Büyük, köklü, eşsiz ve garip yapıtların kaynaklarına ulaşmak zordur. Yakıcıdır, çok çaba ister.
Bir görüşe göre de gereksizdir.
Ama merak, esrar ya da büyünün tortuları öyle güçlüdür ki; sonu olmayan karanlık duvarlar arasından çeker alır sizi; zamanı ve yağmuru unutturur, bir dehlize bırakır, hiçbir söz söylemeden çeker gider.
O sırada başlar her şey yeniden, sıradan olaylar karşısında farklılığını ortaya koymak için yırtınanların uğultusu arasında.
Bazen bizi ürküten, çocuğumuzun boyu yetmediği için en arka koltukta filmi seyredememesinin nedeni bu sestir.
Canavar bile olamamış, yıllardır duyduğumuz bir korku kaynağıdır, gecenin serinliğinde hiç sıkılmadan gürültüye dönüşür.
Toprak yolun sarsıntılarından beslenir.
Sarı tekerlekli bir arabaya tıkışmış, geçmişin tozuyla üstü kapatılmış bir kutuda yankılanır...
Sanki hikâyenin sonunu biliyormuş gibi takındığı maskeyle her yerde görünür.
Ve ne yazık ki çabuk unutulacağını bilmez.
Yazının devamını okumak için tıklayın.