Üç ayrı davadan bahsedeceğim bugün sizlere.
12 Eylül 1980 Darbesi, Şemdinli ve Hrant Dink Cinayeti davaları...
12 Eylül Darbesi Davası...
Dava, 12 Eylül referandumunda darbecileri koruyan Geçici 15. Madde’nin kaldırılmasıyla mümkün oldu. Yani bir reform yapıldı, ardından da gecikmiş olan büyük bir dava açıldı.
13 Eylül 2010 sabahı soluğu Beşiktaş Adliyesi’nde alanların arasındaydım. 12 Eylül darbecilerinden şikâyetçi olduk. Buna benzer pek çok şikâyet dilekçesi verildi ve darbeci konseyin lideri Kenan Evren ve konsey üyesi Tahsin Şahinkaya hakkında dava açıldı. Tüm seyreltme, önemsizleştirme çabalarına rağmen, bu dava tepeden başlamakla birlikte –ki doğrusu da bu– 12 Eylül Darbesi’nde suç işleyenlerin tümüne doğru genişleme kapasitesine sahip. Bununla da bitmiyor. Dava savcısı Kemal Çetin, hazırladığı özenli iddianamede, darbeye mümkün kılacak ortamın hazırlanması sürecinde yaşanan 12 Eylül 1980 öncesindeki belli başlı olayları adaletin kapsama alanına sokuyor. Şöyle ki:
“12 Eylül askeri darbesi öncesi ülkede yaşanan terör olaylarında, halkı kışkırtmak ve karşı karşıya getirmek için çoğunlukla aynı argümanların kullanılması, olaylarda herkes tarafından görülen asıl faillerin olaylardan sonra bir türlü yakalanamaması, yakalanarak yargılananların ise birbirlerine karşı kışkırtılarak çatışmaya sürüklenen kişiler olması, olaylara ya hiç müdahale etmeyen ya da geç müdahale eden güçlerinin tutum ve davranışları, bazı olaylarda bizzat güvenlik güçlerinin kullanılması hususları gözetildiğinde, olayların, ülke yönetiminin askerî otoritenin eline geçmesini isteyen güçler tarafından çıkarıldığı, şüphelilerin denetiminde bulunan askerî yönetimin ise, ülkenin kaosa sürüklenerek darbe şartlarının oluşmasını bekledikleri sonucuna varılmaktadır.
Yazının devamını okumak için tıklayın.