1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
Reklam | Künye | İşbirliği | İletişim 03 Eylül 2010 Cuma 05:54
Haber Ara :
Taraf Gazetesi
Sitemiz saat 13:00'dan sonra güncellenmektedir.
Anasayfa Ekonomi Politika Güncel Dünya Spor Yaşam Bilim ve Teknoloji Kültür ve Sanat Eğitim E-Gazete Yazı Dizisi Her Taraf Yazarlar  
Mithat Sancar MEO VOTO 12.03.2009
Mithat Sancar
Bir kez daha: “Darbe nedir?”
Yazdır
Yazıyı Paylaş:
Mithat Sancar - Bir kez daha: “Darbe nedir?” Mithat Sancar - Bir kez daha: “Darbe nedir?” Mithat Sancar - Bir kez daha: “Darbe nedir?” Mithat Sancar - Bir kez daha: “Darbe nedir?” Mithat Sancar - Bir kez daha: “Darbe nedir?” Mithat Sancar - Bir kez daha: “Darbe nedir?” Mithat Sancar - Bir kez daha: “Darbe nedir?” Mithat Sancar - Bir kez daha: “Darbe nedir?”
Mithat Sancar köşe yazılarını web sitenize ekleyin
Ergenekon davasında ek iddianame bitmiş. Dünkü Taraf’ın sürmanşetinden öğreniyoruz ki, bu iddianamenin eksenini “darbe teşebbüsü” oluşturuyor. Nihayet “darbe”, ilk kez açıkça yargılama konusu olacak. Ama bazı kesimler, hâlâ ısrarla darbe hazırlıklarıyla ilgili bilgileri ve Ergenekon davasını, “cumhuriyetçi değerlere ve cumhuriyete” karşı bir komplo olarak göstermeye çalışıyorlar.

Bir süredir darbeye dair yeniden bir şeyler yazmak istiyorum; ama her seferinde bu mevzuda söyleyecek yeni bir şey bulamadığımı fark edip, vazgeçiyorum. Taraf’ın dünkü haberi üzerine, bundan iki yıl kadar önce Birgün’de yayınlanan yazımı kısaltarak paylaşmaya karar verdim:

***

Darbe nedir? Bu sorunun cevabını benim kuşağım iyi biliyor; kuşağımın büyükleri daha da iyi biliyorlar. Bu insanlara “darbe”yi anlatmak zor değil; ama zaten gerekli de değil. Bir kısmının yaşam öyküsü canlı cevap olarak duruyor gözlerimizin önünde.

Lakin aynı soru bir çocuktan geldiğinde durum değişiyor. On yaşındaki kızım Dicle, televizyonda sürekli “darbe” sözcüğünü duyunca, birden bu soruyu sordu geçen gün:

Darbe nedir?

Nereden başlarsınız, nasıl anlatırsınız? Askerler yönetime el koyarlar, demokrasi rafa kaldırılır, özgürlükler boğulur, aykırı görülen herkes ve her şey ayıklanır... Baskınlar, gözaltılar, işkenceler, uyduruk yargılamalar, yargısız infazlar...

Yok, böyle olmayacak. Onun çocuk ruhuna kaldıramayacağı kadar ağır korkular sokmaya hakkımız yok. Bir de, darbeyle bağlantılı o “kötülükler”den her birini çocuk diline çevirmek de kolay değil.

Kestirme ve sade bir cevapla başlamak iyi olabilir:

– “Darbe kötü bir şey kızım.”

– “Nasıl yani?

Buyurun bakalım, kaçacak yeriniz varsa kaçın! Mecburen ve öğrendiğinizi sandığınız ölçüde “çocuk dili”ni gözeterek anlatmaya başlıyorsunuz. Gözlerinden bulutlar geçtiğini, yüzünde kaygı ifadeleri belirdiğini fark etmemeniz mümkün değil.

– “Peki, geçer mi bu darbe?”

Hiçbir darbenin fiziksel açıdan kalıcı olmadığını, ama hepsinin de kalıcı hasarlar bıraktığını ve geçene kadar da birçok acı yaşattığını anlatmak yerine, çocuğu rahatlatacak bir şeyler söylemek daha iyi olur galiba.

– “Kızım, henüz olmadı, olmayacak da herhalde.”

Biraz rahatlamış görünüyor. Bir süre susuyor, elindeki boncuklarla kolye ve bilezikler yapmaya devam ediyor. Ama yüreğindeki baharlar gibi rengârenk o boncuklar ve düşler dünyasına kendini tam olarak veremiyor belli ki. Konuşulanları kendi dünyasındaki kodlarla eşleştirmeye, böylece anlamlandırmaya çalışıyor olmalı.

Sonra o küçücük deneyim dağarcığındaki imgeleri biraraya getirerek durumu kendince çözüyor:

– “Yoksa darbe, ‘Çemberimde Gül Oya’da olan şey mi? Hani her yerde askerler vardı, iyi abilere ve ablalara kötülükler yapılıyordu, öyle değil mi?

– “Eh işte kızım, öyle bir şey.”

İmge dünyasında gezinirken en korkunç noktaya çarpmış olmalı ki, birden gözleri büyüyor, sesi titriyor, ağlayacak gibi oluyor:

– “Ama orada insanlar kitaplarını da saklıyorlardı. Ben bu kadar kitabımı nereye saklarım?”

