Kahve de yok artık şiir yoksa...
Sabah erkenden kendinizi sokağa attığınızda hâlâ dünden kalmış bir notun peşinde, söylediğiniz bir cümlenin yanlış olabileceğini düşünür bulabilirsiniz kendinizi.
Bu denli titizlik işi Knut Hamsun’un Gizemler kitabının çevrildiğini tanımadığınız birine duyurma isteğine kadar varabilir.
Sonra bir masaya çöküp bir şeyler yazmaya başlamadan, gazetelerde hemen gözünüze çarpan bazı cümleler sizi başka yönlere sürükleyebilir, hatta ruhunuzu bile sıkabilir.
İşte o zaman Başo’nun Haikularının işlemediği, hatta bilinmediği bir dünyadan uzaklaşır akıl.
Nereye kadar gidebilir,
konuşacağı kaç kişi kalmıştır,
bilinir ama söylenmez.
Karanlık indiğine göre,
Şahidin gözleri de görmeyecek.
Böyle şakıyor bıldırcın.
Cioran şöyle yazmıştı:
“Bizden kaynaklanmayan olaylara sızlanmadan katlanmak gerektiğini söyleyen Stoacılar, sadece elimizde olmayan dış mutsuzlukları gözönünde tutuyorlar.
Yazının devamını okumak için tıklayın.