23 Aralık 1876’da ilan edilen ve Osmanlı Devleti’nin ilk anayasası olan Kanuni Esasi’ye 1863 yılında yürürlüğe giren Ermeni Milleti Nizamnamesi’nin esin kaynağı olduğu genel kabul görür. Prof. Arus Yumul’un konuyla ilgili
Toplum ve Bilim Dergisi’nin 1999/2000 sayısında yayımlanan “Osmanlı’nın İlk Anayasası” adlı makalesine aldığı alıntıda Bülent Tanör “(...) Durum onu gösteriyor ki, 1876 Anayasası’nın köklerini ya da esin kaynaklarını çok uzaklarda (Belçika, Fransa, Prusya) aramazdan önce, Balkan halklarının ve Osmanlı ‘Milletleri’nin sundukları örneklere dikkat etmekte fayda vardır” der.
“Genç Ermeniler” ekolünden liberal anayasacı Krikor Odyan’ın, Kanuni Esasi’nin mimarı Mithat Paşa’nın en yakın danışmanı olduğunu, Osmanlı’daki anayasacılığın Rumların, Yahudilerin, Katolik ve Protestanların katkıda bulunduğu bir potada piştiğini de not etmek gerekir.
Bugün Türkiye’de anayasa meselesinin hâlâ tam olarak çözülememiş olmasının nedenlerini yine bu yakın tarihe bakarak anlamaya çalışmak önemli. Çünkü ideal bir anayasa, merkeze karşı halkın yönetimde söz hakkına sahip olması ve vatandaşların dinine, ırkına ve cinsine bakılmaksızın eşitliğini sağlama aracıdır. Ama bu durum, merkez ve onun haresinde yer alan ayrıcalıklılar için her zaman bir korku-tehdit nedeni olmuş, Cumhuriyet de bu korkuyu miras almıştır.
Yazının devamını okumak için tıklayın.