Soru: Ben Deniz Karaman. Yeni Zelanda’da yaşıyorum. Türkçem çok az. Ama Türkiye haberlerini takip etmeye çalışırım. Hep duyduğum 1 Mayıs’tır. Gazetelerin haberleri ne olursa olsun konu dönüp dolaşıp 1 Mayıs’a geliyor. Nedir bu 1 Mayıs? Beni bilgilendirin, çok memnun olurum? (Deniz Karaman – Wellington)
Cevap: Sevgili Deniz, 1 Mayıs işçi bayramıdır. Türkiye’de DİSK isimli sendikanın geçen yıldan itibaren 1 Mayıs’ı Taksim’de kutlamak istemesi, Hükümet’in de bu isteği şiddet kullanarak bastırması şeklinde olaylar cereyan etmiştir. Hükümet bir merkez sağ partiden bekleneceği şekilde davranmıştır. Sürpriz yoktur. Ancak bu durum, AKP nefreti ile açık açık darbe savunuculuğu yapamama arasında kalanlara bir nefes alma menfezi açmıştır.
Ancak her ne kadar polisle sendikacıların çatışması kötü bir şey ise de; işçilerine parayı koklatarak veren TÜSİAD’çılar fena halde 1 Mayıs sempatizanı olmuş durumdalar.
Diğer taraftan; Ergenekon soruşturması uzadıkça yüreği ağzına gelen Aydın Doğan gazetelerinin işçi dostluğunda vardığı noktayı Che görebilseydi; eminim ki Hürriyet’te köşe yazarı olmak ister, efsanevi beresini imzalayıp Özkök’e gönderirdi.
Duyduğun haberlere, açıklamalara bu açıdan bakmalısın. Farz edelim ki Boğaz’daki tüp geçidinin açılışında; ‘1 Mayıs’ta işçilere biber gazı sıktıran AKP, İstanbul’un ulaşım sorununu çözdü’ şeklinde Kanal D’de bir anons duyarsan hiç şaşırma.
Bugünlerde işçi dostu olmak, Eğitim Gönüllüleri’ne SMS atmaktan ya da Toplum Gönüllüleriyle köy okulu boyamaya gitmekten bile daha popüler. Keşke bu emekçi, 1 Mayısçı dilleri kazara proletarya devrime yol açsa da yalılarındaki hallerini dünya gözüyle bir görsek.
YouTube’dan sonra Google da kapatılsın
Soru: Değerli Sivilay Abla, internet’te YouTube diye bir şey varmış. Bunu dört dakika izlersen seni Atatürk düşmanı yapıveriyormuş. Ülkemizi ve gençliğimizi internetin zararlarından nasıl koruyabiliriz? (Emekli Hâkim Gürbüz Orbay)
Cevap: Sevgili kardeşim, internetin gerçekten çok büyük zararları var. YouTube’un dört dakikasının, 12 yıllık Atatürkçü eğitimi alıp götürmesi tehlikesi kahraman savcılarımız tarafından bertaraf edilmiş durumda.
Esas tehlike Google. Örneğin Google’da bomba nasıl yapılır bilgisi mevcut. Allah korusun bu bilgi kötü niyetli birilerinin eline geçse terör kol gezer.
Daha da kötüsü Google’da bir partiyi kapatmaya yetecek kadar bilgi mevcut. Nitekim bu bilgiler Yargıtay Başsavcısı’nın eline geçti. Demokrasimiz için hiç iyi olmadı.
Başka partiler kapatılmadan Google acilen kapatılmalı. Demokrat savcıları göreve çağırıyorum.
Halkı Anayasa Mahkemesi’nden soğutmak
Soru: Sivilay Abla, Anayasa Mahkemesi’ne karşı yapılan örgütlü muhalefet halkı Anayasa Mahkemesi’nden soğutuyor. Biz ne yapıyorsak rejimimiz için yapıyoruz. Ne yani; TBMM, seçimlerin 20 yılda bir, açık oy gizli sayımla yapılacağını öngören bir anayasa değişikliği yapsa ona da şekilden mi yaklaşacağız. Bu devlet sahipsiz mi? (Dokuzun biri)
Cevap: Rejime ayar verme konusunda silahlı kuvvetlerin yükünü paylaşıyorsunuz ama yasalarla yeterince korunmuyorsunuz. Size tavsiyem acilen “Halkı Anayasa Mahkemesi’nden soğutmak” yasası çıkarın.
Meclis’in, seçimleri 20 yılda bir, açık oy, gizli sayımla yapmaya teşebbüs edebileceğine ben de inanıyorum. Daha önce oldu çünkü. Cumhuriyet’in ilanından 1946’ya kadar neredeyse seçim olmadı. Daha doğrusu sonuçları belli uyduruk seçimler yapıldı durdu. CHP iktidarının yaptığı ilk çok partili seçimlerde de açık oy gizli sayım yöntemi uygulanmıştı. Böyle yaptıkları için de bir daha iktidar yüzü göremediler. Yani kurt adam olan politikacıları biz seçmenler cezalandırıyoruz.
Peki, kurt adam siz olursanız ne yapacağız. Sicil notunuzu düşürebilir miyiz? Maaşınızdan kesebilir miyiz? Lojmanınızı elinizden alabilir miyiz? Yapsak yapsak 21 Haziran’da İstiklal Caddesi Tünel’de toplanıp ‘Darbelere Karşı 70 Milyon Adım’ atarız.
PLATONİK DAVET
Ateistim kardeşim
Platonik davet için Taraf’ın 20 sorusundan bir konuk seçmeye bu hafta da devam ediyoruz. Gönlümden Adalet Ağaoğlu’nun verdiği cevaplara methiyeler düzmek geçse de bu köşenin ruhunda sivri dilli sataşma olduğu için Baskın Oran’da karar kılıyorum. Aslında konu Baskın Oran’da değil, son cennet sorusuna verilen tebliğ ruhlu cevaplar.
Baskın Hoca diğer soruların çoğuna ‘hiç düşünmedim’ diye cevap vermiş. Ancak “Cennete gitseniz Tanrı size kapıda ne derdi” sorusuna hiç tereddüt etmeden “Ne tanrısı, ne kapısı, ne cenneti” cevabını yapıştırmış.
Ateizm zahmetli bir pozisyondur. Entelektüel olarak altını doldurmak gerekir. Bu zahmete katlanamadığı için yarım ağız Müslüman kalanların bol olduğu ülkemizde Ateistlere büyük saygı duymak gerekir. Ancak bu tebliğ ruhu Ateizme hiç uygun düşmüyor. Aman ateistliğime halel gelmesin kaygısı soruyu tam olarak okumadan verilen cevaplar olarak karşımıza çıkıyor. Soru “Tanrı’ya inanıyor musunuz. Cennet var mıdır” değil, “Farz edelim ki cennete gittiniz” sorusu.
19.06.2008
Diğer Dr. Sivilay Genç Makaleleri: