Reklam | Künye | İletişim 12 Mart 2010 Cuma 00:58
Haber Ara :
taraf
ÜYE GİRİŞİ

Üye OL | Şifre Hatırlat
Anasayfa Ekonomi Politika Güncel Dünya Spor Sağlık Yaşam Bilim ve Teknoloji Kültür ve Sanat Eğitim i Yazı Dizis Her Taraf Yazarlar
ahmet_altan KUM SAATİ 08.04.2009
Ahmet Altan
Siyaset ve değişim
Ben hayatın hep daha iyiye doğru gittiğine inanan biriyim.

İyimserim.

Ve, ne zaman işlerin iyi gittiğini yazsam ya da söylesem mutlaka çok kuvvetli bir tepkiyle karşılaşırım.

Buna karşılık “işlerin kötü gittiğini” söyleyen yazılar ve konuşmalar çok alkış alır.

Neden böyle olduğunu çok düşündüm.

Sanırım bunun birinci nedeni, “şikâyet etmenin” hiçbir zihinsel çabaya ihtiyaç duymaması.

Şikâyet etmek için zekâya ya da düşünmeye ihtiyaç yok.

Söylenmek yeter ve her zaman şikâyet edilecek bir şey de bulunur.

İkincisi, “iyi olanlardan” sözetmek ve ümitli olmak o anda “iktidarda” olan partiyi övmek gibi algılanır, iktidardan hoşlanmayanlar “her şeyin kötü gittiğini” söyleyerek muhalefet yaptıklarına inanırlar.

Üçüncüsü de, özellikle bizimki gibi ülkelerde insanlar hayatın “iyi gidip gitmediğine”, siyasete ve siyasetçilere bakarak karar verirler.

Dün, Deniz Baykal’ı ve Devlet Bahçeli’yi dinlerken insanların neden “ümitsiz” olduklarını, neden “hiçbir şeyin değişmediğini” düşündüklerini ve her şeyin kötüye gittiğine inandıklarını daha iyi anladım.

Amerika Başkanı Obama Türkiye’ye gelmiş ve çok önemli mesajlar vermiş, yeni ve barışçı bir dünyaya doğru gidildiğini belirtirken Türkiye’ye de bu yeni dünyada çok önemli bir rol üstlenmesini önermişti.

Benim görebildiğim kadarıyla bizim liderler onun söylediklerinden hiçbir şey anlamamışlardı.

Bahçeli, hâlâ Kürt ve Ermeni konularında “şoven Türklerin” tepkilerini gıdıklayarak siyaset yapmaya çalışıyordu.

Baykal ise NATO genel sekreterinin seçimi konusunda gerçeklerle ilgisi olmayan laflar söylüyordu.

Amaçları bir gerçeği, Türkiye ve dünya için en iyi olanı bulmak değil, iktidarı eleştirmek ve oylarını arttırmaktı.

Oylarını arttırmaya çalışmak hakları elbette ama gerçeklerden kopuk, artık çağdışı kalmış konuşmalarla oylarını nasıl arttıracaklar, arttırıp iktidara gelseler ne yapacaklar?

İkisi de elli yıl önce de söylenebilecek sözler söylüyorlar.

Eğer dünyaya siyaset üzerinden bakar, Erdoğan’ın “gelgitlerini”, Cemil Çiçek’in tuhaflıklarını, Baykal’la Bahçeli’nin tutuculuklarını hayatı anlamak için kendinize “kerteriz” alırsanız, evet, o zaman “hayatın hiç değişmediğini, olumlu bir şey olmayacağını” düşünürsünüz.

Ve, bence fevkalade yanlış düşünmüş olursunuz.

Hayatı anlamak için hayata bakmak gerekir.

Zaman içindeki yolculuğumuzda hayatımıza katılanlara ve eksilenlere bakarak “iyiye mi kötüye mi gittiğimize” karar verebilirsiniz.

Benim yaşımdaki insanların bu ülkede gördüğü değişiklikler belki de dört yüzyılı kapsayacak kadar büyük değişiklikler.

Ben çocukken bizim mahallede sadece babaannemlerde telefon vardı.

Gençliğimde, İstanbul’la Ankara arasındaki bir telefon konuşması için dört saat bekleniyordu.

Bugün küçücük çocuklar ceplerindeki telefonlarla dünyanın her yanıyla otuz saniyede konuşabiliyorlar, isterlerse bir de resim çekip gönderiyorlar.

Çocukluğumda televizyon diye bir şey yoktu, gençliğimde sadece TRT’nin siyah beyaz televizyonu seyrediliyordu, bugün yüzlerce renkli televizyon kanalı kumanda aletinizin ucunda duruyor.

İnternet bütün dünyayı birbirine bağlıyor ve biz de o birbirine bağlanan ağların içindeyiz.

İki yaşındaki çocuklar oyuncak bilgisayarlarla oynuyor.

Hayat çok hızlı değişiyor ve iyiye doğru gidiyor.

