ANKARA
Biz de son günlerin modasına uyup, yargı muhtıraları, telekulak skandalları ile çalkalanan Ankara’ya gidip ne olup bittiğini anlayalım dedik. Batılı diplomatlar, siyasetçiler ve farklı kesimlerden insanlarla görüştük. AKP kapatılır mı? Eğer kapatılırsa ne olur? Batı nasıl tepki vermeli? Aldığımız cevaplar çoğunlukla kötümserdi. Başörtüsü davasının raportörünün davayı ret etme eğilimine bir tür yalancı bahar gözüyle bakılıyor. Benzer yorumlar birçok gazetede yayımlanmış olsa dahi yine de sizinle paylaşmak istedik. Hem tüm bu kargaşanın arasında ışıldayan umut sinyalleri de yok değil.
AKP kapatılır mı sorusuna, görüştüğüm kişilerin çoğu “mutlaka” cevabını verdi. Batılı diplomatlar arasındaki hâkim kanı AKP’yi saf dışı bırakmak isteyen güçler bu işi “ölümüne bir savaş” olarak görüyor ve işi “yarım bırakmayacakları” yönünde. Hatta aralarında daha da pesimist olanları “Partiyi kapatmakla kalmayacaklar, daha da ileri gidecekler,” diyor. Hatta darbe sözcüğünü de çekinmeden kullanabilenler de var ancak bunun ne şekil alabileceğini de bir türlü izah edemiyorlar. “Biz, merkeze analizlerimizi yollarken hiç bu kadar zorlanmamıştık,” diye yakınıyor bir üst düzey AB diplomatı. “En kritik süreç, olası kapatmadan sonra AKP’den kopuşlar olup olmayacağı” diyorlar. Eğer olursa AKP’nin tasfiyesini isteyenler tatmin olurlar mı peki? “Hayır,” diyor bir tanesi. “İşi sansa bırakmazlar, farz edelim ki AKP yerli yerinde duruyor ve yeni bir çatı altında toplanıyor, bütün çabaları boşuna gitmiş olacak.” Peki sonra? Mantığa yatan hiç bir cevap yok. Ancak yine bir Batılı diplomatın belirttiği gibi yaşanan sürecin hiç bir yanı mantığa sığmıyor ki. Memleket çıldırmış.
Tüm bu apokalips [kıyamet, mahşer] manzaraları arasında Anayasa Mahkemesi üyelerinden birinin bazı yabancı büyükelçilere sarf ettiği kritik sözler bir umut oluşturmuş vaziyette. Bize bizzat büyükelçilerden birinin aktardığına göre anılan Anayasa Mahkemesi üyesi ısrarla “İlle AKP kapatılacak diye bir şey yok, hazine yardımı kesilir, olur biter,” demiş. Böylece AKP ciddi şekilde uyarılmış olur, her şey normale döner türünden bir senaryo. “Kapatmanın ekonomide yaratacağı tahribatı kimse göze alamaz,” diyor bu sonucun olasılığına gönül bağlamış büyükelçi.
Batı’nın tepkisine gelince; görüştüğüm AB’li diplomatlar AB’nin Genişlemeden Sorumlu Komiseri, Olli Rehn’in verdiği ilk demeçlerin fazlası ile AKP’ye angaje bir imaj yansıttığını düşünüyorlar. “İtirazlarımız demokrasinin, AB kriterlerinin temel prensipleri üzerinden yapılmalı, bir partiyi savunmak şeklinde değil,” diyor birisi. Aynı diplomat, partinin kapatılması durumunda dahi AB müzakerelerinin dondurulmasını yanlış buluyor. “AKP’nin yerine gelecek (çatı partisinin oluşturacağı iktidardan söz ediyor) hükümeti zor durumda bırakmış oluruz, elini zayıflatmış oluruz,” diye tamamlıyor sözlerini. Bir diğer AB’li yetkili ise, “Son iki yıldır 301 başta olmak üzere reformları niye askıya aldınız” diye sorduğumuzda “AKP’liler hep ‘ortam müsait değil, düşmanlarımız üstümüze gelir” bahaneleri ile savuşturuyorlardı bizi. ?imdi düşmanlarının en çok üstlerine geldiği noktada nasıl oluyor da reformlara yeniden sarılıyorlar, hiç samimi gelmiyor bize, AKP bizi kendi oyunları içine çekemez,” diyor. Özetle AKP’yi de eleştiren çok ama yerine konacak birilerini de görmüyorlar.
Amerikan yönetimine gelince: Edindiğimiz izlenim, davayı beyanları ile kınamaktansa işi “doğal” seyrine bırakma eğilimi ağır basıyor. “Fazla eleştirirsek bu sefer AKP’yi kolladığımız savları güçlenecek bu da en fazla AKP’yi yıpratır,” diyorlar. Türkiye demokrasisine, AKP hükümeti üzerinden sözlerden ziyade hareketleri ile arka çıkmayı yeğliyorlar.
Daha önceki yazılarımızda belirttiğimiz gibi özellikle ABD dışişlerinde, olup bitene ibretle bakılıyor. ABD’nin aralık ayına doğru gelmesi neredeyse kesin gözüyle bakılan asker kökenli, Vietnam savaşında yer almış, yeni büyükelçisi, Jim Jeffrey’in, bu bakış açısını etkileyip etkilemeyeceğini o zamanki şartlar belirleyecektir mutlaka
Ne var ki AB’den farklı olarak ABD’nin Türkiye’yle olan ilişkileri halen ağırlıklı olarak stratejik ve askerî nitelikte. Dolayısıyla iktidarda kim olursa olsun ABD Türkiye ile ipleri koparma lüksüne sahip değil. Ancak yine bir ABD’li kaynağımızın ifade ettiği gibi ABD’nin TSK’ya ilettiği gayri resmî mesajı özetle şöyle “gerçekçi olun, artık darbe yapma günleri geride kaldı.” Bizce de...
30.05.2008
|