Referandumda hangi sanatçının “evet”, hangisinin “hayır” diyeceği konusunun magazin haberi olmaktan çok daha fazla anlam taşıdığı bir gerçek. Nitekim, önce Süheyl Batum Sezen Aksu’ya “Sazan” dedi. Batum’a yakışan bir üsluptu doğrusu. Şöyle söyleyeyim: CHP değişim için liderlerine bir kaset komplosu yapılmasını beklemek yerine “liderimizi halk seçsin” diye karar alıp seçmenine gitse, o seçime Sezen Aksu veya Orhan Gencebay girse, Kılıçdaroğlu da, Batum da nal toplar.
Öyle bir saygınlığa ve hak ettikleri bir halk sevgisine sahiptir her iki sanatçı da. Pamuk için ise, daha iyisini kuramayacağım için Çetin Altan’ın o harika cümlesiyle cevap vereyim: “Bayrakların direklerini ne kadar yükseltirseniz yükseltin, bayraklar o ülkeden ilk kez Nobel ödülü almış bir yazar kadar görünemiyor dünyadan...”
Ama haklarını yemeyelim, AK Parti de boş durmadı. Habertürk’e “hayır” oyu vereceğini açıklayan sanatçıları –Adnan Şenses başta olmak üzere- Hüseyin Çelik teker teker arıyor, duyduklarının doğru olup olmadığını soruyordu. Çelik tarafından aranan sanatçılar da verdikleri cevabı reddediyordu. Altaylı, yapılan görüşmelerin ses kaydını açıklıyor, sanatçıların yalan söylediklerini kanıtlamaya çalışıyor, arada kalan sanatçılar da sessizliğe bürünüyorlardı.
Bir sanatçıyı bir bakan niye arar anlayabilmiş değilim. Başka işiniz yok mu? Böyle bir yöntemin aslında bir baskı aracı olduğunu bilmeyecek kadar bilgisiz misiniz? Hem bunun halk üzerinde nasıl bir antipati yarattığını hesaplayamıyor musunuz? Ne yani, sanatçılar “evet” dediklerinde öveceğiniz, “hayır” dediğinde telefonla uyaracağınız, bazen de Tarkan gibi ‘haddini’ aştığında azarlayacağınız kapıkullarınız mı?
Ama devam etti bu pespayelik. Ortama ayak uydurduğu görülen CHP lideri de Habertürk’ten Kutlu Esendemir’e evlere şenlik bir röportaj vermiş.
Yazının devamını okumak için tıklayın.