1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
Reklam | Künye | İşbirliği | İletişim 03 Eylül 2010 Cuma 06:29
Haber Ara :
Taraf Gazetesi
Sitemiz saat 13:00'dan sonra güncellenmektedir.
Anasayfa Ekonomi Politika Güncel Dünya Spor Yaşam Bilim ve Teknoloji Kültür ve Sanat Eğitim E-Gazete Yazı Dizisi Her Taraf Yazarlar  
Murat Belge TÜRKİYE'NİN HALLERİ 04.10.2008
Murat Belge
Altınova dolayısıyla
Yazdır
Yazıyı Paylaş:
Murat Belge - Altınova dolayısıyla Murat Belge - Altınova dolayısıyla Murat Belge - Altınova dolayısıyla Murat Belge - Altınova dolayısıyla Murat Belge - Altınova dolayısıyla Murat Belge - Altınova dolayısıyla Murat Belge - Altınova dolayısıyla Murat Belge - Altınova dolayısıyla
Murat Belge köşe yazılarını web sitenize ekleyin

Şimdi Altınova’da patlak verdi. Her an, her yerde olabilir. Nitekim yıllardır oluyor. Ama olabileceğinden daha seyrek ve olabileceğinden daha yumuşak oluyor. Şaşmamız gereken de bu –olması değil. “Niçin daha kötü değil” sorusunun cevabı da, herhalde, bu ülkede yaşayan insanların büyük çoğunluğunun iyi yürekli, aklı başında insanlar olması.

Yoksa işi fiştekleyenler az değil, yaptıkları işler de azımsanacak gibi değil. Daha yıllar önce İzmir’e bir gittiğimde tanık olmuştum. Birilerinin “Kürt’lerden alışveriş etmeyin” dediğini, “Kürt kadınlarını gündelikçi tutmayın” dediğini. Çanakkale’nin bir ilçesinde “keçinin ırzı” sorunu çıkmıştı. Gelen cenazelerde sürekli bir “etnik milliyetçilik” âyini yaşanıyor; yaşanması teşvik ediliyor. İletişim kanallarına geçmeyen o kadar çok olay var ki. Örneğin Ege’ye çalışmaya gelmiş Bitlisli taş ustalarını, rekabet istemeyen yerlilerinin “Bunlar PKK’lı! Konuşmalarını duyduk!” diye ihbar edip günlerce sopa yemelerine yol açtıklarını ben kendim gözlemledim, yıllar önce.

Bunların bir kısmı, şu son anlattığım gibi, kendini açıkgöz bellemiş birilerinin çıkar amaçlı kurnazlıklarıdır, diyelim. “Olur böyle şeyler, insan bu,” diyelim. Ama birileri belirli bir ortam yaratmazsa, olmaz böyle şeyler. Açıkgöz, bu kapıyı açık bulmasa, kendine başka yol arar. Öyle değil, yukarıdan aşağıya pompalanan propagandayla biçimleniyor bu atmosfer. “Şehit cenazesi”nden “askere gitme töreni”ne, medyada yazılıp çizilenden verilen resmî demeçlere, şimdi Altınova’da olanın her yerde olmasına imkân veren altyapıyı el birliğiyle hazırlıyoruz.

Peki, neden? Nereye varmak üzere?

Baştan bakalım soruna: Cumhuriyet’in kuruluşundan beri bu ülkede “Kürt isyanı” diye bilinen bir olay tekrarlanmış. Seksenlerde bir ölçüde biçim değiştirerek (“PKK terörü” denilen biçimi alarak) yeniden alevlenmiş ve bu sefer dozu artıp eksilen, ama kesintisiz bir silâhlı mücadele olarak sürüyor.

Bunun “bölücülük” olduğunu ve buna izin ya da taviz vermeyeceğimizi ilân ediyoruz. Sorunun bütün sorumluluğunu üstlenen generaller, son zamanlarda, “bölücü örgüte yeni katılımları önlemenin önemi” üstüne konuşmaya başladılar. Peki, kim katılıyor, niçin katılıyor?

Kürt olduğu için ve bu ülkede Kürtler’in hak ettikleri hak ve özgürlüklerle yaşamadıklarına, bunun engellendiğine inandıkları için. Aramızdan bazıları bu “inanç”ın yanlış olduğunu söylüyor. Yanlış olduğunu gösterecek inandırıcı kanıt bulmakta zorlansa da bunu söylüyor. Ama başkaları ne söylüyor?

İşte, Altınova. Medyada okuduğumuz doğruysa, orada bir Kürt yapılmaması gereken bir şey yapmış. Suç işleyen hukuk prosedürü içinde cezalandırılır. Ama Altınova’da ahalinin bir kısmı cezalandırma işini kendi yapmaya karar veriyor. Nasıl yapıyor bunu? Sözkonusu olayla ilgisi olmayan başka Kürtler’in evlerine, dükkânlarına saldırarak. Yani, olan olaydan bütün Kürtler’i toplu olarak sorumlu sayarak, hepsini birden düşman ilân ederek.

Böyle böyle mi, kökeni Kürt olan bir insanı “ben burada yaşamalıyım” düşüncesine kazanacağız?

“Altınova’da tahrik sonucu insanlar galeyana gelmiş! Ne büyütüyorsun?” diyenler çıkacak. Peki, her gün biraz daha büyük bayraklar asıp “Biz Türk’üz” demekle kendini Türk hissetmeyen yurttaşı daha mı yakından bağlıyoruz bu ülkeye? Manevra, tatbikat yapıp, Silahlı Kuvvetleri’mizle Peşmerge kılığında insanları “etkisiz hale getirme” gösterisini kamuoyuna sunduğumuzda, o elbiseleri sahiden giyen insanların gönlünü mü kazanıyoruz? Bir kışlanın adını “Mustafa Muğlalı” koyduğumuzda, bu topraklarda yaşayan milyonlarca Kürt, gözleri minnet yaşlarıyla dolarak, “Bizi ne çok seviyorlar. Burası benim cennet vatanım” yollu düşünceler mi geçiriyor zihninden?

Bu saydıklarım “tahrik olmuş” vatandaşların masum tepkisi mi?

Sayacak daha pek çok şey var üstelik.

Her metodoloji, bir amaca göre düşünülmüştür, ona göre sonuç verir. “Boşanma”nın metodolojileri vardır, “aşk ilânı ve evlilik önerisi”nin metodolojileri vardır. Bunlar her bireysel durumda ufak tefek değişiklikler gösterir ama birini öbürünün yerine koyarsanız, alacağınız sonuç istediğiniz sonuç değildir.

 

Diğer Murat Belge Makaleleri:
  1. Kısa bir Kıbrıs ziyareti - 31.08.2010
  2. Bolu üstünden Ankara - 29.08.2010
  3. Neyin ‘boykot’u - 28.08.2010
  4. Referandum öncesinde - 27.08.2010
  5. Diaspora ve ‘Tapınak Bekçileri’ - 24.08.2010
  6. Bir ‘müzik gecesi’ - 22.08.2010
  7. Öğretmenliğin yılan hikâyesi - 21.08.2010
  8. Öğretmenlik hikâyesi - 20.08.2010
  9. Hasankeyf - 17.08.2010
  10. Barışın yolu yordamı - 15.08.2010
  11. “Devletle çözelim” formülü - 14.08.2010
  12. Kürt sorununda son durum - 13.08.2010
  13. Kesinlik ve şüphe dengesi - 10.08.2010
  14. Kooptasyon’un bitişi - 08.08.2010
  15. Yeniden ‘Seçim/kooptasyon’ konusu - 07.08.2010
 Tüm makaleleri >>

 
 
Haberler:
  Biz yaşadık, gelecek nesiller yaşamasın diye
  Neye ‘Evet’ diyeceksiniz
  12 yıl önce aslında ne oldu
  Beşiktaş’tan son dakika golü
  Yobo geçmişi çoktan unutmuş
  Guus Hiddink’ten teknik açıklamalar
  Uğur İnceman imza attı
  Arjantinli, Florya’yla tanıştı
  12 Dev Adam dörtte dört yaptı, liderliği garantiledi
  Pakistanlı kriketçi rolünü de kaybetti
  Mourinho zaman istedi
  İnsanlar tırsmakta haklı
  Zorba tam bir güneş insanı
  Gabor rahatsızlandı ve yine hastanede
  Michael Douglas kanseri yenecek

 BUGÜNKÜ YAZARLAR
KUM SAATİ
Ahmet Altan - 02.09.2010
Başörtüsü
OKUMA NOTLARI
Halil Berktay - 02.09.2010
[Kölelikten Türklüğe]
ARADA
Markar Esayan - 02.09.2010
Bu saklambaçta ebe nerede
NEDEN OLMASIN
Nabi Yağcı - 02.09.2010
Fötr ve kasket
MANİFESTOM
Yıldıray Oğur - 02.09.2010
Öcalan Suriye’den nasıl çıkarıldı -1
SİVİLAY ABLA
Dr. Sivilay Genç - 02.09.2010
EVET oyu AKP ilişkisi
YENİ AVRUPA
Sezin Öney - 02.09.2010
Sürgün
MEO VOTO
Mithat Sancar - 02.09.2010
Barışın dili
ARAYIŞ
Erol Katırcıoğlu - 02.09.2010
Biz burnumuzu sokacağız, bilesiniz
EŞİKTEN EŞİĞE
Fikret Doğan - 02.09.2010
Futbolcular ve fahişeler
ÇAYLAK RAPORU
Uğur Karakullukçu - 02.09.2010
Kendi ligine yabancılar
Anasayfa | Ekonomi | Politika | Güncel | Dünya | Spor | Sağlık | Yaşam | Bilim ve Teknoloji | Kültür ve Sanat | Eğitim | Yazı Dizisi | Her Taraf | Yazarlar
Reklam | Yazarlar | Künye | Haberler RSS | Yazarlar RSS | E-Gazete

Köşe Yazısı: Altınova dolayısıyla - Murat Belge
03.09.2010 06:29:50