Bu memlekette “solcu” olmaktan daha rahat hak edebileceğiniz, efor sarf etmeden ulaşabileceğiniz bir sıfat yok. Yeter ki protestolara harcayabilecek vaktiniz ve takatiniz olsun.
Konu sıkıntısı da çekmeyeceğiniz kesin. Konuyla ilgili Kültür Bakanı Günay’ın “yok öyle bir şey” taahhütlerine, “restorasyon” diyen projelerin katiliğine rağmen (bkz. Taraf’ın dünkü nüshası. Ertan Altan’ın yazısı) “tel’in günlerinde illa Ergenekon illa Susurluk” diye tutturan bazı Taraf yazarları açık birer hedef olarak önünüzde duruyor zaten.
Olmazsa muhabirlerimizin haberlerindeki imla hataları ya da fikri takip yapıp haber kaynaklarıyla görüşerek yaptıkları “devam haberlerinin” intihal olduğu zırvalığı üzerinden sosyal medyada falan bir şeyler “örgütleyebilirsiniz”.
He, neticede bir yaralı parmağa bile işememiş, çözüme tek tuğla koymamış olursunuz ama ne gam. Sen sağ, müesses nizam selamet gül gibi geçinir gidersiniz işte.
Sırtınızı tapışlayan da çok olur. Üstelik yalnızca seküler cemaatinizin gediklileri ve müritleri değil, muhalefet makamını sade suya tirit mevzularla işgal ettiğiniz için statüko da var olmanız için desteğini esirgemez.
Tıpkı erke dönengeci mantığı gibi. Makul muhalefetinizin konforuyla “kozmik odalarını” gözden ırak tutarak gücünü muhafaza eden sistem, kör gözüm parmağına “salvolarıyla” enerjinizi diri tutarak devreyi tamamlıyor.
Büyük çarkını, yönlendirdiği küçük dişlinizin “hareketi” sayesinde döndüren sistem işine bakıyor.
Sizler, Balyoz- Ergenekon- Susurluk- KCK davalarını aynı düzleme çekip bir garip “toplumsal uzlaşı affının” yolunu döşeyen memur edildiğiniz “sivil vesayet ve AKP yargısı” protestolarıyla meşgulken o kervanını yürütüyor.
Yazının devamını okumak için tıklayın.