Reklam | Künye | İletişim 22 Mart 2010 Pazartesi 16:11
Haber Ara :
taraf
WEB SİTEMİZ YENİLENİYOR!
Taraf.com.tr ile ilgili görüş ve düşüncelerinizi
bize iletmek için tıklayın.
ÜYE GİRİŞİ

Üye OL | Şifre Hatırlat
Anasayfa Ekonomi Politika Güncel Dünya Spor     Yaşam Bilim ve Teknoloji Kültür ve Sanat Eğitim i Yazı Dizis Her Taraf Yazarlar
ahmet_altan KUM SAATİ 30.11.2008
Ahmet Altan
Gözlerini kapatmak
Yazdır
Yazıyı Paylaş:
Bazen bu ülkede yaşayan insanların gerçekleri görmekten korktuklarını düşünüyorum.
Gerçeğe yaklaştıklarında sanki içlerinde çalan gizli bir alarmla gözlerini kapatıp geri çekiliyorlar.
Büyük bir ihtimalle görecekleri gerçek karşısında ne yapacaklarını bilemediklerinden görmemeyi tercih ediyorlar.
Çünkü bu ülkenin gerçekleri korkunç.
Bunları görerek, bilerek yaşamak ve hiçbir çözüm aramamak, insan vicdanının taşıyamayacağı ağır bir yük herkese.
Ama vicdanları susturan bu körlük sonunda bir vicdansızlığa dönüşüyor.
Her cinayette gözlerinizi kapıyor ve yeni bir cinayetin sessiz ortağı oluyorsunuz.
1993’de Bingöl’de 33 silahsız asker şehit edildi.
Beşi ağır yaralandı.
Ümit Fırat Neşe Düzel’le yaptığı söyleşide, o askerlerin öldürüldüğü gün Bakanlar Kurulu’nun Kürt çözümünü sağlamak üzere toplanmaya hazırlandığını söyledi.
Söyledikleri aynen şöyleydi:
“25 Mayıs 1993 günü Demirel, bakanlar kurulu toplantısına ilk kez cumhurbaşkanı olarak katılacaktı ve o günkü bakanlar kurulu gündeminde af vardı.
PKK’yı dağdan indirebilecek bir barış ortamı doğabilecekti. Öcalan’la pazarlıklar yapılıyordu. Ama olmadı. Çünkü aynı gün Bingöl’de 33 er kurşuna dizildi. Çünkü PKK’lı bir time bir takım istihbaratlar verildi. Dezenformasyon yapıldı.
Gittiler, o askerleri öldürdüler ve o günden sonra bir daha Türkiye’de öyle bir af projesi bakanlar kurulunun gündemine gelmedi. Affın olmasını istemeyen Ergenekon tarzı ilişkilerdi. Derin devletti. Ayrıca İran da, Saddam da, Esat da istemiyordu...
Derin devlet 33 erin öldürülmesini PKK’ye sahte enformasyon vererek yaptırdı. Ve af gündemden kalktı. Aradan 17 yıl geçti Türkiye hâlâ o noktaya gelemedi. Kürt sorununda çözüme en çok yaklaşılan nokta oydu. 1993 mayıs aylarıydı...”
Bu konuşmanın yayınlanmasından sonra Abdullah Öcalan, İmralı’dan yaptığı açıklamada Fırat’ın sözlerini doğruladı.
“O askerleri bize öldürttüler,” dedi.
Üstelik o günlerde PKK tek taraflı ateşkes ilan etmişti.
Derin devlet, PKK’ya bilgi sızdırarak, “silahsız o 33 askerin aslında özel bir birlik olduğunu ve çok kritik bir göreve gittiklerini” söylemişti.
Ve, o askerler hiçbir “koruma” verilmeden yola çıkarıldı.
Önlerinde zırhlı bir araç olması gerekiyordu kurallara göre.
Zırhlı araç yoktu.
Onları götüren otobüste silahlı askerlerin olması gerekiyordu.
Otobüste silahlı asker yoktu.
Askerî bir helikopterin o otobüsü izlemesi gerekiyordu.
Helikopter yoktu.
Şimdi cesaretiniz yetiyorsa gözlerinizi açın ve gerçeği görün.
O çocuklar o otobüse bindirilirken, birileri onların ölüme gittiğini biliyordu.
Onlar ölüme gönderildiler.
O otobüse zırhlı araç vermeyen, silahlı asker bindirmeyen, helikopter göndermeyen her kimse, o çocukları ölüme gönderen de oydu.
“Ölüme gönderilen” o çocuklara koruma vermeyen sorumlunun ismi devlet kayıtlarında var.
Kim olduğu kayıtlara bakar bakmaz görülür.
O sorumluya ne oldu?
O sorumluya kim “koruma göndermeyin” emrini verdi?
Devletin içinden birilerinin bu devletin askerlerini bile bile ölüme göndermesi çok mu doğal?
Bu toplum bunu normal mi karşılayacak?
Sırf savaş devam etsin diye öldürtülen başka askerler de var mı?
Bu ülkenin gerçekleri korkunç
Bu gerçekleri görmemek için direndiğiniz süre bu vahşet bu ülkede sürer.
Çocuklarımız öldürtülür.
Dağlıca baskınındaki tuhaflıkları, Aktütün baskınındaki gariplikleri boşuna sorgulamadık biz?
Otuz üç askerin öldürülmesinin ardındaki gerçek aransaydı belki de Dağlıca baskını olmazdı, Dağlıca baskını soruşturulsaydı Aktütün’de erler şehit düşmezdi.
Siz gerçeklerden kaçtıkça, o gerçekler bu ülkenin çocuklarını yakalayıp öldürüyor.
Yetenekli arkadaşlarımızdan Kurtuluş Tayiz, otuz üç askerin öldüğü otobüsten sağ kurtulan Erdal Özdemir’i bulup konuştu.
Özdemir artık tekerlekli bir sandalyede yaşıyor.
Hayata tutunmuş, tekerlekli iskemleye mahkûm edilmesine rağmen “sağlam” bir insan o, “tüp bebek” yöntemiyle baba olmuş.
Şimdi oturduğu tekerlekli iskemleden bütün sorumlulara soruyor:
“Hiçbir güvenlik önlemi almayacaklardı da neden bizi zorla aynı araca bindirdiler? Biz hepimiz kendi başımıza gitseydik daha güvenli olurduk.”
Özdemir, dönemin Jandarma Asayiş Komutanı Orgeneral Necati Özgen’e de sormuş bu soruları.
Ama cevap alamamış.
Cevap alamamış ama bir televizyon programında bu soruları sorduktan sonra “tehdit” telefonları almış.
Cevap yok, tehdit var.
Çünkü burada, devletin içinden birileri sırf savaş bitmesin diye kendi askerlerini bile öldürtüyor ve bu araştırılmasın istiyor.
Dehşet verici, değil mi?
Bunu görmekten korkuyorsunuz, değil mi?
Görmemeniz ne işe yarıyor, daha ne kadar kör kalabilir, daha ne kadar öldürülen çocukların çığlıklarını duymazdan gelebilirsiniz?
Çocuklar öldürülüyorlar.

