1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
Reklam | Künye | İşbirliği | İletişim 03 Eylül 2010 Cuma 06:50
Haber Ara :
Taraf Gazetesi
Sitemiz saat 13:00'dan sonra güncellenmektedir.
Anasayfa Ekonomi Politika Güncel Dünya Spor Yaşam Bilim ve Teknoloji Kültür ve Sanat Eğitim E-Gazete Yazı Dizisi Her Taraf Yazarlar  
Markar Esayan ARADA 26.06.2008
Markar Esayan
Geçmişin hayaletleri...
Yazdır
Yazıyı Paylaş:
Markar Esayan - Geçmişin hayaletleri... Markar Esayan - Geçmişin hayaletleri... Markar Esayan - Geçmişin hayaletleri... Markar Esayan - Geçmişin hayaletleri... Markar Esayan - Geçmişin hayaletleri... Markar Esayan - Geçmişin hayaletleri... Markar Esayan - Geçmişin hayaletleri... Markar Esayan - Geçmişin hayaletleri...
Markar Esayan köşe yazılarını web sitenize ekleyin
Psikanaliz, sorgulanmamış ya da bilinçdışı engellerden, yani artık işe yaramayan ve özgürlüğü kısıtlayan eski ilişki ve düşünce kalıplarından kişinin serbest kalmasını amaçlayan bir yöntem. Psikanaliz ve bu yaklaşımın kurucusu Freud’a göre, kişinin türlü rahatsızlıkları ve davranış bozuklukları bilinçdışında bastırılan istenmeyen duygulardan kaynaklanıyor. Psikanalize ciddi eleştiriler gelmesine rağmen, herhangi bir şikâyetle psikiyatra gidenler, genellikle bu yöntemle karşılaşırlar. Geçmişte yaşadığınız türlü travmaların bugüne yaptığı olumsuz etki, ancak o travmanın kökeni ve hatırasıyla yüzleşilerek giderilebilir çünkü. Yıllar evvel ilk kez yurt dışına çıktığımda, insanların genellikle güler yüzlü oldukları dikkatimi çekmişti. Birbirlerine gülümsüyorlar, tanımadıkları insanlara selam veriyorlar ve bedenlerinin tüm jestlerinden doğal bir mutluluk yayıyorlardı çevrelerine. Ülkelerin, kentlerin ve her mekânın kendine has bir ruhu vardır; o ruh, sadece o an var olan değil, geçmişten o ana akan bir yaşamın hülasası olarak mekânlara sızar. Oysa benim ülkem böyle değildi. Benim ülkemin insanı çoğunlukla gergin, mutsuz ve asık suratlıydı. Korku, şüphe ve şiddet, gündelik yaşamın tüm hücrelerine nüfuz etmiş, insanları ele geçirmişti. İnsanlar, her travmada biraz daha içine kapanarak ve kapandıkları o dar hücrelerin dışında kalan her şeyi tehdit algılayarak yaşıyorlardı. Bunun toplumun hasta olduğuna dair bir belirtiler dizisi olduğunu anlamak öyle kolay da değildi; çünkü böyle bir yaşam tarzı neredeyse norm haline gelmişti. Bununla birlikte, bir zamanlar bizlerin bir arada, tutkulu ve mutlu bir şekilde yaşadığımıza dair şayialar da vardı. Bizler görmemiştik; ama büyüklerimiz böyle bir yaşantıya dair hoş hikâyeler anlatıyorlardı bize, gözlerinde bizlere acıyan bir ifade asılı olduğu halde. İnsanlar hastalandığında doktora gider ve şifa ararlar. Peki, toplumlar rahatsızlandığında ne olur? Zannediyorum toplumlar da bireylerden farklı bir yol izlemiyor. Travma yaşıyor, bu travmayla sağlıklı bir yüzleşme yapamadığımız takdirde de hastalanıyoruz. Gündelik yaşam, kalitesini ve zenginliğini gitgide yitiriyor, iletişime değil, sadece çatışmaya cevaz veren bir ‘dil’ geliştiriyoruz. Bu dilin klişeler, ezberler ve tabulardan oluşan diyalektiği, geçmişle yüzleşmeyi imkânsız kılıyor. Bu durumu iyi analiz eden tahakküm teknolojileri, kendi varlıklarını sürdürmek üzere bu ahlaksız imkândan sonuna dek ve arsızca faydalanıyorlar. Travmaların yaşandığı tarihsel kırılmalar üzerine kaba kuvvet ve şantajlarla dokunmuş karanlık bir örtü atıp, toplumun gerçeklerle karşılaşmasını, dolayısıyla özgürleşmesini istemiyorlar. Türkiye işte böyle bir cenderenin içinde onlarca yıldır adeta inliyor. Estetize edilmiş tarih anlatısı, sadece yüzleşilmekten imtina edilen konuları değil, tarihin olumlu olumsuz tüm gerçekliğini paket halinde reddediyor. Böylelikle, geçmişimizin tüm pozitif kaynaklarından da şüphe duyar hale geliyor, gün geçtikçe fakirleşiyoruz. Bu deli gömleğinden sıyrılmaya, konuşmaya, tarihini ve kendini keşfetmeye çalışan Türkiye, birilerini çok korkutuyor. Onların korkusu önceliğimiz değil. Lakin siyasi görüşümüz ve gelecekteki Türkiye tahayyülümüz ne olursa olsun, bu zehirli zihniyeti ne kadar içselleştirdiğimizi irdelemek gerekiyor. Bu zihniyet bu ülkede bir ‘ahlak’ yarattı ve biz o ‘ahlak’tan hiç de münezzeh değiliz. Türkiye’nin önünü açacak zihniyet kırılması da, çetelerden değil, bizlerden gelecek bu yüzleşmeyle olacak. O zaman hep beraber iyileşeceğiz. 26.06.2008

