Hrant Dink, Türkiye’nin yüksek kalibrede fikir üreten entelektüellerinden biriydi. Sadece Ermeni meselesinde değil, Türkiye’nin tüm sorunları üzerinde ciddi ve derin fikirlere sahipti. Bunu yazdığı yazılarda ve yaptığı konuşmalarda tüm sahiciliği ve tesirli konuşmalarıyla paylaşıyordu herkesle.
AGOS’u birkaç arkadaşıyla birlikte 1996 yılında kurmuştu. AGOS “Kendi yurtlarında gurbete çıkmış” Ermenilerin Türkiye ve komşularıyla kavuşma projesiydi. Aynı zamanda, azalmış, ağır baskı altında sesi soluğu kesilmiş Ermenilerin, Türkler tarafından keşfedilmesi anlamına geliyordu. Bu topraklarda binlerce yıldır yaşayagelmiş kadim bir halk olan Ermenilerin sayısı, henüz yüzyıl önce ülke nüfusunun yüzde 10’undan fazlasını oluştururken, 1915 kırımları ve Cumhuriyet döneminin ırkçı politik uygulamaları nedeniyle 50-60 binlere düşmüştü. Yeni nesiller Ermenileri ya hiç tanımıyor –bu daha tercih edilirdi–, ya da ırkçı ideolojik dezenformasyonla düşman olarak belliyorlardı.
Normalde, hep denenen ama sürekli kötü sonuçlanan “bu ülkeye ait olma, yerleşme” çabalarına bir son verilmesini beklersiniz. Sayınız dramatik ölçüde azalmış. Ermeni ismi bir küfür haline getirilmiş, her Ermeni’nin ailesinin yarısından fazlası yurtdışına gitmek zorunda kalmış. Devlet yıllarca yargı eli ile kültürel ve maddi varlığınızı sürdürmeniz için yaşamsal önemde olan vakıflarınızın mallarını yağmalamış vs, vs.
Ama Ermenilerde garip bir durum var. İnatçılar... Görünür olmaktan çekinmiyorlar.
Bunu Hrant Dink’te en asil haliyle gördük, izledik. Dink “Evet bu topraklarda gözüm var.
Yazının devamını okumak için tıklayın.