Reklam | Künye | İletişim 18 Mart 2010 Perşembe 10:30
Haber Ara :
taraf
WEB SİTEMİZ YENİLENDİ!
Taraf.com.tr ile ilgili görüş ve düşüncelerinizi
bize iletmek için tıklayın.
ÜYE GİRİŞİ

Üye OL | Şifre Hatırlat
Anasayfa Ekonomi Politika Güncel Dünya Spor Sağlık Yaşam Bilim ve Teknoloji Kültür ve Sanat Eğitim i Yazı Dizis Her Taraf Yazarlar
ahmet_altan KUM SAATİ 06.12.2008
Ahmet Altan
Haram
Yazdır
Yazıyı Paylaş:
Dini siyasete karıştırmamak lazım derler.
Bence dini sadece siyasete değil her şeye karıştırmak iyi olurdu.
Din adına oy istemekten ya da din adına insanları öldürmekten söz etmiyorum, dini, “dünyevi bir iktidarın merdiveni yapmak” değil söylediğim.
Her dinin bir adalet ve hakkaniyet anlayışı, bir helal ve haram ölçüsü var.
Bunlar hayatın her yanında olsa iyi olurdu diyorum.
Kendi başlarına sahip olamadıkları “ahlaka” belki Allah korkusuyla sahip olurlardı.
Dünyadaki siyasetçilerin herhalde yüzde sekseni, doksanı tanrıya inanır.
Bir de dünyaya bakın.
İnançlı insanların yapacağı işler mi bunlar?
Biliyor musunuz, ben bu dindar insanları anlayamıyorum.
Allaha inanıyorlar.
Onun gücüne inanıyorlar.
Onun her şeyi gördüğüne inanıyorlar.
Onun haktan, adaletten, dürüstlükten yana olduğuna inanıyorlar.
Haram yerlerse “cehennemde yanacaklarına” inanıyorlar.
Dürüst olurlarsa “cennete gideceklerine” inanıyorlar.
Sonra da her türlü haksızlığın, haramın kapısını açıyorlar.
Bunu anlamak mümkün mü?
Ben inançlı biri değilim ama eğer inançlı olsaydım, “cehennem” cezasından korktuğumdan ya da “cennet” ödülüne göz diktiğimden değil, sırf “beni yaratanı utandırmamak, üzmemek için” dürüst olmaya çalışırdım.
Bunların öyle kaygıları yokmuş gibi geliyor bazen bana.
Benim anlayamadığım tuhaf bir inanma biçimleri var.
Dindarların neyi nasıl yapacağını belirlemek ve yargılamak benim haddim de değil, hakkım da değil.
Ama biri yüksek sesle ve kuvvetle “dindar olduğunu” söylüyorsa, bunu vurguluyorsa, hatta bunu benim gözümün içine sokuyorsa, o zaman benim onu “kendi inancı ve kendi ahlakıyla” değerlendirme hakkım doğar.
Dindar biri, dürüstlükten uzaklaşırsa ona sorarım, “bu nasıl dindarlık” diye, “hem kendini, hem senin gibi dindarları, hem de seni yaratanı utandırıyorsun.”
Bizim iktidar partimiz dindar insanlardan oluşuyor.
Bunu biliyoruz.
Cumhurbaşkanı da dindar.
Bunu da biliyoruz.
Siz böyle inançlı insanlardan “dürüst olmayan” bir davranış bekler misiniz?
Beklememek lazım.
Onların da dürüstlükten uzaklaşmaması lazım.
Şimdi yeni bir İhale Yasası çıktı.
Bu yasa, “dürüstçe” değil.
Yolsuzluklara, şaibelere, haksızlıklara, adam kayırmalara açık bir yasa.
Bu yasaya, çok insan karşı çıktı.
Bu yasanın kusurları neredeyse teker teker anlatıldı.
Bu yasanın çıkması halinde, devlet ihaleleriyle yapılan işlerde yolsuzluklar olabileceği, devlet binalarının çökebileceği söylendi.
Peki, ne oldu?
İktidar, bu yasayı kimseyi dinlemeden çıkardı.
Cumhurbaşkanı’na döndük.
Birçok insan bir ağızdan, “lütfen bunu imzalama, veto edip geri gönder” dedi.
Ne oldu?
Cumhurbaşkanı kimseyi dinlemedi ve yasayı onayladı.
Şimdi bakın, politikanın binbir türlü oyunu, dengesi, ilişkisi vardır, onlara pek aklım ermez.
Cumhurbaşkanı, iktidar partisiyle ilişkilerini bozmak istemiyordur, siyasetin müteahhitler tarafından finanse edilmesinin yararları olduğunu düşünüyordur falan...
Ama bir de adalet, hakkaniyet, dürüstlük var.
Haram var, helal var.
Bu yasa, “harama” açık.
Bu yasayla çok haram para yenir.
Cumhurbaşkanı bu yasayı onayladığına, onun dürüstlüğünden, inancından kuşku etme hakkımız da olmadığına göre...
Kendisine sormalıyız:
“Siz bu yasayı niye onayladınız?”
“Hiçbir soygun olmayacağına, hiçbir yolsuzluk yapılmayacağına kanaat mi getirdiniz?”
“Bu yasanın kefili misiniz?”
“Yarın bu yasa nedeniyle yapılan yolsuzluklara rastlarsak hesabını size soralım mı?”
Cumhurbaşkanı bu sorulara cevap vermeli bence, bu yasayı niye onayladığını, bu yasayla yolsuzluk olmayacağına nasıl inandığını bize de açıklamalı.
Karşı çıkanların madde madde dile getirdiği kuşkuları, madde madde çürütmeli.
Böyle bir şey yapacak mı?
Hayır.
Başbakan böyle bir şey yaptı mı?
Hayır.
Hiçbir şey söylemeden yasayı çıkarttılar, onayladılar, yürürlüğe soktular.
Öyle aldırmaz davranıyorlar, bu ülkedeki insanları öyle yok sayıyorlar ki benim gibi biri bile sonunda Allah’a sığınmak zorunda kalıyor.
Onlara şöyle demek istiyorum:
İnandığınız Allah her yaptığınızı görüyor, her düşündüğünüzü biliyor.
Bizden kurtulmanız zor ama velev ki kurtulsanız bile...
O’ndan kurtulamazsınız.

