Kürt sorununda “güvenlik politikaları”nın belirleyici olduğu bütün yollar, 1990’lara çıkar. 1990’lar ise, bu ülke için “cehennemin öbür adıdır”.
Hükümet, uzun süredir bu yolu takip ediyor. Her adımda, cehenneme biraz daha yaklaşıyoruz. Uyarı levhalarını kimsenin taktığı yok. Çukurca, Uludere, “MİT krizi” gibi tehlikeli kavşaklar da işe yaramamış anlaşılan. İki üç gündür olup bitenler bunun apaçık kanıtı!
Toplumsal hafızamız zayıf olabilir; ama şu basit soru, unutkanlık perdesinin aralanmasına yardım edebilir: En son ne zaman yaşanmıştı bu “Newroz görüntüleri”?
Önceki gün İstanbul’un bir bölgesi savaş alanı gibiydi; bugün onlarca şehrin tamamı öyle. Polisin insafsız müdahalesi, İstanbul’da BDP’li Hacı Zengin’in ölümüne; birçok insanın da yaralanmasına yol açtı. Bugün gelen haberlere göre, polisin şiddeti her türlü ölçüyü ve sınırı aşmış durumda. Ahmet Türk’ü bile alenen darp etmişler. Kara haberlerin giderek artacağı neredeyse kesin maalesef.
Peki, bütün bunlar neden? Geçen seneki, ondan önceki ve son on senedeki Newrozlara bakarsanız, bu sorunun cevabını bulabilirsiniz. O vakitlerde yasak yoktu; ufak tefek taşkınlıklar dışında olay da yoktu.
Bu sene BDP, Newroz’u 18 martta kutlamak istedi. Hükümet, bunu kabul etmedi. Gerekçe, Newroz’un tarihinin 21 Mart olduğu ve ancak o günde kutlanabileceği! Ne kadar inandırıcı değil mi ve de ne kadar demokratik? Dönüp bakın az geriye, bizzat bu hükümetin kaç kere “Nevruz” kutlamalarını 21 marttan önce başlattığını görürsünüz.
İçişleri Bakanı sıfatını taşıyan zatın ve valiliklerin bu açıklamaları tam bir “sefalet” örneği. Onları bu durumdan kurtarmak için, güvenliğe dair teknik sebeplere dayalı daha “makul” gerekçeler uydurma çabaları daha da sefil! “Provokasyon” tehlikesi var diyenlere, şu yaşananlar karşısında, “bu yasaktan daha büyük bir provokasyon var mı” diye sormak bile anlamsız! Bütün bunları görebilmek için ise, kuvvetli bir hafızaya gerek yok; birazcık vicdan yeter de artar!
Newroz yasağının ve bunu takip eden polis şiddetinin asıl sebebi, hükümetin güvenlik politikalarında ısrar etmesidir bence.
Yazının devamını okumak için tıklayın.