BELFAST / Kuzey İrlanda, barışa dair bu yalın tanımlamaya en iyi uyan örneklerin başında gelir. Zaten bu sözü bir kez daha hatırlatan da, Kuzey İrlanda barış sürecinin en önemli isimlerinden Jonathan Powell oldu. Powell, 1997 seçimlerindeki zaferin ardından hükümeti kuran Tony Blair’in başdanışmanlığını yaptı. Kuzey İrlanda barış sürecine hükümet adına katıldı; bütün taraflarla yapılan görüşmelerin organizasyonunda ve yürütülmesinde çok önemli görevler üstlendi.
Demokratik Gelişim Enstitüsü’nün önceki gün başlayan çalışmalarının öğleden sonraki bölümüne Legatum Enstitüsü ev sahipliği yaptı. İlk konuşmacı olan Powell’ı daha önce de dinlemiş ve gerçekten etkilenmiştim. K. İrlanda barış sürecinin bütün inceliklerine çok hâkim. Bilgi ve deneyimini düz ve kuru bir üslupla anlatmıyor; kişisel hikâyeleri ve tanık olduğu kimi komik, kimi trajik, bazısı da trajikomik durumları da konuşmasına ustalıkla yediriyor. Sadece ben değil, “heyetimiz”deki herkes büyük bir ilgiyle dinledi Powell’ı. Konuşması bittikten sonra sorulan sorulardan ve yapılan katkılardan bunu anlamak mümkündü.
Powell’ın uzun ve canlı konuşmasını özetlemek zor. Ben de, normal olduğu üzere, en çok önemsediğim noktaları öne çıkarmak istiyorum.
K. İrlanda sürecinin ve sonunda ortaya çıkan modelin kendine özgü olduğunu, bu tecrübenin başka toplumlara aynen veya doğrudan uyarlanamayacağını, ancak her tecrübeden başkalarının çıkaracağı derslerin mutlaka bulunduğunu Powell da söyledi. Bunun artık bir tür amentü başlangıcı olduğunu dün de yazmıştım. Lakin Powell, başka bir vurguyla, çıkarılacak dersler konusunda önemli bir uyarıda bulundu.
Mealen dedi ki Powell; yaptığımız iyi şeyleri taklit etmeniz, istediğiniz sonuçları vermeyebilir, hatta sıkıntılar yaratabilir.
Yazının devamını okumak için tıklayın.