Bugün bayram! Ne çok şarkı, türkü, şiir, deyiş vs. vardır bayrama dair. Yazıya oturur oturmaz, fark ettim ki, zihnim bunların işgali altında.
Barış Manço’nun sesi çınladı önce: “Bugün bayram erken kalkın çocuklar/ giyelim en güzel giysileri.” Tamam, artık çocuk değilim; yine de erken kalktım. Kocaman adam olmuşuz, işimiz gücümüz var, dünyanın meseleleri bizden sorulur! E haliyle “en güzel giysilerimi(zi) giymek” için olamaz erken kalkışımız. Benim derdim, bu yazıyı yetiştirmek!
Bayram neşe, sevinç, huzur, kardeşlik demektir. İşte en beylik bayram şarkısı da öyle diyor zaten: “Hayat bayram olsa/ insanlar el ele tutuşsa/ birlik olsa/ uzansak sonsuza.”
Bugün bayram; ama hayat öyle değil! Ne yurtta barış var ne de cihanda! Sahi iki gün sonra “Dünya Barış Günü” değil mi? Cihanı bırakalım bir kenara, bu memleket kaç bayramdır barışa hasret! Bu bayramı da, barışa en uzak noktada idrak ediyoruz. En çok Cem Karaca’nın sesinden duymaya alıştığımız şarkının sözlerini “barış”a uyarlamak, münasebetsizlik olmaz herhalde: “Hayatta hiçbir şeyim az olmadı senin kadar.”
Barış olmayınca, bayram da bayram olmuyor haliyle. O zaman da hasret kalıyoruz pek çok olağan güzelliğe. Ahmed Arif’le devam edelim: “barışa, bayrama hasret/ uykulara, derin, kaygısız, rahat/ otuziki dişimizle gülmeğe/ doyasıya sevişmeğe, yemeğe.”
Bu hasret, doludizgin devam ediyor. Ölüleri saymakla meşgulüz hâlâ! Hava harekâtında şu kadar “terörist etkisiz hale getirildi” diye anons ediyor Genelkurmay, bayram kutlama mesajı niyetine herhalde.
Yazının devamını okumak için tıklayın.