Mesleki birlikler, odalar ve sendikalar, meslek faaliyetlerini kolaylaştırmak ve üyelerinin ihtiyaçlarını karşılamak için kurulurlar. Bizde ise mesleki kuruluş ve sendikalar yönetime gelen bazı kişilerin iktidar alanı haline dönüşüyor. İşadamı Halit Narin’e göre, herkes oda, sendika ve derneklerin hesaplarında biriken fonların üzerine oturuyor.
İşçi sendikalarını bir düşünün. İşçi sendikaları, işten çıkartılırken işçilere herhangi bir yardım yapmıyorlar. Onlara yeni iş bulmaları için yeni beceriler de kazandırmıyorlar. Sadece o anki durumu eleştiren birkaç sözle durumu geçiştiriyorlar. İşsiz kalan işçi kendi çaresizliğiyle baş başa kalıyor. Oysa işçi sendikasının görevi kendisine yıllarca aidat ödemiş olan üyesine iş buluncaya kadar geçen sürede, ona, gerekli beceriyi kazandırmaktan mali desteğe kadar her türlü yardımı yapmaktır. Ama bizdeki durum bunun tam tersi.
İşveren sendikalarında da manzara farklı değil. Onlar da zor duruma düşen üyelerine yardım etmek için hiçbir gayret göstermiyorlar. Son dönemde sadece Türkiye Tekstil İşverenleri Sendikası Başkanı Halit Narin ortaya çıktı ve üyelerine, 250 milyon dolar tutarında piyasa faizinin altında kredi kullandıracağını açıkladı.
Ardından İstanbul Ticaret Odası da benzer bir adım atarak elindeki 30 milyon lirayı üyelerine düşük faizli kredi olarak kullandıracağını duyurdu.
TTSİS Başkanı Halit Narin’e göre, tüm oda, dernek ve sendikaların elinde toplam 20 milyar dolar para var. Bunun beş milyar doları Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nde toplanmış durumda. Peki, bu milyarlarca dolarlar kimin? Oda, dernek ve sendika yöneticilerinin mi yoksa üyelerin mi? Eğer üyelerinse, niye ekonomik kriz veya daralma dönemlerinde ayakta kalabilmeleri için bu paralar üyelere verilmiyor?
Yönetimlerden bu konuda herhangi bir açıklama yapılmadığı için sebebini bilmiyoruz. Halit Narin “Maalesef herkes bu fonların üzerine oturmuş, bu fonları kullanmamakta direniyor. Bu paralar ekonomiye enjekte edilirse krizin parasal tarafı hafifleyebilir” diyor.
Ayrıca pek çok işadamı ve işçi de, odaların ve sendikaların bu tutumundan şikayetçi. İşadamları, “her yıl yaklaşık 3 bin 500 lira aidat ödüyoruz bari krizde bu aidatları azaltın ya da almayın” diyorlar ama dinleyen yok. İşçiler ise ekonomik krizde sendikalardan hiçbir yardım görmediklerinden şikâyet ediyorlar ama onlara da kulak asan yok.
Dün bankacıların gazetelerde açıklamaları yayımlandı. Bol paraları olduğunu söylüyorlar. Öyle anlaşılıyor ki, bankalardaki mebzul miktardaki paranın büyük kısmını TOBB ve sendikaların 20 milyar doları oluşturuyor. İşadamı ve işçilerin paralarının üzerinden bankalar sefa sürüyor, krizde sorun yaşayan işadamları ve işsiz kalan işçiler ise cefa çekiyor.
Peki, bu çarpık işleyişi kim ortadan kaldıracak?
Başta TOBB olmak üzere oda, dernek ve sendikalar krizden çıkışla ilgili Ankara’ya akıl vereceklerine, önce bankalarla anlaşıp,
“benim paramı benim üyelerime ucuz kredi olarak vereceksiniz” demeliler. Aksi takdirde TOBB ve sendikaların ekonomiye ilişkin eleştiri ve önerileri gün geçtikçe inandırıcılığını yitiriyor.
Diğer Süleyman Yaşar Makaleleri: