Anladığın işin kalitesi onu anlatan kişinin kalitesine bağlıdır, diyordu Gürciyev. Sanki bu deyişle bağlantılı gibi duvarın kenarındaki dosyada bazı notlar, resimler gözüme çarpıyor. Hep oradan oraya sürüklenen dervişlerin seyahatlerini, dünyalarını yansıtan desenler.
Dağların yamaçlarında bilginin peşinde koşan, kum ve toz fırtınalarıyla boğuşan, katırlara yüklenmiş elyazmalarını korumaya çalışan fakirler...
Hattatların hünerleriyle bezenmiş büyülü sayfalar arasında minyatürlerle baş başa kalıyorum.
Dumandan, ateşten uzak tutuyoruz sayfaları...
Her toplumda nedenleri kolayca izah edilemezse de bazı sesler, duygular, bazı alışkanlıklar kaybolup, uçar gider.
Hatta herkesin üzerine titrediği çizgiler bile silinebilir.
Size su veren ellerin kıvrımlarını, gözlerin rengini de unutabilirsiniz.
Kaybolan değerler üşütür insanı.
Yaratılan soğukluk iliklerinize işler.
Böcekler donar.
Ön sırada gölgede kalanın günün birinde ikinci sırada parlayabileceğini düşleriz boş yere. Ama ayak izleri, küpeler, taşlar ve şarkılar hep ordadır.
Yazının devamını okumak için tıklayın.