Bunu Elifin Öküzü’nde yazmıştım. Orada yazdığımı burada tekrarlamak bana ayıp geliyor, köşeyazarı ahlakıma ters. Ama öyle ısrarla sormuşlar ki mecbur kaldım. Onbeş yirmi liraya kıyıp kitabı alsanız bana sormaya gerek kalmaz, değil mi?
Anadolu analarla dolu bir ülke, tabii, muhakkak, ama istatistik olarak başka ülkelerin de farklı olacağını sanmam. Hem binbeşyüz yıl önce memlekete bu adı veren Rumun Türkçeye vakıf olması da zor, gidip Orhon ırmağındaki Bilge Kağan’a sormadıysa. Anatolê Eski Yunanca gündoğumu, yani doğu; Bizans Rumcasında telaffuzu Anatolí. Ana- “yukarı” anlamında edat. Tellô “kalkmak, doğmak”, vurgulu ek alınca tol-. İstanbul’dan bakınca neden bu adı vermişler, belli.
Bizans’ın bir idari birimi olarak Anatolikón adına ilk 669 yılında rastlanıyor. Orta Anadolu’nun büyük kısmını kapsayan dev eyaletin adı, başkenti Amórion, yani bugünkü Afyon Emirdağ. Daha önce imparatorluğun resmî dili Latince iken bu ilin adı Oriens imiş, ki tastamam aynı şey demek, “güneşin kalktığı yön, doğu”. Bildiğimiz orient.
Osmanlı’da Anadoli eyaletinin merkezi 16. yüzyılda Kütahya’dır, Emirdağ’a bir taş atımlık yer; kapsamı da Balıkesir’den Kastamonu ve Ankara’ya kadar olan alan. 19. yüzyıla gelindiğinde vilayet artık yoktur, buna karşılık Fırat sınırına kadar tüm yarımada “Anadolu” diye bilinir. Ahmet Vefik Paşa sözlüğüne göre Anadoli = “Marmara ve Akdeniz’den Fırat’a kadar olan diyâr; kadimde Küçük Asya.” Kapsama alanının Fırat’ın doğusuna taşması Cumhuriyet dönemi terminolojisidir.
Yunancadan Türkçeye alınan kelimelerde sert sessizin yumuşadığını daha önce yazmıştım, o yüzden Anatoli > Anadoli. Son sesin /u/ya dönüşme tarihini belgelemek zor, çünkü eski yazıda daima Anadoli yazılmış.
"www.nisanyansozluk.com - Türkçenin en kapsamlı etimoloji sözlüğü"
Sevan Nişanyan'ın Agos yazıları - nisanyan.blogspot.com