“
Bir hakikat sözü, bütün dünyayı alt edebilir.” Birkaç ay önce ölen Rus yazar Aleksandr Soljenitsin’e ait bu söz, sözün gücünü yalın ve çarpıcı bir biçimde anlatır.
İnandırıcılığı kalmamış tezleri tedavülde tutmanın muhtelif yolları vardır. Zamana ve şartlara göre değişir bu yollar. Meselâ o tezleri akademik veya diplomatik bir dille sunmak, bu yollar arasındadır. Böyle bir tercihin uzantılarından biri de, o tezleri yaygınlaştıracak her şeyi yapmak, ama mümkünse hiç tartışmaya sokmamaktır. İlle de tartışma olacaksa; ruhsuz ve hakikatsiz bir dilin kullanıldığı dar çevreler en iyisidir. Bu çevrenin dışından sesler yükselmeye başlayınca, o zaman vicdanın sesini bastıran yoğun bir gürültü çıkarma taktiği uygulanır, böylece hakiki bir tartışmanın önü kesilir. Zira “büyük kamu”nun önünde tartışmak, büyük bir risktir. “
Zulüm politikaları”nı, soğuk aklın terimleriyle savunmak, acının harlı ateşine dalmak gibi bir şeydir. Çaresi yok, yanarsınız.
İsrail, Filistinlilere uyguladığı zulüm politikalarını meşru göstermek için her aracı kullanıyor. Dünyanın merkez medyasından gördükleri güçlü destek, bu politikaların savunucularını rahatlatıyor, giderek şımartıyor.
İsrail’i eleştirmek, bir tabu haline getiriliyor. Gücün her türlü pervasızlığına karşı suskunluğun neredeyse emredildiği bir dünya tasarlanıyor böylelikle. Biliyoruz ki, tabular, ancak dilsizlik ve suskunlukla var olabilir. Çünkü bir söylemin, bir meşruluk stratejisinin istikrarını bir tek sözcük bozabilir.
Davos’ta Başbakan Erdoğan’la tartışan Peres’in dilinde o tabuya güvenin, o destekten gelen rahatlığın ve şımarıklığın tüm izleri vardı. Lakin zulmün pervasız bir şımarıklıkla savunulması, en az zulmün kendisi kadar, belki ondan da fazla acıtıyor mağdurları ve vicdanları; isyana teşvik ediyor adeta. Erdoğan’ın sesine rengini veren ise, tam da o vicdan acısıydı bana göre.
Komplo teorilerine, siyasal hayatı açıklamaya dönük kocaman senaryolara aklım ermez. Ben gözümün önündekine bakar, “anlam”ı gördüklerimden çıkarmaya çalışırım.
Yazının devamını okumak için tıklayın.