Geçen günlerde bir genç, hayatının kendisi gibi baharında olan iki genci kafalarına birer kurşun sıkarak öldürdü.
Önce kızkardeşi ile evlenen Zekeriya Vural’ı, beş saniye sonra da öz kardeşi Sona’yı...
“Zekeriya’yı vurduktan sonra, kızkardeşim bana dönüp, donuk donuk baktı” diyor.
Şimdi zamanı o noktada durduralım.
Bir insanın içindeki pimi çekilmiş bombanın, yürekte sallandığı pamuk ipliğinden kurtulup yere düştüğü o an...
Bir insan, bir diğer insanı nasıl öldürmeye karar verir?
Hangi nefret, kin, bozukluk kızkardeşinin beynine kurşun sıkmaya neden olur?
Donuk donuk bakan Sona’yı da öldürür ağabey.
Artık hayatını kaybetmiş üç genç vardır ortada.
***
Kızın ismi Soney diye geçse de, aslında Sona’dır... Bu küçük ayrıntı bile bombanın patladığı âna kadar geçen sürenin ne acılı, travmalı, sıkışık olduğunun kanıtı.
İlk biz yazdık. Cinayetlerin işlendiği gün, ulaştığım kaynağım Zekeriya Vural’ın ailesinin de 1915 soykırımından sonra Müslümanlaşan Ermenilerden olduğunu söylemişti. Hatta damadın ailesinin bir kısmı hâlâ Ermeni’ydi. 1915 sadece yüz binleri yok etmemiş, hayatta kalabilenleri de böyle parçalayıp bölmüştü.
Şu, epey aşağılama da içeren “Dönme”lerdendi Vural ailesi de...
Aslında iki genç Samatya’daki mahallelerinde birbirlerini sevip birleşmeye karar verince, bu durumun bir yakınlık vesilesi olması bile beklenebilirdi değil mi?
Ama öyle değil! Maalesef öyle olmadı.
Sorun çıkar. Sona’nın ailesi evliliğe yanaşmaz. Çocuk ne olursa olsun Müslüman’dır.
Yazının devamını okumak için tıklayın.