Bankacılık Düzenleme ve Denetme Kurulu’nun hazırladığı 8 Ocak 2009 tarihli Günlük Bankacılık Sektör Raporu pek de iç açıcı haberler vermiyor. Söz konusu rapora göre, bankalarda düşünüldüğü gibi her şey çok yolunda gitmiyor. Zira bankaların mevduat ve kredi tutarları artarken öz varlık tutarlarında gerileme görülüyor.
Ayrıca son bir ay içinde bankaların nakit değerlerinde yüzde 46,7 oranında azalma olmuş. Bu azalmanın bir kısmı yurtdışı bankalara plasman yapılmış. Bir kısmı da kamu borç senetlerine yatırılmış. Ama yapılan bütün bu plasmanlar nakit değerlerdeki azalışın toplam tutarının yarısına bile ulaşmıyor.
Bankaların öz varlık ve nakit değerlerindeki bu azalma bazı bankalarda sorun olabileceğine işaret ediyor. Hatta mali çevrelerde iki bankanın mali yapısının yeterli olmadığına dikkat çeken konuşmalar yapılıyor.
Yalnız şunun da altını çizmek gerekiyor ki, bankacılıktaki bütün göstergeler olumsuz değil. Bankalar için en önemli sağlamlık ölçülerinden biri olan ‘bankaların takipteki alacakları’na gelince... Bu alacaklar 8 Ocak 2009’da bir önceki aya göre yüzde 5,7 oranında arttı ama, önceki yıllarla karşılaştırıldığında takipteki alacakların toplam kredi tutarına oranı 2006 yılında yüzde 3,66 düzeyindeyken son verilere göre bu oran yüzde 3,59’a geriledi. Bu oranlar bize takipteki alacaklarda olumsuz bir gelişme olmadığını gösteriyor.
Yaşanan küresel mali krize rağmen takipteki alacakların hızla artmaması bankacılık sektörü için iyi bir gösterge. Peki, yaşanan küresel mali krizde takipteki alacaklarında negatif bir sürece girmemeleri için bankalara nasıl bir kolaylıklar getirilmeli? BDDK donuk kredilerin yenilenmesi ve kredi takibi için yeni düzenlemelerin yakında yapılacağını belirtiyor.
Zira bugünkü mevzuata göre bankalar, açtıkları kredilerin taksit ödemelerinde ortaya çıkan en küçük bir aksamada kredileri takibe alıp geri çağırıyorlar. Kredilerin böyle hemen takibe alınması hem şirketler hem de bankalar açısından bir kredi daralmasına yol açıyor. Bankalar takibe aldıkları kredilere karşılık ayırmak zorunda olduklarından iş dünyasına verebilecekleri toplam kredi tutarı önemli miktarda azalıyor. Bugün yaşanan küresel ekonomik durgunluk döneminde, bankacılık mevzuatında kredi takiplerine ilişkin kolaylaştırıcı önlemlerin hemen devreye sokulması gerekiyor.
Gerçi BDDK, bankacılık sektörünü 2001 krizine sokan kırılganlıkları dikkate alarak bankaların önerilerine çok temkinli yaklaşıyor ama dönem 2001 dönemi değil 2009 dönemi. Şimdi yaşanan kriz Türkiye’nin krizi değil, gelişmiş dünyanın krizi. Bu kriz önlem alınmadığı takdirde bütün dünyaya dalgalarını sert bir biçimde gönderiyor.
Küresel kriz nedeniyle daralan dış pazarlara karşı Türkiye, kendi iç pazarını genişletmek zorunda. İşte bu nedenle BDDK’nın takipteki kredilerden kaynaklanan sorunları mevzuatı gevşeterek çözmesi ve toplam kredi hacmini hemen genişletmesi gerekiyor. Aksi takdirde fazla tedbir nedeniyle özel sektör ve bankalar durup dururken sorun yaşayabilirler. Bankalar bu kez devletin aşırı müdahalesi yüzünden boğulurlar.
Bankaları ve özel şirketleri 2001 travmasının yol açtığı devletin baskıcı tutumundan kurtarmakta fayda var. Aksi takdirde ekonomik durgunluk devlet tarafından derinleştirilebilir ki, bunun da adı o zaman küresel kriz değil beceriksizlik krizi olur.
Diğer Süleyman Yaşar Makaleleri: