Giovanni Papini’nin bir öyküsünde, kapının çalınış biçiminden hoşlanmayan birinden söz edilir.
Kişi o kadar ilgisizdir ki ayağa bile kalkmaz, hiç de ses çıkarmaz.
Hatta cevap bile vermez.
“Vuruşlar fazla güçsüzdü, benimse çekingenlerle işim yoktu,” diye söylenir.
Ama ertesi gün, aynı saatte kapı gene vurulur.
Bu kez vuruşlar daha güçlüdür, bir anlamda daha kararlı, izlenimi uyandırır.
Ama o kapıyı yine açmaz, davranışlarını bu denli çabuk düzeltenleri hiç sevmediğini söyler.
Nasıl diyordu Pessoa:
“Değer miydi acıya? Her şey değer
Acıya, ruh küçük değilse eğer.”
Şöyle bitiyordu hikâye:
Gülümsedi gibi geldi bana, ama insanlar hiçbir şey anlamadıkları zaman hep gülümserler...
Bazı filozoflar, az şey söylemiş de olsalar her yerde etkilerini sürdürürler.
Pascal gibi...
“Çok büyük bir ihtimalle, bir gemiye kaptan olarak, o gemide doğmuş birini seçmeyiz.
Yazının devamını okumak için tıklayın.