Ayn Rand iyiler ve kötülerin metafizikleri gereği köklü farklılıklar arz ettiğini, yanlış bilgilerin tren kazalarına, ocaklarda patlamalara ve cinsel iktidarsızlığa yol açtığını, doğru ahlakın ise New York kentinin ve insan ruhunun yeniden inşasının vazgeçilmez yolu olduğunu anlatmıştı Atlas Shrugged (Atlas Vazgeçti) kitabında.
Rand, metafizikten, ahlaktan çokça bahseder ve sahip olunan metafiziğin, düşünme, yani felsefe yapma, buna göre davranma, düşünme yoluyla elde edildiğini düşünür. Tüm bunların temelinde ise “Bilgi” yatar. Bizi doğru davranmaya iten şey, doğru veriler, yani doğru bilgilerdir. O zaman bilgiyi hangi kaynaktan ve hangi süreçlerden geçerek topladığımız, bunu yaparken ne kadar “Objektif” olunabildiği gibi gerekli bir sorunsallaştırma üretilir. Yani metafizik ve ahlak, bilginin arılığı-doğruluğu doğrultusunda iyi veya kötü olarak şekillenir ve kendilerine koşut sonuçlar doğurur (mu?).
Aklı çok önemsemekle birlikte, bilgi ile bilemeyeceğimiz, lakin hissedebileceğimiz ve bu hisle davranmaya geçebileceğimiz mekanizmalara da sahip olduğumuzu düşünürüm. Burada dinî veya ahlaki inançları kast etmiyorum sadece. En nihayetinde, kutsal kitaplar ve ahlak öğretileri de birer bilgi kaynağı olarak yorumlanabilir ve Rand’ın objektivizmi ile çelişmez. Yani Rand, dinlerin metafizik ve ahlak yaratmaktaki tarihteki çelişkili tezahürlerini, doğru bilginin doğru ahlaka yol açması, diğer yanda, din adına işlenmiş suçları ise kutsal kitap bilgilerinin yanlış yorumlanması veya bilgilerin kötü niyetli kişilerin istismarı ile çarpıtılmış olmasıyla açıklayabilir. Bu durum, yani vahiyden kaynaklanan bilgi, Rand’ın iddiası ile çelişmez.
Yazının devamını okumak için tıklayın.