Dicle okumayı çok seviyor, kitaplarına çok düşkün. Yaşı için epey zengin sayılacak bir kütüphanesi de var. Kitaplarını özenle seçiyor, dikkatle yerleştiriyor. Hepsini de tanıyor, her birinin yerini biliyor. İşte darbeyi onun için korkunç hale getiren de, bu değerli varlıklarının başına kötü bir şey gelecek olması ihtimali.

Başka söze gerek var mı sizce? Galiba var; ama çocuklara değil, o dönemin yıkımlarına ve acılarına doğrudan maruz kaldıkları veya tanıklık ettikleri halde, hâlâ darbeden medet umanlara söyleyecek sözümüz var:

Ruhlarınızı korkulara yem ederken çocukların gözlerine hangi yüzle bakacaksınız? Bu çocuklar yarın büyüyüp de, “o zamanlar neredeydin, ne yaptın” diye sorduklarında, “sizi şeriat tehlikesinden korumak için darbeye destek verdim” mi diyeceksiniz? “Kendi değerlerinize ve iradelerinize sahip çıkıp, idealleriniz için mücadele etmek yerine, hâkî eteklere tutunacak kadar aciz miydiniz” diye sorsa içlerinden birileri, ne cevap vereceksiniz?

***

Darbe ve Ergenekon tartışmaları bağlamında eylem ve tutumlarımızı bir kez daha gözden geçirmeye yardımcı olacağı umuduyla, Avusturya edebiyatının önemli deneme yazarlarından Manés Sperber’den bir alıntıyla tamamlamak istiyorum bu yazıyı:

Bir eylem, sonuçları bakımından, eylemde bulunanın amaçladıklarının ve dahası kestirdiklerinin çok ötesine uzanabilir. Bu, kötü bir yazgıyı engellemek için gerçekleştirilen trajik nitelikteki bir eylem için geçerlidir. İkinci olarak, yüceleştirilmiş eylem diye bir eylem türü vardır; bu eylem, yapılması gerekenin tersine, nedenler bağlamında değil, fakat eylemde bulunanın üstüne tutulan projektör ışığında değerlendirilebilir.

 

Diğer Mithat Sancar Makaleleri:
  1. Barışın dili - 02.09.2010
  2. Eski tarz-ı siyasete karşı evet! - 26.08.2010
  3. Barışa evet - 19.08.2010
  4. Demokrasi yürüyüşü - 12.08.2010
  5. O “devlet politikası”ndan nasıl kurtuluruz - 05.08.2010
  6. Çözümsüzlükten ırkçılık batağına! - 29.07.2010
  7. 12 Eylül’le hesaplaşmak - 22.07.2010
  8. Futbol ve demokrasi - 15.07.2010
  9. Çözümsüzlüğün ve çözümün bedeli - 01.07.2010
  10. Barış umudundan iç savaşın eşiğine... - 24.06.2010
  11. Yalan ve aptallık - 17.06.2010
  12. Yazmak mı zor, susmak mı - 10.06.2010
  13. Güvenlik ideolojisinin çöküşü - 03.06.2010
  14. 27 Mayıs’ın efsunu - 27.05.2010
  15. CHP’de siyasete dönüş (mü) - 20.05.2010
 Tüm makaleleri >>

 
 
Haberler:
  Biz yaşadık, gelecek nesiller yaşamasın diye
  Neye ‘Evet’ diyeceksiniz
  12 yıl önce aslında ne oldu
  Beşiktaş’tan son dakika golü
  Yobo geçmişi çoktan unutmuş
  Guus Hiddink’ten teknik açıklamalar
  Uğur İnceman imza attı
  Arjantinli, Florya’yla tanıştı
  12 Dev Adam dörtte dört yaptı, liderliği garantiledi
  Pakistanlı kriketçi rolünü de kaybetti
  Mourinho zaman istedi
  İnsanlar tırsmakta haklı
  Zorba tam bir güneş insanı
  Gabor rahatsızlandı ve yine hastanede
  Michael Douglas kanseri yenecek

 BUGÜNKÜ YAZARLAR
KUM SAATİ
Ahmet Altan - 02.09.2010
Başörtüsü
OKUMA NOTLARI
Halil Berktay - 02.09.2010
[Kölelikten Türklüğe]
ARADA
Markar Esayan - 02.09.2010
Bu saklambaçta ebe nerede
NEDEN OLMASIN
Nabi Yağcı - 02.09.2010
Fötr ve kasket
MANİFESTOM
Yıldıray Oğur - 02.09.2010
Öcalan Suriye’den nasıl çıkarıldı -1
SİVİLAY ABLA
Dr. Sivilay Genç - 02.09.2010
EVET oyu AKP ilişkisi
YENİ AVRUPA
Sezin Öney - 02.09.2010
Sürgün
MEO VOTO
Mithat Sancar - 02.09.2010
Barışın dili
ARAYIŞ
Erol Katırcıoğlu - 02.09.2010
Biz burnumuzu sokacağız, bilesiniz
EŞİKTEN EŞİĞE
Fikret Doğan - 02.09.2010
Futbolcular ve fahişeler
ÇAYLAK RAPORU
Uğur Karakullukçu - 02.09.2010
Kendi ligine yabancılar
Anasayfa | Ekonomi | Politika | Güncel | Dünya | Spor | Sağlık | Yaşam | Bilim ve Teknoloji | Kültür ve Sanat | Eğitim | Yazı Dizisi | Her Taraf | Yazarlar
Reklam | Yazarlar | Künye | Haberler RSS | Yazarlar RSS | E-Gazete

Köşe Yazısı: Bir kez daha: “Darbe nedir?” - Mithat Sancar
03.09.2010 05:54:24