Birden yıllardır tanıdığınız kişinin yüzünde o güne kadar hiç rastlamadığınız bir bakışa takılır gözünüz.
Sanki hiç öyle bakmamıştır dünyaya.
Sanki onun gözleri değildir artık.
Sanki baktığı yerdeki her şey kaybolmuştur, toprağın altına çekilmiştir yeryüzü.
Yerde bir şeyler arar gözleri,
Her yeri tarar titizlikle...
Taşıdıklarını bırakacak gücü kalmamıştır
Çocukluğunun merdivenleri yosun bağlamış,
Yıkılmış mı evleri?
Sarı bir binanın duvarının önünde ateş yakmış birileri...
Tükenmiş patatesler hemen hemen.
Elleri buz gibidir...
Geçmişle ilgili hüzünlü tekrar kapıda,
İçten içe döker kendini kaldırımlara.
Alışkanlıklarımız,
Anlatacaklarımız,
Çan sesleri,
Zamanın hazırlıklarının nedeni anlaşıldı,
Gözleri
Bu kez ‘gidelim’ der gibi bakar,
Başını eğer, hızlı adımlarla köşeyi döner,
Bırakır kendini, kaybolur...
Primo Levi’nin kitapları hep şunu hatırlatır insana.
Yazının devamını okumak için tıklayın.