Reklam | Künye | İletişim 22 Mart 2010 Pazartesi 07:37
Haber Ara :
taraf
WEB SİTEMİZ YENİLENİYOR!
Taraf.com.tr ile ilgili görüş ve düşüncelerinizi
bize iletmek için tıklayın.
ÜYE GİRİŞİ

Üye OL | Şifre Hatırlat
Anasayfa Ekonomi Politika Güncel Dünya Spor     Yaşam Bilim ve Teknoloji Kültür ve Sanat Eğitim i Yazı Dizis Her Taraf Yazarlar
ahmet_altan KUM SAATİ 11.04.2009
Ahmet Altan
Kasaba
Yazdır
Yazıyı Paylaş:
Filmin başında, yaşlı adam, yıllarca uzak kaldığı kasabasına döner.

Eski dostlarıyla kucaklaşır, komşularıyla hasret giderir.

Kasabanın dışındaki tepenin üstünde kurulu malikânede ise onun gençliğinde terk edip gittiği eski sevgilisi oturmaktadır.

Kadın çok ama çok zengindir.

Sonra kasabada tuhaf şeyler olmaya başlar.

Adam, anlayamadığı bir düşmanlık çemberinin yavaş yavaş kendisini kuşatmaya başladığını hisseder.

Ve, bir gece bütün kasaba adamı sıkıştırır dar sokaklarda.

Nereye kaçsa, düşman birilerine rastlar.

Anlar ki aslında bütün kasaba, bırakıp gittiği için kendisinden nefret eden o eski sevgilinin emrindedir.

Hepsi birlikte hareket etmektedirler.

Bazen bizim ülkenin de o “kasaba” gibi olduğunu düşünüyorum.

Farklı farklı görünüyorlar ama hepsi tepedeki şatoda oturan birinin emrinde.

Bizim Ergenekoncuların İranlı eski bir bakanla, bir Rus milletvekilini öldürttüklerini açıklayan bir mektup yakalandı Ergenekon sanığı bir sendikacının evinde.

Bu haber herkese gitti.

Biz manşetten verdik.

Bir de Zaman gazetesi daha ufak olarak gördü.

Televizyon kanalları arasında da sadece ATV bu haberi görmeye cesaret edebildi.

Diğerleri tümüyle sessiz kaldı.

İşte bu sessizlik buradaki insanların düşmanı.

Gerçeklerle halkın arasına bu “sessizlik” giriyor.

Okuyucularını inanılmaz bir biçimde kandırıyorlar.

Kendi aralarında “AKP düşmanları”, “AKP destekçileri” olarak ayrılmışlar.

Sanki müthiş bir dövüş varmış gibi yazılar yazıyorlar.

Bir yiğitler, bir yiğitler, yani o kadar mı yiğit olunur...

Ama mesele “devletin işlediği cinayetlere” geldi mi ne yiğitlik kalıyor, ne tartışma.

O güzel dillerini, o güzel kulaklarına sokup susuyorlar.

Hepsi o kâbus dolu kasabanın adamı oluyorlar.

Zaten bütün oyun da burada.

Farklı farklı insanlar gibi gözüküp aynı “şatonun” emrinde olmalarında.

Yıllarca bu oyunla gizlediler gerçekleri.

Öyle olmasa binlerce faili meçhul cinayet işlenebilir miydi bu ülkede?

Hiç mi biri, “bu cinayetleri kim işliyor” diye merak etmedi?

Merak etmediler.

Çünkü cinayetleri kimin işlediğini zaten biliyorlardı.

Bakın, Güngören’de alçakça bir bomba patlatıldı geçen yıl.

İnsanlar öldü.

Birilerini “bombacı” diye yakalayıp götürdüler.

Biz o zaman, “bu işte bir tuhaflık var” diye çok yazdık.

Ama yetkililer ve gazeteler, “PKK” deyip çıktılar işin içinden.

Hatta İçişleri Bakanı, “Güngören bombacıları PKK’lı, Beylikdüzü’nde de aynı ekip bomba patlattı” diye açıklama yaptı.

Şimdi ortaya çıktı ki Beylikdüzü’nde bombayı patlatanlar polismiş.

Ne olacak şimdi?

Beylikdüzü’nde bombayı kimin patlattığını bildiğine çok emindi bakan.

Güngören’de kimin patlattığını bildiğine emin olduğu gibi.

Bildikleri yanlış çıktı.

Güngören’de doğru adamları yakaladıklarına nasıl emin olacağız?

Ya orada da yanlış adamları yakaladılarsa?

Gazeteler niye bu işin üstüne hiç gitmedi?

On üç yıl önce Güçlükonak’ta içinde on bir kişinin olduğu bir minibüs yakılmıştı.

“PKK yaktı” diye yazdı herkes.

