Aklım, Başbakan Erdoğan’ın –geçmiş olsun temennisiyle– rahatsızlığı ve şu şike meselesini sürekli birleştiriyor son günlerde...
Yarılma mıdır, çatlama mıdır, yoksa mahcubiyet kaynaklı mıdır bilmek zor, ama işte Sayın Gül’ün vetosu ile Sayın Bülent Arınç, Şamil Tayyar ve Hayati Yazıcı’nın Şike Yasası’nın kabul edilemezliği üzerine yaptıkları çıkışlar sonrası, AK Parti bugün yasayı “aynen” Cumhurbaşkanı’na geri göndermeye hazırlanıyor.
CHP ve MHP, doğal olarak Başbakan’ın eksikliğinde AK Parti’de yaşanabilecek bir çatlağa oynuyorlar.
Yazı yazılırken henüz Başbakan’dan o ilahi müdahale gelmiş değil. Yani son sözü söyleyen kişi olarak henüz sahneye inmiş değil. Ancak, herhalde yasaya karşı olsaydı, Elitaş ve Canikli gibi yetkili isimler bu konuda bu kadar keskin tavır “alamazlardı.” Umarım yanılırım.
Sorun da, benim bu saptamayı bu kadar kolay yapabilmem, muhtemelen sizlerin de bunu normal karşılamanız zaten.
Erdoğan tek, en güçlü ve tartışılmaz lider. Ülkenin geleceği onun varlığına doğrudan iliştirilmiş vaziyette. Taha Akyol, Başbakan’ın bu son Meclis döneminden sonra rolünü nasıl sürdüreceğini yazmıştı geçen günlerde. Senaryoya göre 2014’te Erdoğan Cumhurbaşkanı oluyor, Arınç’lı ara dönemden sonra da Gül partinin başına geçiyor.
Kabul edelim, Kılıçdaroğlu’nun başbakan, Bahçeli’nin başbakan yardımcısı, Muharrem İnce’nin dışişleri bakanı, Emine Ülker Tarhan’ın adalet bakanı olacağı bir korku filminin yanında, bu, çoğunluğun onay vereceği bir formül.
Ama bu tam bir demokrasi değil.
Arap toplumlarında, kolonyalizmden milliyetçi Arap yönetimlerine veya diktatörlüklere geçişte, demokrasiden anlaşılan hükümdarın adil bir yönetici olmasıydı.
Yazının devamını okumak için tıklayın.