Kelimeleri önce perişan ediyoruz, sonra medet umuyoruz onlardan! Onlara hayat veren şartları ve anlamları talan ediyoruz, ardından bizi kendi yarattığımız sefaletten kurtarmalarını bekliyoruz. Bugüne kadar pek çok kelimeye reva gördük bu muameleyi. Şimdilerde “müzakere” kelimesini aldık bu tezgâha. Eziyete en fazla maruz kalan kelimeler arasında, “müzakere” ilk sıraya yerleşti son zamanlarda.
“Müzakere”nin, içinde bulunduğumuz kanlı girdaptan çıkmamıza yardım edecek en ehil rehber olduğundan şüphem yok. Böyle düşünenlerin sayısı da hiç az değil görebildiğim kadarıyla. Lakin “müzakere”nin yolu yordamı ve icapları dersinden hep ikmale kalıyoruz. İkmalin bedelinin çok ağır olduğunu biliyoruz. Kaç kere tecrübe ettik bunu. Buna rağmen, telafi imtihanında hep aynı yanlışları yapıyoruz ve yine ikmale kalıyoruz. Girdap böyle bir şeydir işte. Her ikmalde, daha da kanlı hale geliyor bu girdap.
Daha önce de yazdım; müzakere, çatışmaların barışçıl çözümünde kullanılan muhtelif araçlardan oluşan “çok katmanlı, çok boyutlu bir süreç”tir. Bu araçlardan hangisinin hangi durumlarda nasıl bir sonuç vereceği, çatışmanın niteliğine ve ilgili toplumun şartlarına göre değişir. Genel açıklamaları ve başka örnekleri bir kenara bırakalım, Kürt sorunu bağlamında konuşalım.
PKK’nin silahlı mücadeleye başlamasından bu yana, Kürt sorunu şiddetle iç içe geçti. Bir yanda, Kürtlerin hak ve statü talebi; diğer yanda, bunu silah kullanarak gündeme getiren bir örgüt! PKK, sadece silahlı birimlerden ve silahlı mücadeleden oluşan bir örgüt değil; yaygın bir siyasal yapılanmaya ve güçlü bir toplumsal desteğe de sahip. Ancak PKK’nin bel kemiğinin silah olduğu da bir gerçek.
Yazının devamını okumak için tıklayın.