Kendisi de Burma’da görev yapmış olan George Orwell, İngiliz sömürgeciliğine bakış açısını Burma Günleri romanında yansıtır.
George Orwell romanında, “Bu ülkede bulunmamızın hırsızlıktan başka bir nedeni olduğunu söyleyebilir misiniz” diye sorar. Ve bu çarpıcı sorunun devamında da, “Bu (hırsızlık) öylesine kolay ki! İngiltere’nin memuru, Burmalının kollarını tutar, tüccar da adamın ceplerini boşaltır. Britanya İmparatorluğu, İngilizlerin, daha doğrusu Yahudi ve İskoç çetelerinin ticaret tekeli kurmalarını sağlayan bir aracıdan başka bir şey değildir” diyerek İngilizlerin bu sömürgede yaptıklarını, yerli işbirlikçilerini ve fırsatçıları anlatır.
Gelelim Türkiye’ye... Başbakan Tayyip Erdoğan, IMF’nin ağır koşullarını “ümüğümüzü sıktırmayız” diye reddettiğinde, toplum olarak uzun zamandır IMF’ye karşı duymadığımız bir cesareti onda gördük. Başbakan’ın, Burmalının kollarının tutulduğu gibi, yeni anlaşmada IMF’ye kollarımızı tutturmayacağını sandık. IMF ile müzakereler sonucunda, faiz dışı fazlanın yüzde 4’ten yüzde 2’ye indirilmesinin sağlanması Türkiye’de daha çok okul, daha çok sağlık hizmeti demekti çünkü.
Ama “IMF’ye ümüğümüzü sıktırmayız” diyenlerin, vatandaşın ümüğünü sıkacak bir İhale Yasası’nı sessizce Cumhurbaşkanı’na onaylaması için gönderdiğine şahit olduk. AKP Hükümeti’nin altı yıllık iktidarında on altı kez değiştirdiği İhale Yasası’nda yapılan son değişiklikler aynen İngiliz’in Burmalıya yaptığını yapacak. Vatandaşın kollarını tutacak, AKP’li yandaş müteahhitlere vatandaşın ceplerini boşalttıracak.
Peki, vatandaşı soymak için İhale Yasası’nda yapılan değişiklikler neler derseniz... Her şeyden önce bu İhale Yasası’nda ‘davet usulü’ ihale yöntemi yaygınlaştırılıyor. Böylece ihalelere sadece yönetimin istediği katılımcıların alınması sağlanıyor.
Zaten AKP Hükümeti bu davet usulü ihale yöntemini daha ilk yıllarında başlatmıştı. Şimdi bu yöntemi artık neredeyse devletin bütün inşaat işlerine, danışmanlık dahil tüm mal ve hizmet alımlarına yayıyor.
Mesela davet usulü ihale yöntemi, Özelleştirme Kanunu’nda yoktu. AKP Hükümeti hiç gereği yokken 2005 yılında Özelleştirme Kanunu’nu da değiştirip özelleştirme ihalelerinde bu yöntemi uygulamaya başladı. Bu yöntem tehlikeli bir yöntemdir! Bu yöntemle ihaleye katılan firmaların sayısı sınırlanır ve rekabet ve şeffaflık böylece engellenir. İhaleye katılacaklar idare tarafından davet edildiği için yolsuzluk ihtimali çok yükselir.
Hükümet belki de işleri hızlı gördürmek amacıyla davet usulü yöntemini yaygın olarak kullanmayı isteyebilir. Ama devlet işleri gün ışığında olmak zorundadır. Şüpheye yer bırakılmamalıdır.
Cumhurbaşkanlığı’na gönderilen yeni İhale Yasası geri çevrilmediği takdirde, kamunun ihalelerinin düzgün olarak yapıldığına, bu işlerde yolsuzluk olmadığına vatandaşları inandırmak çok zorlaşacak. Bu nedenle ya Cumhurbaşkanı yasayı geri çevirmeli ya da Hükümet yasayı geri çekmeli. Aksi takdirde yerel seçim öncesi yapılan bu değişikler AKP için hiç iyi olmayacak gibi görünüyor.
Diğer Süleyman Yaşar Makaleleri: