BELFAST / Belfast’a ayak basınca heyecanlandığımı; bu şehre, mistik çağrışımlarla kuvvetlenen bir sempati duyduğumu yazmıştım dün. Bu hislerim, meselenin politik boyutunda kaldığımız süre içinde pek değişmedi.
Şehre tepeden bakan bir binada K. İrlanda Ofisi görevlilerinden, sorunun tarihçesi ve bugünkü durumu hakkında brifing aldık önce. Ardından parlamentoya geçtik. Sinn Fein’li başkan yardımcısıyla bir görüşme yaptık.
Renkli geçtiğini söyleyemem bu görüşmenin; ama “kritik” mevzular etrafında dolandığımız da bir gerçek. Bilhassa çatışmaların açtığı derin yaraların, “barış süreci” sonrası döneme etkilerine ve bunlarla baş etme yollarına dair konuşulanlar bana çok önemli geldi.
Sinn Fein, geçmişteki suçların ve ihlallerin aydınlatılması için bir “uluslararası hakikat komisyonu” kurulmasını talep ediyor. Birlikçilerin buna itirazı var. Kısacası bu konuda taraflar arasında derin bir görüş ve tutum ayrılığı mevcut. Galiba asıl sebep, her bir tarafın, kendi acısını ve mağduriyetini öne çıkarması; sorumluluğu da diğer tarafa havale etmesi. “Mağduriyetler hiyerarşisi” ve/veya “acıların yarıştırılması” diyebileceğimiz bu katı algı, kimden gelmiş olursa olsun bütün suçları/ihlalleri ve her türlü sorumluğu aydınlatacak bir komisyon fikri üzerinde mutabakata varmayı şimdilik imkânsızlaştırıyor.
K. İrlanda’da “geçmişle hesaplaşma” konusu, her zaman ilgimi çekmiştir. Başka toplumların tecrübeleriyle karşılaştırılması ve kestirmeden anlaşılması/anlatılması gerçekten çok zor! Bunu başka bir yazıda ayrıca ele almak istiyorum. Şimdilik şu kadarını söylemekle yetineyim.
K. İrlanda, bölünmüş bir toplumun bütün özelliklerini fazlasıyla taşıyor. Öyle böyle bir bölünme değil bu! Mesela Belfast’ta yaptığımız kısa şehir turunda, otobüsün penceresinden gördüğümüz manzaralar bile, derin bir ürperti duymamıza yetiyor.
Yazının devamını okumak için tıklayın.