Küçük bir kasabada yeni başlayan bir film,
hayatın canlanması, yeniden başlamasıdır Cecilia için.
Sabah bu heyecanla hazırlanır, hayaller kurar,
çünkü ancak öyle silinir mutsuzluğu...
Saçını tararken aynanın karşısında, kıpır kıpır eder yüreği, gözleri parlar.
Sinemaya vardığında hemen biletini alır, çöker koltuğa. Işıklar söndüğünde o artık bambaşka biridir.
Saklamaz sevincini kendinden.
Filmin ortalarına doğru hiç beklenmedik bir şey olur.
Bir oyuncunun sürekli kendisine baktığını hisseder. O da gözlerini ondan alamaz.
Bir süre sonra iradeleri zaafa uğratan bir sahne gerçekleşir.
Göz göze geldiği Tom Baxter karakteri ayrılığa dayanamaz, beyazperdeden atlar ve karanlığın içinde Cecilia’ya doğru ilerler. Tutkuyla birbirlerine sarılırlar ve salondan ayrılırlar.
Mucize, düşünecek zamanı yok etmiştir.
Reel olanın aciz kalışı ve farazi esrarın hâkimiyeti sezilir havada.
Yeni bir hayat onları beklemektedir.
Cecilia durumu kocasına nasıl anlatacağını düşünürken, yarım kalmış filmin oyuncuları da şoka girerler. Ve Cecilia ile Tom kasabanın sokaklarında sarmaş dolaş geleceklerini çizmeyi hayal ederler.
Yazının devamını okumak için tıklayın.