Önce Aktüel dergisi sonra biz minibüsü “devlet görevlilerinin” yaktığını yazdık.

Eski bir bakan buna tanıklık ediyordu.

Diyarbakır savcısı nihayet bu olayla ilgili soruşturma açtı.

33 asker öldürüldüğünde de sessiz kalmışlardı.

O zavallı çocukların birileri tarafından ölüme gönderildiği anlaşıldı sonradan.

Ya Kıbrıs’a ne demeli?

Yıllardır bilinir Kıbrıs’ın bir “kontrgerilla ve uyuşturucu merkezi” olduğu.

Mehmet Altan defalarca yazdı.

Hiç kimse aldırmadı.

Bugün Kıbrıs’taki çetenin de belgeleri çıkıyor.

Ergenekon sanığı sendikacının Kıbrıs seçimlerine milyonlarca dolar döktüğü anlaşılıyor.

O sendikacı o paraları nasıl buldu?

Eğer o paralar işçilerinse nasıl o paraları işçilerden habersiz “yasadışı” işler için kullandı?

Sendikanın parasını kendi kişisel bağlantıları için harcamak “zimmetine para geçirmek” değil mi?

Gazeteler bunun hesabını sordu mu?

Hayır.

Bizim yiğit gazeteciler, Ergenekon diye bir şey olmadığını, ordunun içinde darbe çalışmalarının yapılmadığını kanıtlamaya çalışıyorlar.

Neden yapıyorlar böyle?

Ergenekon’un olmadığına gerçekten inandıkları için mi?

Peki, içinden bombaların, patlayıcıların, silahların çıktığı o cephanelikleri, Özden’in ve Balbay’ın günlüklerini, yazışmaları, konuşmaları, bizim yayınladığımız “lahikaları” bilmiyorlar mı?

Görmediler mi, okumadılar mı?

Biliyorlar, gördüler, okudular.

Ama onlar o kasabanın insanları.

Onlar halkın değil, “şatonun” hizmetindeler.

 

Diğer Ahmet Altan Makaleleri:
  1. Türkiye’nin çıkarları - 21.03.2010
  2. Başbakan - 20.03.2010
  3. Müslümanlık ve milliyetçilik - 19.03.2010
  4. Benim memleketim... - 18.03.2010
  5. Yalancılık - 17.03.2010
  6. İyi çocuklar bitmiyor - 16.03.2010
  7. Bir deli aranıyor - 14.03.2010
  8. Acemi AKP - 13.03.2010
  9. Biz de onları öldürelim Turhan Bey - 12.03.2010
  10. Taş ve ayna - 11.03.2010
  11. Yalanlar - 10.03.2010
  12. İmparatorluk ve insan - 09.03.2010
  13. Nefret, Futbol ve Yargı... - 07.03.2010
  14. Soykırım - 06.03.2010
  15. Kriz - 05.03.2010
 Tüm makaleleri >>

 
 
Ahmet Altan KUM SAATİ
Ahmet Altan - 21.03.2010
Türkiye’nin çıkarları
Murat Belge TÜRKİYE'NİN HALLERİ
Murat Belge - 21.03.2010
Başbakan
Etyen Mahçupyan MÜLAYİM
Etyen Mahçupyan - 21.03.2010
Eskimeyen Osmanlı
Ayşe Hür TARİH DEFTERİ
Ayşe Hür - 21.03.2010
Hamidiye Alayları’ndan koruculuğa
Yıldıray Oğur MANİFESTOM
Yıldıray Oğur - 21.03.2010
OYAK-Renault’a başörtülüler nasıl girer
Hıdır Geviş ÖTEKİ AMERİKA
Hıdır Geviş - 21.03.2010
Otomobil uçar gider
Pelin Cengiz KULİS TARAFI
Pelin Cengiz - 21.03.2010
Dünyanın en kârlı işi insan kaçakçılığı
Ramazan Çanakkaleli İŞ VE SOSYAL GÜVENLİK DÜNYASI
Ramazan Çanakkaleli - 21.03.2010
Maliye’ye var SGK’ya yok mu
A. Esra Yalazan KAMERİYE
A. Esra Yalazan - 21.03.2010
Kardeş bayramlar ve Newroz...
Tuğba Tekerek PAZAR SÖYLEŞİLERİ
Tuğba Tekerek - 21.03.2010
Büşra: Başörtülü kızın absürt melodramı
Bülent Şirin
Bülent Şirin - 21.03.2010
Trabzon’da Gürcüler güldü

Tüm Yazarlar >>  

Anasayfa | Ekonomi | Politika | Güncel | Dünya | Spor | Sağlık | Yaşam | Bilim ve Teknoloji | Kültür ve Sanat | Eğitim | Yazı Dizisi | Her Taraf | Yazarlar
Reklam | Yazarlar | Künye | Haberler RSS | Yazarlar RSS