 

Diğer Ahmet Altan Makaleleri:
  1. Türkiye’nin çıkarları - 21.03.2010
  2. Başbakan - 20.03.2010
  3. Müslümanlık ve milliyetçilik - 19.03.2010
  4. Benim memleketim... - 18.03.2010
  5. Yalancılık - 17.03.2010
  6. İyi çocuklar bitmiyor - 16.03.2010
  7. Bir deli aranıyor - 14.03.2010
  8. Acemi AKP - 13.03.2010
  9. Biz de onları öldürelim Turhan Bey - 12.03.2010
  10. Taş ve ayna - 11.03.2010
  11. Yalanlar - 10.03.2010
  12. İmparatorluk ve insan - 09.03.2010
  13. Nefret, Futbol ve Yargı... - 07.03.2010
  14. Soykırım - 06.03.2010
  15. Kriz - 05.03.2010
 Tüm makaleleri >>

 
 
Haberler:
  ‘Resmî Nevruz’ bu yıl da olaysız geçti
  Diyarbakır’da karanfil açılımı
  Apo da gelse Kürt sorununu çözemez
  Manşet manşet şuç işliyor
  Her diyarda bayram vardı
  Reform trafiği başlıyor
  Balyoz’da üç tahliye
  Ölümü en çok gençler seçiyor
  Su gibi aziz olamamak
  ‘İkinci Durak’: Suçum yok
  İşadamı vekilin üzerine yürüdü
  Türkiye Darfur’daki barış sürecinde aktif rol alacak
  Colman Cimbom’u seviyoo
  Kadıköy’de yargıya müdahale edildi
  Trabzon’da santra öncesi sönüktü

 BUGÜNKÜ YAZARLAR
Neşe Düzel PAZARTESİ KONUŞMALARI
Neşe Düzel- 22.03.2010
Türkler, bir gece düşünsünler
Süleyman Yaşar BU GÜN
Süleyman Yaşar- 22.03.2010
IMF Yunanistan’ı niye kurtaramaz
Markar Esayan ARADA
Markar Esayan- 22.03.2010
Ermenileri kim yarattı
Nabi Yağcı NEDEN OLMASIN
Nabi Yağcı- 22.03.2010
Günahlar ve sevaplar
Ümit İzmen ÖTE TARAFTAN
Ümit İzmen- 22.03.2010
Sefalet endeksi ve siyaset
Cihan Aktaş SINIR YAZILARI
Cihan Aktaş- 22.03.2010
Konuşan Kayseri
Demiray Oral VAZİYET
Demiray Oral- 22.03.2010
Rüyalarım hayrolsun
Önder Aytaç APOLETİKA
Önder Aytaç- 22.03.2010
Başbakan Erdoğan’ın Türkiye’sinden kesitler
Ayhan Aktar İLGİNÇ ZAMANLAR
Ayhan Aktar- 22.03.2010
Yüzbaşı Torosyan’ın hikâyesi...
Cem Sey UZAK BATI
Cem Sey- 22.03.2010
AB’nin kavşağı
Namık Çınar GEÇ KALMIŞ YAZILAR
Namık Çınar- 22.03.2010
TSK’ya ‘muhtıra’
Cahit Koytak YOKSULLAR VE SİVİLLER İÇİN TEZLER
Cahit Koytak- 22.03.2010
Tempolu Yürüyüş
Telesiyej TELESİYEJ
Telesiyej- 22.03.2010
Sevilen diziler, izlenmiyor gerekçesiyle bitiriliyor
Erdem Özgür SARDUNYA
Erdem Özgür- 22.03.2010
İstihdam teşvikleri ve püf noktaları
Bülent Şirin
Bülent Şirin- 22.03.2010
Kaleci ve orta saha
Anasayfa | Ekonomi | Politika | Güncel | Dünya | Spor | Sağlık | Yaşam | Bilim ve Teknoloji | Kültür ve Sanat | Eğitim | Yazı Dizisi | Her Taraf | Yazarlar
Reklam | Yazarlar | Künye | Haberler RSS | Yazarlar RSS