İnegöl ve Dörtyol provokasyonlarından sonra teyakkuza geçen Emniyet Genel Müdürlüğü’nün bütün birimlerine gönderdiği “çok gizli” uyarı yazısının mürekkebi henüz kurumamıştı.
Dün sabah itibarıyla Osman Baydemir’in “Özerklik ve Kürt bayrağı” konuşmasını yaptığı Tunceli Belediyesi’nin 3. katında 250 gram ağırlığında C4 ve A4 tipi plastik patlayıcı bulundu. Baydemir’in ziyaretine ayarlanmış düzeneğin pilin bitmesi sonucu patlamadığı anlaşıldı.
İlk paragrafa dönelim ve Emniyet Genel Müdürlüğü’nün uyarısını özetleyelim: “Provokatörler nüfus açısından çeşitlilik arz eden yerlerde ‘etnik provokasyon’ planlamaktadır. Türkiye’nin kritik bölgelerinde karşıt görüşlü grupların tahrik edilmesiyle olayların tırmanması hedeflemekte, millî hassasiyetin yüksek olduğu şehit cenazeleri ile konferans ve toplantılara azami dikkat edilmesi gerekmektedir. Olayların tırmandırılması amacıyla ‘süfli ve sabıkalı’ kişiler seçilecektir. Sağ çizgideki grupların Barış ve Demokrasi Partisi’ne (BDP) karşı provokatif bir eylem gerçekleştirilmesi beklenmektedir. MHP, BBP, Ülkü Ocakları ile Alperen Ocakları da olası hedefler arasındadır. Ayrıca devlet büyüklerine karşı Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’a yapılan yumruklu saldırıların benzeri eylemler planlanmaktadır.”
Darbecilerin 12 Eylül öncesindeki gibi etkin olabildiği bir dönemde yaşıyor olsaydık, belki de Türkiye şu son dönemde bir ölüm vadisine dönmüş olabilirdi. Buna hiç kuşku yok. Ayşe Hür’ün son yazısı ülkenin 12 Eylül’e nasıl pervasız ve vicdansızca mahkûm edildiğini, Maraş, Çorum, Sivas olaylarının aleniliğini, Evren’in nasıl Demirel’in yardım talebini ‘gücümüz yok’ diyerek reddettiğin, cuntacıların münasip zamanı –yani yeterli insan kaybının yarattığı tahrikin optimal noktasını- nasıl beklediklerini ortaya seriyordu.
Yazının devamını okumak için tıklayın.