Dil, bir şeyi anlatamadığı zaman bile, o şeyi soyabilir, çıplak hale getirebilir. Önceki gün, bir konuşma değil, bir lisan, yani Kürtçe salt varlığıyla yaptı bunu.
Ahmet Türk, partisinin grup toplantısında Kürtçe konuştu. Türk,
Dünya Anadil Günü vesilesiyle yaptı bu konuşmayı. Bugüne kadar ve hâlihazırda bir anadil olarak sayısız baskıya maruz kalan Kürtçe, o anda neyi anlattığından bağımsız olarak, dilin bu özelliğinin bir kez daha kanıtlanmasını sağladı. Neyin çıplak hale geldiğini anlamak için, bu olaya gösterilen tepkilerin bir kısmına bakmak yeterli.
İlk tepki, TRT’den geldi. Meclis çalışmalarını ve o anda Ahmet Türk’ün konuşmasını naklen yayınlayan
TRT 3, Türk’ün ağzından çıkan ilk Kürtçe cümlenin ardından yayını kesti.
Yılların “
devlet adamı” Hüsamettin Cindoruk’a göre, “
çalışanlar doğru refleks gösterdi”. Gerçekten de bir “refleks”ti bu; ama “doğru” değil, “
hazin bir refleks”. Farklıya ve bilhassa Kürtçeye karşı tahammülsüzlükle belirlenen on yılların zihniyetini, hakkıyla temsil eden bir refleks.
Spikerin açıklaması, Türkiye’nin bir başka hazin gerçeğinin itirafıydı. Neymiş, “
Anayasa ve Siyasi Partiler Kanunu gereğince, Meclis kürsüsünde ve toplantılarında Türkçeden başka dilde konuşma yapılamayacağı hükmü doğrultusunda” yayını kesmek zorunda kalmışlarmış. Bu açıklama, “
olağan ötekiler” söz konusu olunca, herkesin kendinde aynı anda hem savcı, hem hâkim ve hem de infaz memuru olarak davranma hakkı gördüğüne dair bir çıplaklık halidir. Bu tavır, bürokratik kurumların “
milli hassasiyetler” söz konusu olduğunda, kendilerinde Meclis’e bile müdahale etme hakkını gördüklerine dair de bir çıplaklık halidir.
Meclis Başkanı, aynı gerekçeyle, bu uygulamayı sahiplendi. AKP çevrelerinden de benzer tepkiler geldi. Grup Başkanvekili Nihat Ergün, Meclis Anayasa Komisyonu Başkanı Burhan Kuzu, partinin “büyük abi”lerinden Bülent Arınç, Ahmet Türk’ün hareketini Anayasa’ya ve kanunlara aykırı bulduklarını söylediler.
Ben aynı görüşte değilim. Ne Meclis İçtüzüğü’nde bu konuda bir düzenleme var; ne Anayasa’nın 3.
Yazının devamını okumak için tıklayın.