlamlı bir sonuca ulaşması için çetenin askerî ve dış bağlantılarının sonuna kadar soruşturulması şart.

Tomris Özden’in ifadesine başvurulması, Ergenekon savcılarının “askerî derinliği” deşmek yönünde kararlı bir adım attıklarının işareti.

Uzaklara uzanmak da benzer bir kararlılık gerektiriyor.

İş, yine siyasi iradenin gücüne kalıyor.

 

Diğer Yasemin Çongar Makaleleri:
  1. Bu romanda güneş birtürlü tutulmuyor - 20.03.2010
  2. İnsaniyet namına - 19.03.2010
  3. Yeni bir kapatma davası mı - 18.03.2010
  4. 1559 yıllık kelime - 17.03.2010
  5. Başbuğ suç işliyor Başbakan susmamalı - 16.03.2010
  6. Tanımak, efsunlanmak, bilmek ve şok şok şok - 13.03.2010
  7. Medya patronu - 10.03.2010
  8. Bana benzemeyen iktidar olmasın - 09.03.2010
  9. Altmış Beşinci Madde - 05.03.2010
  10. Kelebektik, birer tırtıl olduk hepimiz - 28.02.2010
  11. Değişime direnmenin patolojisi - 26.02.2010
  12. Hayırlı korku - 24.02.2010
  13. Onurlu askerin umutlu günü - 23.02.2010
  14. Tolstoy’u öldürmek, Babel’i yaşatmak - 21.02.2010
  15. Batı’nın İran ikilemi ve yeni bir taktik - 16.02.2010
 Tüm makaleleri >>

 
 
Ahmet Altan KUM SAATİ
Ahmet Altan - 20.03.2010
Başbakan
Murat Belge TÜRKİYE'NİN HALLERİ
Murat Belge - 20.03.2010
Şecaat arzında arızalar
Yasemin Çongar YA DA
Yasemin Çongar - 20.03.2010
Bu romanda güneş birtürlü tutulmuyor
Halil Berktay OKUMA NOTLARI
Halil Berktay - 20.03.2010
EDP üzerine
Nabi Yağcı NEDEN OLMASIN
Nabi Yağcı - 20.03.2010
Ermeni meselesinin bamteli
Amberin Zaman ARAF'TAN
Amberin Zaman - 20.03.2010
‘Monşer’ reformu hazır
Demiray Oral VAZİYET
Demiray Oral - 20.03.2010
Özel olduğu kadar da küstah haberler
Rengin Soysal BU YAKA
Rengin Soysal - 20.03.2010
Mutsuzluğun adları
Ümit Kıvanç AÇIN TÜRKİYE'NİN ÖNÜNÜ
Ümit Kıvanç - 20.03.2010
Hayatımın Gafısın
Rasim Ozan Kütahyalı ÖZGÜRLÜĞÜN ÇARPINTISI
Rasim Ozan Kütahyalı - 20.03.2010
Liberal cephe ve vicdan
Erol Katırcıoğlu ARAYIŞ
Erol Katırcıoğlu - 20.03.2010
Önümüzdeki bahis
Roni Margulies SOLDUYU
Roni Margulies - 20.03.2010
Cinsel öteki, dinsel öteki
Ferhat Kentel YERİN YEDİ KAT ALTI
Ferhat Kentel - 20.03.2010
Sisler içinde bir ova...
Erdem Özgür SARDUNYA
Erdem Özgür - 20.03.2010
Anayasa paketinden çalışanlara çıkanlar

Tüm Yazarlar >>  

Anasayfa | Ekonomi | Politika | Güncel | Dünya | Spor | Sağlık | Yaşam | Bilim ve Teknoloji | Kültür ve Sanat | Eğitim | Yazı Dizisi | Her Taraf | Yazarlar
Reklam | Yazarlar | Künye | Haberler RSS | Yazarlar RSS