Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin Dersim gafında değerlendiremediği tarihî fırsatı bu kez kaçırmadı. Lider sultasının mutlak hâkimiyeti altındaki partisinde, her kula nasip olmayacak genel başkan adaylığını açıkladı. Hafta sonu yapılacak kurultayın sonucunu beklemeye gerek yok. CHP Genel Başkanı artık Kemal Kılıçdaroğlu.
Peki, bu değişimin partide ve doğal olarak genel siyasette ne gibi etkileri olabilir?
Bir defa, partinin başına Kılıçdaroğlu’nun gelmesinin bir nebze de olsa anlam ifade etmesi için, Baykal’a koşulsuz biat eden ve CHP’nin elitist statükocu tavrıyla özdeşleşen kadrolarına karşı bir tasfiye sürecinin başlatılması elzem. Zaten gelen sinyaller de bu yönde. Ancak Kılıçdaroğlu’na adaylık sürecinde desteğini sunan, delege teşkilatı üzerindeki etkisi malum Önder Sav gibi eski isimlerin de yeni yönetimde aktif rol oynayacağına kesin gözüyle bakılıyor. Partinin üst yönetiminde genel başkan yardımcılıklarının sayısının arttırılması gibi birtakım reformların planlandığı da Ankara kulislerinde konuşuluyor.
Ne var ki bu saydıklarım, partinin politik söylemelerinde bir kırılma sağlayacak yapısal değişiklikler değil.
Önümüzdeki günlerde, başta ana akım medya olmak üzere, yoğun bir Kılıçdaroğlu güzellemesine maruz bırakılacağız. CHP’nin örgütlenme pratikleri, yeni bin yılın siyasetindeki en önemli konulardan olan küreselleşme, özgürlükler, reformlar, azınlıklar ve AB gibi noktalarda partinin meşhut politikaları mevzubahis yapılmayacak.
Yazının devamını okumak için tıklayın.