 

Diğer Ahmet Altan Makaleleri:
  1. Yalancılık - 17.03.2010
  2. İyi çocuklar bitmiyor - 16.03.2010
  3. Bir deli aranıyor - 14.03.2010
  4. Acemi AKP - 13.03.2010
  5. Biz de onları öldürelim Turhan Bey - 12.03.2010
  6. Taş ve ayna - 11.03.2010
  7. Yalanlar - 10.03.2010
  8. İmparatorluk ve insan - 09.03.2010
  9. Nefret, Futbol ve Yargı... - 07.03.2010
  10. Soykırım - 06.03.2010
  11. Kriz - 05.03.2010
  12. Sivil Darbe - 04.03.2010
  13. Kürtler ve demokrasi - 28.02.2010
  14. Öyleyse ne - 27.02.2010
  15. Röntgen... - 26.02.2010
 Tüm makaleleri >>

 
 
Ahmet Altan KUM SAATİ
Ahmet Altan - 17.03.2010
Yalancılık
Yasemin Çongar YA DA
Yasemin Çongar - 17.03.2010
1559 yıllık kelime
Süleyman Yaşar BU GÜN
Süleyman Yaşar - 17.03.2010
Fransa Almanya’yı niye uyardı
Etyen Mahçupyan MÜLAYİM
Etyen Mahçupyan - 17.03.2010
Özgürlük yolunda
Orhan Miroğlu YÜZLEŞME
Orhan Miroğlu - 17.03.2010
İnkâr etme yüzleş
Rasim Ozan Kütahyalı ÖZGÜRLÜĞÜN ÇARPINTISI
Rasim Ozan Kütahyalı - 17.03.2010
Askerî vesayetin kölelik düzeni
Hilâl Kaplan HASIRALTI
Hilâl Kaplan - 17.03.2010
İslamofobi kamuflajı olarak demokratlık
Roni Margulies SOLDUYU
Roni Margulies - 17.03.2010
Eşcinsellik, kaos ve kıyamet
Can Belge TURKCELL SüperLig PANORAMA
Can Belge - 17.03.2010
Acil Süper Lig’de mücadele edecek takım aranıyor

Tüm Yazarlar >>  

Anasayfa | Ekonomi | Politika | Güncel | Dünya | Spor | Sağlık | Yaşam | Bilim ve Teknoloji | Kültür ve Sanat | Eğitim | Yazı Dizisi | Her Taraf | Yazarlar
Reklam | Yazarlar | Künye | RSS