Şimdi Altınova’da patlak verdi. Her an, her yerde olabilir. Nitekim yıllardır oluyor. Ama olabileceğinden daha seyrek ve olabileceğinden daha yumuşak oluyor. Şaşmamız gereken de bu –olması değil. “Niçin daha kötü değil” sorusunun cevabı da, herhalde, bu ülkede yaşayan insanların büyük çoğunluğunun iyi yürekli, aklı başında insanlar olması.
Yoksa işi fiştekleyenler az değil, yaptıkları işler de azımsanacak gibi değil. Daha yıllar önce İzmir’e bir gittiğimde tanık olmuştum. Birilerinin “Kürt’lerden alışveriş etmeyin” dediğini, “Kürt kadınlarını gündelikçi tutmayın” dediğini. Çanakkale’nin bir ilçesinde “keçinin ırzı” sorunu çıkmıştı. Gelen cenazelerde sürekli bir “etnik milliyetçilik” âyini yaşanıyor; yaşanması teşvik ediliyor. İletişim kanallarına geçmeyen o kadar çok olay var ki. Örneğin Ege’ye çalışmaya gelmiş Bitlisli taş ustalarını, rekabet istemeyen yerlilerinin “Bunlar PKK’lı! Konuşmalarını duyduk!” diye ihbar edip günlerce sopa yemelerine yol açtıklarını ben kendim gözlemledim, yıllar önce.
Bunların bir kısmı, şu son anlattığım gibi, kendini açıkgöz bellemiş birilerinin çıkar amaçlı kurnazlıklarıdır, diyelim. “Olur böyle şeyler, insan bu,” diyelim. Ama birileri belirli bir ortam yaratmazsa, olmaz böyle şeyler. Açıkgöz, bu kapıyı açık bulmasa, kendine başka yol arar. Öyle değil, yukarıdan aşağıya pompalanan propagandayla biçimleniyor bu atmosfer.
Yazının devamını okumak için tıklayın.