“Televizyon seyretmek mi izlemek mi?” diye sormuş birisi; “izlemek deyiminde bana batan bir şey var ama nedir bilmiyorum!”
Rahatsız eden şey bence ambalaj kokusudur. “Televizyon izlemek” yeni bir deyim, sanırım 90’larda çıktı, müthiş bir hızla yayıldı. Yeni çıkan dil modaları çoğu insana batar, kulağını tırmalar, yüz buruşturan bir ekşilik hissi verir. Normaldir, nedeni basittir. 20-25 yaşına kadar büyük emek harcayıp bir dili öğreniyorsun; deyimlerini, nüanslarını, vurgularını, üslubunu beynine hakkediyorsun. O yaştan sonra dildeki her değişim insana ümitsizlik hissi verir: “boşuna mı yaptık bunca yatırımı” kuşkusuna kapılırsın. Oysa küçük çocuklara bakın: üç yaşındayken tık diye öğreniveriyorlar “televizyon izlemeyi”, aystiyi, diliit düğmesini. Onlara alabildiğine doğal geliyor.
Yetmişlik morukların “getti dilimiz gettiiii” diye dövünmesini bir yere kadar anlıyorum: Tarih boyunca ihtiyarlar hep öyle yapmışlar, ama diller onlara kulak asmadan gelişmeye devam etmiş. Tuhaf olan, 17-18 yaşındaki lise çocuklarına bu yenilgi psikolojisini bir şekilde aşılamayı başaran eğitim düzeni. Bin tane liseliye sor, 999’u papağan gibi “Türkçemiz bozulmaktadır, yabancılaşma, vatan, millet, şanlı atalarımız cart curt” diyecektir. Aynı çocuğa aystiden vazgeç de, boş boş yüzüne baksın.
İzlemek birinin topuğundan gitmek demek. Eski Türkçe
iz = topuk, anlam genişlemesiyle “ayak izi”.
Ama
seyretmek de bundan az ucube değil ki? Arapça
seyr = dolaşmak, gezmek.
Seyyar demek gezgin,
seyyare gezegen,
seyrüsefer gidip gelme, ism-i mekân formunda
mesîre de gezinti yeri. Hepsi aynı SYR kökünden. Osmanlı’nın parlak çağında tören alayı, resmigeçit gibi gösteriler pek geliştiğinden olacak, seyr adı Türkçede “tören yürüyüşü” gibi bir özel anlam kazanmış, ki İngilizce
procession kelimesinde de aynı evrim görülür. 19. yüzyıl sözlükleri seyr için “temaşa edip gezmek, temaşa yeri” diyor. 1920’li yıllara gelince seyir hem gösterinin adı (“gelin dostlar seyir var”), hem gösteriye bakma eylemi olmuş.
“Televizyonun topuğu mu olurmuş?” diye abes sorular soranlara, “televizyon deve mi binip gezelim?” gibi eşit derecede saçma cevaplar verebilirsiniz.
*
Pazartesi akşam 16.07 itibariyle tam 44 mail geldi. “Haydan gelen huya gider” deyiminin aslı İslami gelenekte Allahın sıfatları olan Hayy ve Hû sözcükleri imiş, yaygın görüş buymuş. Vallahi henüz inanmadım, sağlam delil görmedikçe de inanmam. Türkçe halk dilinde, hem de gayet sinik mesajı olan bir deyimde, bu kelimelerin kullanılacağına siz ihtimal verir misiniz Huaşkına?
***
"www.nisanyansozluk.com - Türkçenin en kapsamlı etimoloji sözlüğü"Sevan Nişanyan'ın Agos yazıları - nisanyan.blogspot.com
Sevan Nişanyan'ın siyaset ve tarih yazıları: http://nisanyan1.blogspot.com