 

Diğer Markar Esayan Makaleleri:
  1. Bu saklambaçta ebe nerede - 02.09.2010
  2. Taciz vesikasından, halkın anayasasına - 30.08.2010
  3. Kılıçdaroğlu’nun Kürt açılımı: Devlet Öcalan ile görüşür - 26.08.2010
  4. Çük üzerine cuk oturan siyaset, volume II - 23.08.2010
  5. Bize değil, BİZE dair bir şey - 19.08.2010
  6. Hükümet sağlam durmalı APO İmralı’dan çıkarılmalı - 16.08.2010
  7. Kasapyanların Çankaya Köşkü ve Ahmet Rıza Bey - 12.08.2010
  8. Adalarda koli basili ve Vahe Berberyan’la bir haftasonu - 09.08.2010
  9. Suikast rejiminin pili bitti - 05.08.2010
  10. Kazanan Doğu ve demokrasi olacak - 02.08.2010
  11. Kürt sorunu on bin yıldır var - 29.07.2010
  12. Samimiyet eylemde belli olur - 26.07.2010
  13. Devlet bazen de gözyaşlarıyla değişir - 22.07.2010
  14. Alın işte size gazetecilik - 19.07.2010
  15. Leibniz’in Kürt sorununa bakışı - 15.07.2010
 Tüm makaleleri >>

 
 
Haberler:
  Biz yaşadık, gelecek nesiller yaşamasın diye
  Neye ‘Evet’ diyeceksiniz
  12 yıl önce aslında ne oldu
  Beşiktaş’tan son dakika golü
  Yobo geçmişi çoktan unutmuş
  Guus Hiddink’ten teknik açıklamalar
  Uğur İnceman imza attı
  Arjantinli, Florya’yla tanıştı
  12 Dev Adam dörtte dört yaptı, liderliği garantiledi
  Pakistanlı kriketçi rolünü de kaybetti
  Mourinho zaman istedi
  İnsanlar tırsmakta haklı
  Zorba tam bir güneş insanı
  Gabor rahatsızlandı ve yine hastanede
  Michael Douglas kanseri yenecek

 BUGÜNKÜ YAZARLAR
KUM SAATİ
Ahmet Altan - 02.09.2010
Başörtüsü
OKUMA NOTLARI
Halil Berktay - 02.09.2010
[Kölelikten Türklüğe]
ARADA
Markar Esayan - 02.09.2010
Bu saklambaçta ebe nerede
NEDEN OLMASIN
Nabi Yağcı - 02.09.2010
Fötr ve kasket
MANİFESTOM
Yıldıray Oğur - 02.09.2010
Öcalan Suriye’den nasıl çıkarıldı -1
SİVİLAY ABLA
Dr. Sivilay Genç - 02.09.2010
EVET oyu AKP ilişkisi
YENİ AVRUPA
Sezin Öney - 02.09.2010
Sürgün
MEO VOTO
Mithat Sancar - 02.09.2010
Barışın dili
ARAYIŞ
Erol Katırcıoğlu - 02.09.2010
Biz burnumuzu sokacağız, bilesiniz
EŞİKTEN EŞİĞE
Fikret Doğan - 02.09.2010
Futbolcular ve fahişeler
ÇAYLAK RAPORU
Uğur Karakullukçu - 02.09.2010
Kendi ligine yabancılar
Anasayfa | Ekonomi | Politika | Güncel | Dünya | Spor | Sağlık | Yaşam | Bilim ve Teknoloji | Kültür ve Sanat | Eğitim | Yazı Dizisi | Her Taraf | Yazarlar
Reklam | Yazarlar | Künye | Haberler RSS | Yazarlar RSS | E-Gazete

Köşe Yazısı: Geçmişin hayaletleri... - Markar Esayan
03.09.2010 06:50:33