Ama siyaset hayata kıyasla fevkalade yavaş ve geri.

Bugün hiçbir siyasetçimiz hayatın vardığı noktaya ulaşmış değil.

İnternet çağının siyasetçileri değil bizimkiler.

Bush da internet çağının siyasetçisi değildi.

Amerika onu değiştirdi ve internetli hayatı temsil edebilecek olan Obama’yı başa geçirdi.

Buraya gelen Obama’nın bize önerisi de internet çağının ülkesi olmamız.

İnternetlerin, cep telefonlarının, bilgisayarların olduğu bir ülkede, Apo’nun köyüne gidip ağaç dikmek isteyen insanlar öldürülmez.

Böyle bir çağda Kürt sorunu diye bir sorun olmaz.

Ermeni sorunu bir tabu halinde taşınmaz.

Demokrasi bu kadar topal, hukuk bu kadar kör olmaz.

Hayat ileri ve siyaset geri.

Hangisi, öbürünü yenip kendi düzeyine getirecek sizce?

Bizim siyasetçiler mi “internetli” bir dünyayı geriye döndürüp elli yıl önceki ülkeyi yeniden yaratacaklar?

Yoksa hayat mı siyasetçileri değiştirip, bu çağı ve değişimi algılamış insanları siyasetçi yapacak?

Bizim siyasetçiler, hayatı bir türlü anlayamadıklarından, bu yeni hayatın temsilciliğini üstlenmiş gözüken Obama bizzat gelip, “yeni çağa ayak uydurun” dedi, “Kürt meselesini, Ermeni meselesini, demokrasiyi, hukuku” çözmemizi önerdi.

Eğer bu öneriyi anlayan, kulakları bu önerileri duyan siyasetçiler çıkarsa, hem kendi iktidarlarını sağlama alacaklar, hem de Türkiye’yi gerçekten yeni bir çağa uçuracaklar.

Yok, bunu anlamazlarsa, çok çabuk sahneden inecekler ve yerlerine yenileri gelecek.

Hayatı anlamak için hayata bakın.

Hayat bu kadar hızlı, siyaset bu kadar yavaşsa, emin olun o hayat o siyaseti buruşturup atar.

 

Diğer Ahmet Altan Makaleleri:
  1. Taş ve ayna - 11.03.2010
  2. Yalanlar - 10.03.2010
  3. İmparatorluk ve insan - 09.03.2010
  4. Nefret, Futbol ve Yargı... - 07.03.2010
  5. Soykırım - 06.03.2010
  6. Kriz - 05.03.2010
  7. Sivil Darbe - 04.03.2010
  8. Kürtler ve demokrasi - 28.02.2010
  9. Öyleyse ne - 27.02.2010
  10. Röntgen... - 26.02.2010
  11. Bir susun - 25.02.2010
  12. Amaç bu... - 24.02.2010
  13. Kırılma - 23.02.2010
  14. Giremezlerdi - 21.02.2010
  15. Böyle değişir - 20.02.2010

 
 
Ahmet Altan KUM SAATİ
Ahmet Altan - 11.03.2010
Taş ve ayna
Süleyman Yaşar BU GÜN
Süleyman Yaşar - 11.03.2010
IMF niye Türkiye’yi istemiyor
Halil Berktay OKUMA NOTLARI
Halil Berktay - 11.03.2010
Ütopya ve eleştiri
Markar Esayan ARADA
Markar Esayan - 11.03.2010
Ölüleri, usulüne uygun gömmeden
Nabi Yağcı NEDEN OLMASIN
Nabi Yağcı - 11.03.2010
Korku, insanı unutturur
Yıldıray Oğur MANİFESTOM
Yıldıray Oğur - 11.03.2010
Hazine’den gelen paraları nasıl yiyip içtik
Dr. Sivilay Genç SİVİLAY ABLA
Dr. Sivilay Genç - 11.03.2010
Çarşaf provokasyonu
Sezin Öney YENİ AVRUPA
Sezin Öney - 11.03.2010
Yalanlar imparatorluğu
Mithat Sancar MEO VOTO
Mithat Sancar - 11.03.2010
Yollar ve sonlar
Erol Katırcıoğlu ARAYIŞ
Erol Katırcıoğlu - 11.03.2010
Demokrasiye geçerken
Janet Barış FRAGMAN
Janet Barış - 11.03.2010
Oscar’lar yine gitti
Telesiyej TELESİYEJ
Telesiyej - 11.03.2010
Televizyon dizilerimizde neden yok listesi çoktur
Aydan Çelik ŞEYTAN ARABASI
Aydan Çelik - 11.03.2010
Cansız Atlar Zamanı

Tüm Yazarlar >>  

Anasayfa | Ekonomi | Politika | Güncel | Dünya | Spor | Sağlık | Yaşam | Bilim ve Teknoloji | Kültür ve Sanat | Eğitim | Yazı Dizisi | Her Taraf | Yazarlar
Reklam | Yazarlar | Künye | RSS