İktidar nedir? Diyebiliriz ki, siyaset bilimi, bu soru ve ona verilen cevaplar üzerine kuruludur. Ciltler dolusu tanımı ve tasviri yapılmıştır iktidarın. Bana en açıklayıcı gelen cevabı ise, Arjantinli bir mafya babası vermiştir: “İktidar dokunulmazlıktır.”
Bu hikâyenin devamını Eduardo Galeano’dan dinleyelim: “O, ne dediğini gayet iyi biliyordu. Bu cümleden kısa bir süre sonra, bir yargıç, adam öldürmekten hakkında tutuklama emri çıkarttı. Bu onun dokunulmazlığının ve iktidarının sonunun başlangıcıydı: Ağzına bir kurşun sıkarak intihar etti.”
Galeano’yla devam edelim: “Dokunulmazlık suçun ödülüdür, tekrarını teşvik eder ve propagandasını yapar. Aşağıdan korkutmak için ceza korkuluğunu kullanan düzen, yukarıdan suçu zafer olarak ödüllendirmek için dokunulmazlığı yükseltir. Demokrasi bu alışkanlıkların sonuçlarını öder.”
Türkiye’de bir iktidar sistemi, adım adım çözülüyor. Her iktidar, çözülmeye karşı az ya da çok, ama mutlaka direnç gösterir. Çözülmekte olan iktidar sisteminin merkezindeki ordu da, bu akışı durdurmak, en azından yavaşlatmak için çırpınıyor. Ama iktidar kaybı, kaybetmekte olduklarını hisseden muktedirlerde gerçeklik duygusunu da çözüyor. 2003’ten beri birbirine eklenerek bugüne kadar gelen “darbe planları”, bu durumun açık kanıtını oluşturuyor. İktidarlarını kurtarmak için yaptıkları her plan, “başkalarının” yok edilmesini hedefliyor. Böylece kavgayı, kaçınılmaz olarak “ölüm-kalım” noktasına tırmandırıyor. Gerçeklik duygusunu yitiren muktedirler, sonuçta kendilerine daha fazla dokunulmasını adeta mecburi hale getiriyorlar.
Kendilerine dokunuldukça, iktidarlarını daha fazla kaybettiklerini mutlaka fark ediyorlardır, ama bunu kabullenmeye bir türlü yanaşmıyorlar.
Yazının devamını okumak için tıklayın.