Başbakan bugünlerde yeniden yedi düvelle kavgaya girdi. Bir cephede Çanakkale’ye çıkarma yapanlarla dövüşüyor, öbür cephede 1915’te kıyılanlarla ve ayrıca bu işin kötü bir iş olduğunu söyleyenlerle. Bir bakıma, hâlâ Birinci Dünya Savaşı ortamında yaşıyoruz. Yaşamamız da normal, çünkü o yılların sorunlarını aşmak için gerekeni yapmadık. Başbakan’ın bugünkü kavgalarını da aşmamak üzere.
Bizim gibileri hedef alan “Türkiye’nin avukatı ol!” sözü ciddi endişe verici bir yaklaşım sergiliyor. Dünyada doğru olarak ne görüyorsam, onu savunurum. Neyi, hangi doğruyu savunacağımı da Tayyip Erdoğan’dan öğrenecek değilim.
Çanakkale konuşmalarında tarih nosyonundan uzak veya tarihte olanları Milli Eğitim Bakanlığı ruhsatlı ders kitaplarından öğrenmiş bir adam gibi konuştu. Bizden özür dilemesi gerekenler (Çanakkale’ye saldırdıkları için) bize iftira ediyormuş (Ermenileri öldürdük diye).
Birinci Dünya Savaşı’ndan söz ediyoruz. Britanya-Fransa-Rusya üçlü itilafı Almanya ile savaşta Akdeniz’de Alman savaş gemilerini kıstırıyorlar. Alman gemileri Çanakkale Boğazı’nın ağzına kadar kaçıyor. 10 Ağustos 1914’te boğazdan geçme izni vererek bu gemileri kurtarıyoruz (Enver’in oldukça karakuşî emriyle). Durumu kurtarmak için de “satın aldık” diyoruz. Alman denizciler kafalarına fes geçirip Osmanlı oluyor.
Yazının devamını okumak için tıklayın.