Devlet Bakanı Cemil Çiçek’in “Sünnetsiz PKK’lıların varlığını” dile getirdiği konuşmasında zuhur eden zihniyet yeni değil. Bu zihniyetin sözcülüğünü Çiçek uzun süredir “başarıyla” sürdürüyor. Diyor ki “Ermeni terörü ile PKK terörü arasında yakın işbirliği var, bunlar kan kardeşidir. O devreden çekildi, işi bu tarafa verdiler. Zaten, özür dilerim, bir kısım teröristlerin sünnetsiz oluşu, size çok şey ifade ediyor demektir. Yani bu, rivayet falan değil, biz kimin ne olduğunu iyi biliyoruz.”
‘Çük’ten bahis açılmışken, Çiçek’e kendi maruzatımdan bahsetmek zorunda hissetim kendimi. Efendim ben malûmunuz bir Ermeni zimmîyim. Lakin, hayat bu, ben çok küçükken, yani genlerimdeki “olağan Türk düşmanlığı” beni henüz ele geçirmemişken, affedersiniz, benim çük hastalanmış, Cemil Bey. İlerisi için planlanmış bir şey değil, yemin ederim. Hiçbir dahlim yoktu bu işte. Benim çük kabuk bağladı, dayanılmaz eziyetler yaşıyordum, hâlâ hatırlarım. Çiş yapamaz hale geldim. Sonra dediler ki, en iyi tedavi sünnet olmaktır. 80 yaşında, sürekli 7.4 şiddetinde titreyen bir fenni amca buldular, Cemil Bey. Adam geldi. Elinin doğru sarsıntısını tutturup, beni bu dertten kurtardı.
Şimdi Cemil Çiçek Bey, hayat bu, olur da PKK’ya katılsa ve Allah belamı verip de devlet güçleri tarafından bir çatışmada telef edilse idim, benim çük, malûm sünnetli, ama ben Ermeni...
Devlet bu işin içinden nasıl çıkacaktı?
Yani sizin bu çük siyasetinizin pek çok eksik noktası var. Hadi benimki bir tesadüftü, ama çağ değişti. Ermeni veya diğer kâfir gâvur halkları da kendi oğlanlarını sünnet ettirir oldular.
Yazının devamını okumak için tıklayın.