Lafı uzatmak lüzumsuz. Cumhuriyet tarihi bir kuruluş kaotizmi içerir ve sözün başladığı yerdir, bittiği değil. [Zaten söz hiçbir zaman bitmez.] Bunu anlayamayan bir kitle, değişimin kendi kutsal sabitlerini bile sorguladığını görüyor ve büyük bir öfke besliyorlar. Çekirdekte yer alan ve elinde şiddet kullanma gücünü bulunduranlara Ergenekon’un kayıtlı azaları, ayrıcalıklarının sona erdiğini hisseden ve bu güruha meşruiyet sağlayan çeperdeki halk kesimine de saftirik, ya da keriz Ergenekoncular diyoruz. Çekirdek ile çeper arasında yer alan ve en kalın kesiti oluşturan katman gün geçtikçe zayıflıyor. Süren Ergenekon davaları bu orta katmanı seyreltiyor çünkü. Doğrudan silaha sarılmayan, ama o silahın konuşmasının zeminini döşemekle vazifeli bu orta çeperde, yargı, bürokrat, rektör, orta dereceli emekli-muvazzaf haki tayfa ve en önemlisi medyada çöreklenmiş kepaze zevat yer alıyor.
Dolayısıyla, tepe ile zemin arasında bir koordinasyon eksikliği yaşanıyor. Mesela “laiklik tehlikede” diye sokağa milyonlar dökülemiyor artık. Çünkü gerçeğe direnmenin, bile bile ahlaksızlığa ortak olmanın da bir istiap haddi var.
Bunun yerine hâlâ Balyoz darbe planları yapılıyor, AKP’yi kapatma davası kısık ateşte pişiriliyor –hissediyorum çünkü-, AKP diktası tartışmaları ile beyhude 28 Şubat denemelerine girişiliyor.
Dün, bu kitlenin bir siyasi parti gibi davranan ve gerektiğinde silaha sarılan güçlü askerleri vardı.
Yazının devamını okumak için tıklayın.